Yeni bir enflasyon dalgası vuracak, hazırlanın...

TCMB’nin Enflasyon Raporu sunumunda guvernör Çetinkaya’nın hiç bir soruya net cevap verememesi beni şaşırtmadı, ayrıca Başkan’ı da yadırgamadım. TCMB, Başçı’nın görevi devrettiği günden bu yana hükümetin bir uzantısı olarak görev yapıyor.  Başkanlık Sistemi’nin ruhu tüm kararların Saray’da alınması, dolayısı ile hiç bir kamu veya özel sektör kuruluşunun “bağımsız” hareket etmesinden söz edilemez. Bu nedenle de Enflasyon Raporları’nı artık okumuyorum. Bu raporlar ilerleyen aylarda politika faizi veya enflasyon gidişatını öngörmeme yarayacak hiçbir enformasyon içermiyor.

"TCMB, yılın ikinci raporunda “enflasyonu düşürmeye odaklı, sıkı bir politika duruşu ve güçlendirilmiş politika koordinasyonu altında, enflasyonun kademeli olarak hedeflere yakınsayacağını öngörerek, 2019 yıl sonunda yüzde 14.6 olarak gerçekleşeceğini, 2020 yıl sonunda yüzde 8.2’ye, 2021 yıl sonunda ise yüzde 5.4’e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını tahmin etti."

Bana gelen raporlara da bakıyorum, enflasyonun artık zirve yaptığı, yılın ikinci yarısında “baz etkisi” sayesinde gerileyip yılı yüzde 15-17 bandında bitireceği görüşü ağırlık kazanıyor.

Bu görüşlere kesinlikle katılmıyorum. Gıda, enerji ve siyasi riskler yüzünden TÜFE bu yılı da yüzde 20 veya üstünde tamamlayacak. Gıda enflasyonuyla başlayalım; sebze-meyvede mevsimsel olarak biraz fiyat gevşemesi mümkün, ama bu kez de tahıllarda arıza başladı. İzmir ve Ankara’da ekmeğe yüzde 20 zam geldi. Resmi değil, taraflı da bulabilirsiniz, ama Ankara’da Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu tarafından yayınlanan “Halkın Enflasyonu” nisan ayı raporuna göre, aylık gıda enflasyonu yüzde 6 düzeyinde alevlenmiş olabilir.

TCMB’in tahminine göre gıda enflasyonu 2019 için yüzde 13’ten yüzde 16’ya, 2020 için de yüzde 10’dan yüzde 11’e çıkarılıyor. Halk Yatırım şöyle yazıyor: “Ancak, yılın ilk çeyreğinde yüzde 30-31 bandında ve son verilerde yüzde 31 düzeyinde bulunan gıda enflasyonu için belirlenen yıl sonu hedef seviyelerinin hala zorlu bir dezenflasyon sürecine işaret ettiğini de belirtmek isteriz”.

Yani, TCMB’ye bol şans.  O enflasyonu o ölçüde düşürmek için herkesin 12 ay oruç tutması lazım.

Enerji bir başka sorun. Brent bu sabah yine 73 dolar/varil. Yaz boyunca gerileyeceğine dair bir öngörü de bulamadım. Aksine, İran’da gittikçe derinleşen resesyondan çekinen mollaların Trump’a misilleme olarak Hürmüz Boğazı’nda saldırgan hamleler yapıp çok kısa süreliğine de olsa fiyatları 100 dolar civarına itmesi bir olasılık.

Hükümet halen eşel-mobille pompada enerji enflasyoununu, BOTAŞ’a da bütçeden kaynak aktararak (herhalde) evlerde ısınma enflasyonunu engelliyor. Ama yılın ilk çeyreğinde birikimli olarak TL90 milyarı bulan bütçe açığı bu çabanın sürdürülemez olduğunun işareti. Daha da önemlisi, yükselen petrol tüm petro-kimya ithalatında fiyatları yükselttiği için kısa sürede maliyet zincirine yerleşiyor ve katılık kazanıyor.

Üçüncüsü, yılbaşından bu yana dolar/TL yüzde 13 prim yaptı. Bunun önümüzdeki üç-altı ayda TÜFE’ye etkisi 200-250 baz  puanı bulacak. Kimse bu gerçeği görmüyor mu?  Peki, hangi saiklerle TL’nin değer kazanacağı düşünülüyor acaba? TL’nin değer kaybının başlıca nedeni ekonomik değil, siyasi. Daha somut olarak ABD ve NATO’yla bitmeyen bir S-400 kavgası.    ABD bu bilek güreşini kazanmak için dolar/TL’yi 6.5-7’ye itecek.

Ondan sonrası “geçmiş olsun”. Baz etkisi filan kalmaz.

Herkes hesabını yüzde 20’ye göre yapsın, kendi düşen ağlamasın!


Bu yazı Para Analiz'den alınmıştır.