Emre Alkin: Karambolde enflasyonu unutmayalım

Sabahtan akşama yoğun bir haber bombardımanı altındayız. Vaka sayısı ve hayatını kaybedenlere baktıkça elbette moraller bozuluyor. 

Koronavirüsü ile alakalı haberlerin arasında Cuma günü enflasyon oranları açıklandı. Tabii yeterince odaklanamadık. Hatırlarsanız iki hafta önce şu şekilde bir yorumda bulunmuştum: 

"...Şu an için vatandaşın rahatsız olacağı bir fiyat artışının gerçekleşmesi mümkün değil. Dolayısıyla Mart ayı enflasyonunun yüzde 0.7 ya da daha düşük olacağını tahmin ediyorum. Yıl sonu enflasyonu için maalesef hâlâ tek hane beklentim yok. Zaten başka endişeler yokken bile beklentiler yüzde 10'un etrafında dönüyordu. Dolayısıyla, enflasyonun Merkez Bankası'nın beklentisi olan yüzde 8.2 olmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Ancak raydan çıkmasını da beklemiyorum. En azından koronavirüs tehditi devam ederken..."

Dediğimiz de çıktı: Yüzde 0.57 olarak açıklanan Mart ayı enflasyon oranı benim için şaşırtıcı olmadı. Ancak “Enflasyon beklentilerin üzerinde gerçekleşti’ diye yorum yapanların da tam olarak ne düşündüğünü de anlamadım doğrusu. 

Yıllık enflasyonun yüzde 11.86 seviyesine gerilemesi de beklentilerim dahilindeydi. Zaten EXCEL tablosuna rakamları doğru şekilde dizdikten sonra, enflasyonun aşağı yukarı ne çıkabileceği rahatlıkla hesaplanabiliyor. Dolayısıyla ortada şaşılacak bir durum yok. Birçok ticarethane ve müessese kapalı kaldığı için, doğru fiyat tespiti şu aşamada çok da mümkün değil.

Mart ayında fiyatı en çok artan ürünler, evlere en çok alınan ürünler olmuş. Mesela sivri biber ve çarliston biber, patates, limon, sarımsak. Koronavirüs karşısında vücut direncini en çok arttırdığı düşünülen tarımsal ürünlerde fiyat artışının normal karşılanması gerekir. TÜFE'nin detaylarına baktığımızda, 288 kalem mal ve hizmetin fiyatının arttığı, 98’inin fiyatının düştüğü görülüyor. 

Açıklanan bu rakamlar, bu yıl enflasyonist baskının teknik olarak son çeyreğe kadar kendini hissettirmeyeceğini ortaya koyuyor. Ancak, birçok kişinin işini kaybettiği bir ortamda fiyatlar genel seviyesinin artışındaki yavaşlama, vatandaşlar tarafından çok fazla hissedilmeyecek. 

Çünkü bizler TÜFE'deki 417 kalem mal ve hizmet ile hayatımızı devam ettirmiyoruz. Harcamada öncelik verdiğimiz 20-25 kalem mal ya da hizmet var. O kalemlerdeki fiyat artışları bizleri doğrudan etkiliyor. Fiyatı en çok artan ürünlere baktığımızda da birebir bu mal ve hizmetleri görüyoruz. Buradan hareketle enflasyonist bir baskı görmesem de içinde bulunduğumuz şartlar nedeniyle, hayat pahalılığında gözle görülür bir düzelme beklemiyorum diyebilirim.

Eğer devletimiz, stokçular ve durumdan istifade ederek fiyat artırmak isteyenlerin sayısının artmaması için yoğun denetimlere başlarsa bu sıkıntılı süreci daha büyük sıkıntılar yaşamadan atlatırız diye ümit ediyorum. 

 

Bu yazı Prof. Dr. Emre Alkin'in blogundan alınmıştır

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar