Oca 15 2018

Abdullah Gül, Erdoğan'a meydan okuyacak mı?

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül arasında bir kararname ile başlayan ve Cumhurbaşkanlığı yarışında rakip olma polemiğine evrilen gerilimde kim ne kazandı ne kaybetti.

The Arab Weekly yazarı Constanze Letsch'e göre, Gül'ün Twitter'daki OHAL kararnamesi eleştirileri, eski bir Cumhurbaşkanı olarak gücünü arttırdı.

Erdoğan'a, Twitter'da son OHAL kararnamesideki muğlak dili eleştirerek meydan okuyan eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, süzlü düelloda yeni bir hamle yaptı. Bu 2019'daki cumhurbaşkanılığı seçimleri için Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) kurucuları arasında açık bir savaşa dönüşebilir.

Gül, kararnamedeki, Erdoğan ya da hükümetine saldıranlara şiddet uygulayan sivillerin hiçbir hukuki sonuçla karşılaşmamalarını sağlayan, güruh yönetimini [linç kültürünü] meşrulaştırabilecek ifadeleri eleştirdi.

Gül, her zamanki temkinli diliyle, kararnamenin sadece “belirsiz” değil aynı zamanda “hukuk devleti anlayışı açısından kaygı verici” olduğunu söyledi ve “ileride hepimizi üzecek gelişmelere sebep olabilir” dedi.

Gül'ün nezaket dolu itirazını Erdoğan sert bir azarla karşıladı, Gül'ün ismini vermeyen Erdoğan öfkeli bir şekilde, kararnameden şikayet edenlerin Nisan 2017'deki başkanlık için yapılan anayasal değişikliklere karşı çıkanlardan farkının olmadığını söyledi.

Tutucu AKP'liler ve medya trolleri Gül'e saldırdı, ki o da nadir bir hareket göstererek karşılık verdi. Gül, “Partimizin temel prensiplerinden birinin düşünce ve ifade özgürlüğüne inanan birisi olarak gerekli olduğunu düşündüğüm durumlarda fikirlerimi belirtmeye devam edeceğim” dedi.

Gül, 2014'de Cumhurbaşkanlık'tan ayrıldığından beri, Erdoğan giderek artan otoriteryen bir rejime kayarken, sessizliğini bozmuyordu, hatta Ankara'da Gül'ün kendi partisini kurmak istediğine yönelik dedikodular dolaşıyordu. Türkiye siyasetinde yeniden ortaya çıkışı – birkaç tweetle de olsa- gelecek yıl gerçekleşecek olan başkanlık seçimlerinde adaylığını koyabileceğine dair spekülasyonları fitilledi.

Gül tüm bu tahminleri cevapsız bıraktı ama analistler, uzun zamandır Erdoğan'a yönelik eleştirilerini kendine saklayan eski bir Cumhurbaşkanı olarak (2007-2014 yılları arasında) Twitter'da KHK'yı eleştirmesinin siyasi bir yükseliş olduğunu söyledi.

Türk gazeteci Cengiz Çandar, Al-Monitor'daki köşesinde bir “başkanlık savaşı”nın tohumlarının atıldığını duyurdu, Hürriyet'teki AKP yanlısı köşe yazarı Abdulkadir Selvi, Erdoğan'ın Gül'ün eleştirisine karşı yaptığı çıkışı “savaş ilanı” olarak okudu.

Gül, Erdoğan'ı ve AKP hükümeti politikalarını ilk defa eleştirmiyor. Erdoğan hükümetine Suriye ve Mısır politikalarında da katılmıyordu. 2013'teki Gezi Parkı protestolarında uzlaşmayı savunmuş, Türkiye'de bir başkanlık sistemi kurulması projesinde kendini uzakta tutmuştu. Lakin, son kamusal çıkışının zamanlaması Türk siyasetindeki daha derin bir krize işaret ediyor.

Deneyimli gazeteci Ruşen Çakır, Gül'ün hareketinin değil ama Erdoğan'ın buna tepkisinin önemine dikkat çekti.

Çakır, internette yayın yapan haber kanalı Medyascope'da “AKP ve Erdoğan, Abdullah Gül'ün sahnede belirmesinden çok rahatsızlar. Bunun en önemli nedeni Erdoğan'ın 2019'daki seçimler öncesinde karşılaşacağı sayısız sorun.

Bir kriz var ve bu gittikçe derinleşiyor ama Erdoğan'ın en büyük şansı muhalefetin kendisine gerçekten meydan okuyamayacağı gerçeği” dedi ve “Bu nedenle, krizlere rağmen, kaybetmeye mahkum bir siyasetçi ve hareket olmalarına rağmen, kazanacağı kesin bir görüntü çiziyor – çünkü kazanacak başka kimse yok” diye ekledi.

Gül, Erdoğan'a ve onun bu imajına meydan okuyabilecek bir siyasetçi olabilir. Rakibinin sessizliğine rağmen, ya da belki bu sebeple neredeyse Türkiye'deki tüm medyayı ve sosyal medyayı kontrol eden ve kazanmaya alışkın olan Erdoğan, Gül'ü bu söz düellosuna katılması için kışkırttı.

 

Erdoğan, 9 Ocak'ta AKP üyelerine seslenişinde, Gül'ün ismini vermeden “Eskiden partimizin çatısı altında olan ama artık bizimle olmayanların hareketimiz hakkında konuşmaya hakkı yoktur” dedi.

Çakır, Erdoğan'ın ılımlı konuşan rakibine karşı bir başlatılacak bir karalama kampanyasının geri tepeceği konusunda uyardı. Gözden düşen diğer eski AKP kadrolarının aksine, Gül'e karşı bir antipati oluşturmak çok daha zor, özellikle de o bu kavgayı reddederken.

Muhalefetteyse çok sayıda kişi Gül'ün çekimserliği ve Erdoğan'a ve onun politikalarına karşı açık bir duruş göstermemesinden dolayı hayal kırıklığına uğramış durumda.

Eski Cumhurbaşkanı geçtiğimiz Nisan ayındaki Erdoğan'ın oldukça tartışmalı başkanlık sistemine karşı eski Türkiye'de parlamenter sistemi tercih edeceğini belirtse de asla “Hayır” kampanyasına açıkça destek vermedi. Birçok kişi yasal bir otokrasi koltuğunun yarışında Erdoğan'a nasıl karşı çıkacağını soruyor.

Siyaset bilimci Sezin Öney, Evrensel'de yayımlanan bir röportajında Erdoğan karşıtlarının “cansiperane bir AKP üyesi” olan Gül'den kendi saflarına katılmasını beklememeleri gerektiğinin altını çizdi.

Çakır da, iktidar partisinin içinden bir reformun başlatılamayacağını söyledi:

“Eğer Gül, AKP'den tam olarak ayrılır ve yeni bir siyasi perspektif, yeni bir vizyonu takip ederse, o zaman bir şeyler gerçekten değişebilir.”