May 01 2018

'Kardeşlik akdi'ni Erdoğan mı bozdu Gül mü?

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 26 Nisan Cuma günü yaptığı açıklama ile 24 Haziran'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olmayacağını açıkladı. 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın başdanışmanı İbrahim Kalın ile Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın, helikopterle Gül'ü ziyaret edip, aday olmaması için baskı yaptıkları iddialarıyla ilgili henüz bir yalanlama gelmezken, Erdoğan'ın isim vermeden Gül'ü hedef alan açıklamaları da devam ediyor. 

Erdoğan ve AKP'ye kırgın olduğu, muhalefet partilerinin 'ortak aday' olması konusunda üzerinde anlaşamadığı Gül'ün konuşmasının satır araları Erdoğan ile aralarındaki gerilimin boyutuna dair de bir fikir verdi.

Karar Gazetesi köşe yazarı Etyen Mahçupyan'a göre, Gül'ün Erdoğan'la ilgili 'kardeşim' vurgusu yapmaması, ikilinin 'uzun zamandır kardeş olmadıklarının bir işareti.'

Ancak Mahçupyan, bu kardeşlik akdinin bozulmasından Gül'ü değil, Erdoğan'ı sorumlu tuttuğu yazısında, bu konuda hasis davrananın Gül değil Erdoğan olduğunu savundu ve ekledi:

"Dolayısıyla şimdi Gül’den ‘kardeşim’ lafını bekleyenler pek nesnel ve etik bir değerlendirme yapmıyorlar."

Gül'ün, kutuplaşma, ayrışma, korku ve kaygı ortamı uyarısının, AKP yönetiminin yanlışlarına işaret ettiğini belirten Mahçupyan, bu sorunların Türkiye'nin huzuru için hayati öneme haiz olduğunu ifade etti. 

Bu sorunlardan hareketle, Gül'ün adaylığının düşünülmesinin zorunlu ancak yeterli olmadığına işaret eden Mahçupyan, yazısını şöyle sürdürdü:

"Görülüyor ki Gül’ün bakışıyla bugünkü yönetimin çok ciddi yanlışları var ve bunlar Türkiye’nin huzur ve bekası için hayati sorun niteliği taşıyor. Muhtemel cumhurbaşkanlığı adaylığını düşünmesi için zorunlu koşul herhalde buydu. Ama yeterli koşul değildi…

Nitekim Gül yeterli koşulu ve niçin yerine gelmediğini şu sözlerle ifade etti: “Geniş bir mutabakat söz konusu olursa o zaman üstümüze düşeni arkadaşlarımla beraber yapmaktan kaçınmayacağımı da söylemişimdir. Gelecekle ilgili kaygılarım varken toplumun büyük kesiminden de talep gelince böyle bir sorumsuzluk göstermeyeceğimizi de ifade etmişimdir. Temel Bey’in yaptığı temaslar sonucunda böyle bir mutabakatın olmadığı görülmüştür. Böylece adaylığımla ilgili bir süreç artık söz konusu değildir.”

Burada ilginç olan nokta ‘arkadaşlarımla beraber’ ibaresi… Gül söz konusu kararı kendi başına vermediğini söylerken, aynı zamanda muhafazakâr cenahta daha geniş ve toplumsal nitelikte bir itiraz oluştuğuna da gönderme yapmış oluyor."

Gül'ün geniş mutabakat arayışının, AKP içi bir siyasetin parçası haline gelmeme çabasının yansıması olduğuna dikkat çeken Mahçupyan, bu bakış açısının haklılığını, "Nitekim iktidarda bugün AK Parti değil, onun MHP ile bütünleşmiş ve böylece kuruluş ilkelerinin uzağına düşmüş bir versiyonu var" satırlarıyla doğru bulduğunu yazdı.

Gül'ün, AKP'nin savunduğu prensiplerden sapmış bir parti düşüncesinde olduğunu ve kendisinin çıkış ilkelerine bağlı kaldığı vurgusu yaptığına değinen Mahçupyan, bu durumu en iyi idrak edeninse CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu savundu:

"İşin ilginci, olayın anlamını en iyi yakalayanlardan birinin Kılıçdaroğlu olması… 'Yaptığı açıklamalar son derece değerli. Bu ülkeye hizmet etmiş cumhurbaşkanlığı yapmış birisinin kuvvetler ayrılığı ilkesine, liyakate, adalete, şeffaflığa vurgu yapması son derece önemli. Türkiye’de bugün için olmayan ama olmasını arzu ettiğimiz değerlere vurgu yapıyor… İktidar kanadının tepki göstermesi doğal. Bunların olmadığı bir süreci yaşıyoruz. Sayın Gül açıklamalarıyla Türkiye’de içinde olduğumuz sorunların çözümüne talip olduğunu da ifade etti. Farklı siyasal görüşlerde olsak bile Türkiye’nin menfaatleri için bir araya gelip tutarlı politika oluşturacağız…'

Diğer deyişle Kılıçdaroğlu muhafazakâr cenahta cinin şişeden çıktığını ve belki o kesimde de laik cemaattekine benzer bir demokratik ayrışma olduğunu nihayet görüyor."

http://www.karar.com/yazarlar/etyen-mahcupyan/abdullah-gul-ne-dedi-6865