Ara 04 2017

Enflasyon 2003’ten bu yana en yüksek seviyesinde


Zarrab davasının domino etkisi hâlâ sıcaklığını korurken, Türkiye yeni haftaya enflasyon rakamlarından gelen yeni bir rekorla başladı.

Kasım ayında piyasa beklentilerinin üzerinde artan enflasyon, yıllık bazda yüzde 12,98'e çıkarak 2003 yılı temel alınan endekste en yüksek enflasyon kaydedilmiş oldu. Çekirdek enflasyon ise yüzde 12,08 ile 2004 Ocak ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.  

Buna göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) kasımda yüzde 1,49, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 2,02 arttı. Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 12,98, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 17,30’ye ulaştı.

Beklenti TÜFE’de aylık yüzde 1,08, yıllık yüzde 12,52 arttı. Tüketici fiyatları bazında kasımda en yüksek fiyat artışı yüzde 45,29 ile domateste, en fazla fiyat düşüşü yüzde 19,95 ile karnabaharda kaydedildi.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, "Enflasyonda Aralık'tan itibaren kalıcı düşüş süreci başlayacaktır; hükümetimiz bu amaç için gereken desteği vermeye devam edecek" dedi.

Hükümetin hazırladığı orta vadeli programda yıl sonu enflasyonunun yüzde 9,5 olması bekleniyordu. Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon hedefi ise yüzde 5 seviyesinde. 

Gözler, yılın son Para Politikası Kurulu toplantısını gelecek hafta perşembe günü (14 Aralık 2017) gerçekleştirecek olan Merkez’e çevrilmiş durumda.

TL’de her geçen gün değer kaybı yaşanması ortada. Bunun yanına aydan aya enflasyonun artışı da ekleniyor. Piyasa uzmanları ve analistler, Merkez Bankası’nın faiz artırmasının kaçınılmaz olduğu görüşünde. Ama bunun karşısında, başından beri faiz politikası karşısındaki sert tavrından ödün vermeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan gerçeği var.

Erdoğan, en son 17 Kasım’da yaptığı bir konuşmada işi biraz daha ileri götürmüş, "Müdahale etmediğimiz için faiz bu hâle geliyor” demişti ve defaatle dile getirdiği iddiasını yinelemişti:

“Faiz düşerse enflasyon düşer.”

Londra merkezli yatırım kuruluşu BlueBay Capital stratejisti Tim Ash, yatyırımcılara gönderdiği bilgi notunda, enflasyon verisi için "Hiç iyi bir haber değil. Merkez Bankası'nın 14 Aralık'ta saklanacak yeri yok. Mutlaka ciddi bir faiz artırımına gitmeleri gerek" görüşünü dile getirdi.

İktisatçı Mahfi Eğilmez, Mayıs 2017’de kişisel blog portalında tam da bu tartışmalara bir uzman gözüyle bakan değerlendirme yazısı kaleme almıştı. Eğilmez’e göre, enflasyon iki nedenle oluşur: (1) Toplam talep, toplam arzdan fazlaysa fiyatlar yükselir (talep enflasyonu), (2) Üretim maliyetleri artıyorsa fiyatlar yükselir (maliyet enflasyonu.)

Türkiye’denin yüksek oranlı bir enflasyon olgusuyla karşı karşıya bulunduğunu söyleyen Eğilmez, dünyada enflasyonun oldukça düşük olduğu bir dönemde bu oranların çok yüksek düzeyleri işaret ettiğini belirtiyor.

Bunun nedenlerini açıklarken de, TL’nin son dönemlerde yabancı paralara karşı aşırı değer kaybına uğramasını ve gıda fiyatlarının hızlı artış göstermesini gerekçe gösteriyor.

“Türkiye’de son bir yılda ortaya çıkan enflasyonun talep kökenli olmaktan çok maliyet kökenli olduğunu söyleyebiliriz” diyor Eğilmez ve Erdoğan’ın faiz tezinin aksine şunları söylüyor:

“Bu durumda yapılması gereken şey kısa dönemde TL’nin dış değer kaybının devamlılığını engellemek olarak karşımıza çıkıyor. Bunu da kısa dönemde yapabilmenin yolu para politikasını yeterince sıkılaştırmaktan yani faizleri artırmaktan geçiyor. Nitekim Merkez Bankası da bu yılın başlarında bu durumu görerek faiz artırımına yöneldi. Üstelik bu artırımı günlük faiz artırımlarına dönüştürerek sürekli bir yapıya oturttu.”

Mahfi Eğilmez’in bu yazıyı kaleme almasının üzerinden altı ay geçti ve bu sürede Türkiye, ABD ve AB ile ilişkilerinde ciddi krizler yaşadı. Dolar ve Euro da üst üste tarihi rekorlar geldi ve gelmeye de devam ediyor. Merkez Bankası, analistlerin faiz artırımına gidilmeli görüşlerine rağmen uzun süre faizi sabit tutmayı tercih etti.

O günkü yazısında “Eğer faiz oranlarında geri adım atılmazsa yıl ortasından başlayarak enflasyonun bugün geldiği düzeyden gerilemeye başlayacağını söylersek hata olmaz” diyordu Eğilmez. Ancak gelinen noktada Merkez, bu tutumunu çok koruyamadı ve enflasyonun yükselmesi kaçınılmaz oldu. 

“Enflasyonla mücadele ne kadar erken ve kararlı başlarsa o kadar hızlı ve net sonuç veren bir mücadeledir” diyor Eğilmez ve Türkiye’de bu konuda sonuç alınamamasını şöyle açıklıyor:

“Türkiye, bir yandan büyümeyi de kollama isteği, bir yandan siyasal istikrarsızlığın yarattığı baskılar, bir yandan da dış koşulların etkisiyle bu mücadeleye girmekte geç kaldığı için enflasyonun düşüşü de zaman almaktadır.”