Ara 04 2017

Enflasyon 1 yıl daha çift hanede kalacak

Türkiye 2001 kriziyle büyük bedeller ödeyip kurtulduğu kronik yüksek enflasyon dönemine geri mi, dönüyor?

Finans piyasalarında dünden bu yana en çok sorulan ve üzerinde konuşulan konu bu. Devlet yetkilileri her ne kadar ‘Dövizdeki artış bizim sorunumuz değil’ yönünde açıklama yapsa da Türkiye gibi ekonomisinin dörtte biri ithalattan oluşan ve enerji ile finansman gibi ana girdi kalemleri döviz kurlarına bağlı olan bir ülkede gerçek farklı çıkabiliyor. 4 Kasım’da açıklanan Kasım ayı enflasyon rakamları da bunun en net göstergelerinden biri.

Dün açıklanan verilere göre yıllık bazda tüketici enflasyonu yüzde 12.98, üretici enflasyonu ise yüzde 17.30’u buldu. Peki bu yüksek enflasyon kronikleşir mi, yani kalıcı olur mu? Dünya gazetesinin birçok yazarı bu konuyu ele almış. 

Enflasyonun rekor düzeye ulaşmasının ardından kur artışının etkisine dikkat çekiyor Alaattin Aktaş ve ‘Çok büyük sürpriz miydi bu artış, tabii ki değildi.

Döviz kurunun böylesine hızla yükseldiği bir dönemde her ne kadar sürekli olarak “Ekonomimiz çok sağlam, kur artışı bize bir şey yapmaz” türü açıklamalar dinlemiş olsak da, kur artışının neler yapacağını biliyorduk, dün ilan edilen oranlarla da bunu görmüş olduk.’ diyor. Aktaş’a göre Aralık ayında baz etkisiyle düşmesi beklense de enflasyon yılı yüzde 12’nin üzerinde kapatacak. 

Peki bu enflasyon artışı nereden kaynaklanıyor? Yazısında maliyet enflasyonundaki artışa dikkat çeken ve bunu grafiklerle destekleyen İsmet Özkul ‘Gördüğünüz grafik ile tablo, enflasyonun ekonominin tüm organlarını sarmış bir kangren haline geldiğini gösteriyor’ diye yazıyor. Özkul’a göre asıl neden maliyetlerde döviz kurlarıyla birlikte yaşanan artışın yapısal ve güçlü bir hastalık haline gelmesi. Yazar, ‘Kah sebze meyveyi bahane ederek, kah et fiyatlarını suçlayarak, kah giyim ve ayakkabıda enflasyon hesap yönteminin değişmesini gerekçe göstererek sorunun boyutunu küçük göstermek artık hiç mümkün değil.’

Taner Berksoy ise Özkul gibi enflasyondaki yapısal bozulmaya dikkat çekiyor. Bizim gördüğümüz enflasyon oranının nedenselliğini anlatan çekirdek enflasyonu incelemiş.

Berksoy, şöyle diyor:

Tüketici fiyatlarının altında yattığı düşünülen çekirdek enflasyon (özel kapsamlı TÜFE göstergeleri) verileridir. Bu bağlamda etkili olduğu düşünülen üç kategoride de yıllık enflasyon düzeyi yüzde 12’nin üstünde ölçülmüştür. Çekirdek enflasyonun yüksek olması enflasyonun hız kesmesinin önümüzdeki aylarda da zor olacağına işaret eden bir bulgudur.’ Peki bu rakamları oluşturan ekonomik değişimler neler?.. Berksoy şunlara-ı söylüyor: ‘İlla kısa bir yanıt isterseniz bütçe dengesindeki dağılmaya, kaybedilen mali disipline, bol bulamaç verilen teşviklere, kamunun lüks nitelikli harcamalarındaki artışa bakın derim.

Noktayı ise gazetenin en deneyimli yazarlarından Osman Arolat koyuyor:

"Benim yaptığım hesaplamaya göre aralık ve ocakta baz etkisiyle gerilese de enflasyon yüzde 10’un altına inmeyip 2018’in üçüncü çeyreğine kadar çift haneli olmayı sürdürecek."