Nick Ashdown
Oca 24 2018

Gül, Erdoğan'a karşı... Mı?

 

Eski Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi kurucu üyelerinden Abdullah Gül ile şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki ağız dalaşı, Gül’ün 2019 başkanlık seçimlerine Erdoğan’a rakip olacağı iddialarını iyice güçlendirdi.
 
25 Aralık’ta Gül tarafından nazik bir üslupla atılan tweet, 969 numaralı KHK hakkında endişesini dile getirdi. 
Söz konusu KHK, 2016 Temmuz ayında yaşanan darbe girişimine engel olmaya çalışan tüm sivillere, girişim sırasında ve sonrasında yaptıkları tüm “terörist aktiviteler” için muafiyet getirdi.
 
Gül, aynı zamanda gazetecilerin davalarından önce hapiste tutulmasına karşı olduğunu ve 1.5 yıldır süren OHAL’in son ve altıncı defa uzatılmasının sonuncu olacağını umduğunu ekledi.
 
Erdoğan, 30 Aralık’ta Gül’e “Utan” diyerek çıkıştı. “Ne zaman Kemal’in gemisine bindin?” diye sordu. Bu, ana muhalefet partisi CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na bir göndermeydi.
 
Erdoğan ardından 10 Ocak tarihli bir konuşmasında; “Bir zamanlar partimiz çatısı altında olup şimdilerde farklı bir kafa yapısıyla etrafta dolaşanların partimize söz söyleme hakkı yoktur” diye devam etti.
 
Gül ve Erdoğan uzun zamandan beri AKP içinde rakip. 2014 yılında aktif politikayı bırakan ve İngiltere’de eğitim görmüş bir akademisyen olan Gül, dönem dönem eleştirilerini dile getirdi. 

Erdoğan’ın iğneleyici cevapları daha şaşırtıcı oldu, çünkü Erdoğan genellikle birleşik bir cephe sunar ve AKP içindeki diğer yüksek isimleri eleştirmekten kaçınırdı genelde.

“Gül kendini tecrübeli bir siyasetçi olarak görüyor ve ülkede olup biten önemli konular hakkında yorum yapabilecek ‘bilge bir adam’ olarak düşünüyor. Asıl ilginç olan Erdoğan ve AKP tarafından ona verilen tepkiydi.” diyor, Stockholm Güvenlik ve Gelişim Politikası Enstitüsü Kıdemli Üyesi ve eski AKP milletvekili Suat Kınıklıoğlu, Ahval’in sorusu üzerine yazdığı cevapta.

“Gül’ün sözlerine verilen tepkiye bakılırsa, Gül’ün halen ciddi bir takipçi kitlesi olduğunu düşünmek zorundayız.”
 
Ulusal Savaş Koleji’nde profesör ve Brookings Enstitüsü kıdemli üyesi Ömer Taşpınar’a göre Gül 2019 seçimlerinde adaylık için suları yokluyor olabilir ve bu da Erdoğan’ı endişeye sokuyor.
 
Taşpınar, “Erdoğan Gül’ün bir tehdit olabileceğini düşünüyor ve bu tehdidi ya büyümeden ortadan kaldırmak ya da seçimleri Gül’e zaman vermeden öne almak istiyor” şeklinde konuşuyor.
 
“Erdoğan’ın en başarılı olduğu iş birine saldırmak ve karşısında somut bir hedef olması.”

Bazı analizcilere göre, Erdoğan’a kıyasla daha ılımlı ve uzlaşmacı görünen Gül daha geniş bir tabandan destek edinebilir.
 
Taşpınar’a göre, eğer “Gül, daha ılımlı ve uzlaşmacı ve daha az düşmanı olan bir lider olarak seçimlere girerse, çok daha çeşitli bir tabanın desteğini alabilir.”
 
“Eğer Gül aday olursa, Erdoğan’ı ikinci tura zorlar ve ikinci turda CHP ve HDP’nin desteğini alabilir.”
 
Ancak Silk Road Araştırma Programı Kıdemli Üyesi Gareth Jenkins’e göre bu dedikoduların dayanağı yok, çünkü AKP’deki destekçileri yıllar önce kovulan Gül, Erdoğan’a doğrudan meydan okuyacak cesaret veya kaynaklara sahip değil.
 
Jenkins’e göre “Hala toplum tarafından hatırlanmak istenen ve bazı hedefleri olduğunu anlatmak isteyen bir Gül görüyoruz ama henüz uzun vadede Erdoğan’ın karşısına çıkmaktan korkuyor.”
 
Erdoğan ve hükümet yanlısı medya tarafından saldırıya uğradıktan sonra önce söylediklerine bağlı kalan Gül, daha sonra söylemlerini değiştirdi.
Jenkins’e göre, “Erdoğan bütün bu ağları, bağlantıları kendi geliştirdi. Gül 1991 yılında AKP’nin öncüsü olan Refah Partisi’ne paraşütle indi. Hiçbir zaman Erdoğan kadar derinden bir desteği olmadı.”
Jenkins ayrıca Gül’ün Türk siyasetinin kurtarıcısı olabileceğine inananları da uzun zamandır hayal kırıklığına uğrattığını söylüyor.
 
2014 Ocak Ayında Erdoğan internetle ilgili tüm kısıtlamaları getirirken gördük, Gül hepsini imzaladı ve dedi ki: “Yapabileceğim bir şey yoktu.” Aslında vardı, veto edebilirdi.
 
Bazı analizcilere göreyse, kesinlikle hileli ve yanlı olacak bir seçimin öncesinde rakip adayların alacağı potansiyel oy gayet önemsiz.
 
Kınıklıoğlu’na göre “Artık Türkiye’de normal seçim şartları yok. O yüzden Erdoğan’ın rakibinin kim olacağı önemsiz. Afrin operasyonu Erdoğan’ın erken seçim istemesine destek sağlayabilir. Bu milliyetçi atmosferde kesinlikle işine yarayacaktır. Evet, şu anda erken seçim çok olası görünüyor.”
 
Stockholm Üniversitesi Türkiye Çalışmaları Seçkin Misafir Öğretim Üyesi Cengiz Çandar’ın sorumuza yazdığı cevaba göre Türkiye normal şartlar altında olsaydı ve seçimler adil biçimde yapılsaydı Gül’ün şansı olabilirdi.
 
Fakat, Çandar, Gül’ün adil olmayan bir seçime katılma riskini almayacağını düşünüyor. 

Çandar’a göre Afrin operasyonu da yaklaşan seçimlerde çok etkili olabilir; “Kısa vadede bu operayon Erdoğan’a yarayabilir ve bunu bir erken seçim kozuna dönüştürebilir. Ama beklediğinden uzun sürerse de oyları azalabilir.”
 
Avrupa Güvenlik ve Kooperasyon Organiasyonu (OSCE) de geçen Nisan ayında yapılan ve Erdoğan’ın güçlerini arttıran referandumu şiddetle kınadı ve “adil olmayan bir ortama” düzenlendiğini söyleyerek, gerçek bir demokrasiyi ayakta tutamayacak hukuki bir düzen içinde düzenlendiğini açıkladı
 
Türkiye Yüksek Seçim Kurulu son dakikada çok tartışmalı bir karar vererek damgasız pusulaları da kabul etme kabul etme kararı aldı. Seçim gözlemcileri göz altına alındı, HDP seçim sandık görevlileri uzaklaştırıldı ve neredeyse tamamı doğrudan veya dolaylı olarak hükümet tarafından kontrol edilen medya tek bir söylemde birleşti.
 
Bunlara ek olarak, gözlemcilerin devlete kayıt yaptırmalarını ve sandık gözlemcilerini sadece devletin atayacak olmasını gerektiren yeni kanun da seçimlerde hile riskini arttırıyor.
 
Jenkins’e göre, Türkiye’de bölünmüş olan muhalefet, geçmişi temiz yeni bir lider bulmak zorunda. Şu ana kadar çıkan adayları beğenmiyor: “Bence hiç biri Erdoğan için tehdit değil.”
 
Ona göre Erdoğan, Gül’ü eleştirdi çünkü son zamanlarda azalan desteğinden memnunsuz.
 
Jenkins’e göre, Erdoğan’ın “onaylanma oranları onun açısından bakılınca kötü durumda. Şu anda en azından yüzde 55 veya üstünü istiyor.”
 
Son anketlere göre Erdoğan’a destek yüzde 50’nin altında ve Jenkins genç nüfusun destek vermediğine özellikle dikkat çekiyor. 

Nisan ayındaki referandumda Cumhurbaşkanı ucu ucuna kazandı, ülkenin en büyük şehirlerinde kaybetti ve hile iddialarıyla lekelendi.
 
Jenkins’in görüşüne göre, “zor durumdaki ekonomi, yıkık durumdaki dış ilişkiler ve altıncı defa uzatılmış 1.5 yıllık OHAL ile birlikte, tüm kesimler işlerin kötü gittiği yönünde hemfikir, herkesin farklı nedenleri olsa da.”
 
AKP’nin Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere 6 Belediye Başkanı’nı zorla görevden almasını takiben de hoşnutsuzluk dedikoduları kulaklara geliyor. 

Jenkins, belediye başkanlarının görevden alınmasıyla ilgili de şu değerlendirmeyi yapıyor: “En tepedeki kişiyi görevden alırsanız, sadece bir kişiyi değil, tüm bağlantılarını da alırsınız.”
 
“Tepeden kendilerine gelecek faydaları dağıtan kişiye bağlı herkesi dışarıda bırakmış olursunuz.”
 
Çoğu insan hükümetin 2019 yerine bu sene sonu erken seçime gideceğini söylüyor. Jenkins’e göre, var olan durum ve beraberinde Erdoğan’ın yaşadığı endişeler seçimlerde hileye yol açabilir.
 
“Bana göre Erdoğan anketler bu haldeyken hile yapmadan kazanmaya çalışma riskini almaz. O riski seven biri değil.”