Haz 05 2018

Enflasyonun analizi: Şirketler sıkıntıda

Dolarda 60 kuruşluk artışın yaşandığı Mayıs ayında enflasyon piyasalardaki olumsuz beklentilerin bile üzerinde geldi ve yıllık bazda yüzde 12.1’e ulaştı. Piyasalar bunu ‘Merkez Bankası kesin faiz artıracak’ diye yorumlayınca, olumsuz enflasyon verisinin piyasalara olumlu yansıması yaşandı.

Dolar birkaç kuruş gevşeyip 4.60 TL’nin altını gördü. Piyasalar zaten yüzde 16.5’ kadar yükselmiş temel faizin biraz da artması ve aynı zamanda ‘gerektiğinde yine artar’ güvencesi karşılığında enflasyondaki yükselişi tolore etmeye hazır gözüküyor.

Ne var ki ekonomi sadece piyasalardan oluşmuyor ve finansal piyasalardaki fırtınayı durdurmanın, suyun öteki yakasında bir bedel ödetmeyeceği anlamını taşımıyor. Kurdaki artışı 221 milyar dolarlık döviz borçları nedeniyle zarar olarak fatura eden özel sektör şirketleri şimdi de faiz artışlarıyla daralan ve kar oranlarının çok daha düşük olduğu bir iç piyasayla karşı karşıya kalıyor. 

Son açıklanan enflasyon rakamlarının detayları da bunu ispat ediyor. Geçen ay tüketici ve yatırımcıyı daha çok ilgilenirden tüketici enflasyonu yıllık bazda yüzde 12.1 olarak açıklanırken, üretici enflasyonu yüzde 20.1 olarak gerçekleşti. Yılbaşında üretici fiyatlarıyla TÜFE arasında 2 puan olan fark 8 puana çıktı.

Bilim bu tip bir farkın ancak ekonomideki yoğun durgunluk dönemlerinde görüldüğünü  ispatlıyor. Şirketler satış yapamadıkları için maliyetlerini gerektiği kadar tüketiciye yansıtamıyor ve kendi sermayesinden feda ediyor. 

Nitekim yavaşlamaya dair başka işaretler de var. Otomotiv Distiribütörleri’nin dün açıkladığı veriye göre  geçen ay iç pazardaki oto satışları 2017 Mayıs’ına göre yüzde 14.8 düştü. Gerileme özellikle günlük ticari hayattaki canlılığın göstergesi olan ticari araçlarda yüzde 21’e ulaştı.

Ayrıca kamu bankalarının sübvansiyonlu kredilerine karşın geçen ay konut satışlarında istenen seviyenin yakalanamadığı Merkez Bankası’nın açıkladığı konut kredisi verilerinden anlaşılıyor. Kredi stoku 2 haftada sadece 1 milyar lira arttı.

Hükümet iç piyasadaki durgunluğu aşmak için vergi indirimleri, ek kredi olanakları, ve faiz sübvansiyonu uyguluyor. Ayrıca kamuya dayalı maaşlara ek zamlar ve hediye paketleri vererek piyasaya tüketim artışı yoluyla canlılık getirmeye çalışıyor.

Son açıklanan veriler ise kamu desteğinin yeterli olmadığını ve artan maliyet düşük talep ikileminin şirketleri zarar ettirdiğini gösteriyor. Bu durumun devam etmesi, bankacılık sektörü kredileri ve kamu vergi gelirleri açısından yeni problemlerin doğmasına neden olabilir.