Ara 28 2017

Erdoğan KHK eleştirilerine uçaktan yanıt verdi

 

696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile sivillerin muhaliflere yönelik şiddet uygulamasının ve yargılamadan muaf tutulmalarının önünün açıldığı iddiaları ile ilgili Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Afrika dönüşü uçakta bir grup gazeteciye açıklamada bulundu.

Erdoğan, KHK'nın 121. maddesinin sadece 15 Temmuz'u kapsadığını ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, KHK'yı "kaygı verici" olarak tanımlamasını "üzücü" olarak nitelendirdi.

Erdoğan, KHK'yı savunarak şunları söyledi:

"Bu düzenlemenin neyle ilgili olduğu aslında belli. Nitekim bundan önce de bu ifadenin yer aldığı dört ayrı KHK düzenlemesi yapıldı. Onların hiçbirine dair bu güne kadar kimse ses çıkarmadı. Şimdi bu son KHK’yı birileri köpürtmeye başladı. Oysa dediğim gibi bu sadece 15 Temmuz’u kapsayan bir olaydır. Bunun dışında hiçbir şey söz konusu değil."

Gül'ün maddeyi muğlak olarak tanımlamasının üzücü olduğunu savunan Erdoğan, "Gerek Adalet Bakanımız gerek Hükümet Sözcümüz bu konuyla ilgili gerekli cevapları vermiş durumdadırlar. Çıkarılmış olan yasal düzenleme son derece açıktır; biz bu düzenlemenin kararlılıkla ve aynen devamından yanayız. İddia edildiği türden, ilerde yanlış yorumlamalar gündeme gelecek olursa, o vakit gereken müdahale zaten yapılır. Öyle bir durumda, ya yargı ya da parlamento, gereği neyse yapar elbet" diye konuştu.

Uçakta bulunanlardan Hürriyet Gazetesi yazarı Verda Özer'in köşesine taşıdığı açıklamalara göre, Erdoğan Meclis'in KHK'lar ile saf dışı bırakıldığı iddialarını yalanladı ve ekledi:

"Bu KHK’lar biliyorsunuz zaten parlamentoya da gidecek. Biz KHK’lar ile sadece süreci hızlandırıyoruz. Mesela, taşeronu da KHK’ya koymamış olsak, konu önümüzdeki yıla kalacaktı. Yani onu KHK’ya koymamızın nedeni de süreci hızlandırma amaçlıdır. Ama o da elbette Meclis’e gelecek, orada tartışılacaktır. (Taşeronu geri planda tutmak için tartışma kasten mi çıkarıldı acaba?) Yok canım alakası yok. Biz doğru bildiğimizi yapacağız ve yolumuza devam edeceğiz."

Savunma Sanayi Müsteşarlığının kendisine bağlanması ile de ilgili Erdoğan, bu kurumu iyi tanıdığını ve 11 yıl başkanlık ettiğini, nelerin aksadığını iyi bildiğini söyledi. Sistemin birlikte çalışması, Havelsan, Aselsan, TAI gibi kurumların ayrı hegemonyalarının sona erdirilmesi  gerektiğini savunan Erdoğan, "Yedi kişilik bir ekiple yöneteceğiz. Buradan seri kararlar çıkarmak ve çok başlılığı ortadan kaldırıp süratle netice almak istiyoruz" diye konuştu.

Kudüs konusunda önceliğin bazı ülkelerin Filistin'i devlet olarak tanıması olduğunu ifade eden Erdoğan, "Şimdi gerekli diğer adımları da atmak lazım. Bu çerçevede Filistin devletinin tanınması önemli. Bazı ülkeler var ki onlar Filistin’i tanırsa, AB üyelerinin ciddi bir kısmı da Filistin’i hemen tanıyabilir" yorumunu yaptı.

Avrupa sürecinin canlanma ihtimali ile ilgili de Erdoğan şu sözleri kaydetti:

"(Almanya Hollanda gibi ülkelerden Türkiye’ye yönelik olumlu açıklamalar geliyor. Oralara ziyaretler olur mu? AB sürecimizde bir canlanma yaşanır mı?) Bu seyahatlerin olmaması için hiçbir sebep yok. Her zaman söylüyorum: Biz düşmanı azaltmaya, dostu çoğaltmaya mecburuz. Ne Almanya’yla, ne Hollanda’yla, ne Belçika’yla problemimiz var. Tersine oralarda iş başında olanlar benim eski arkadaşlarım. Bana karşı yanlış da yaptılar, o ayrı. Yoksa ben mesela Hollanda Başbakanı Rutte ile çok iyi görüşürdüm. Belçika hakeza öyle. Almanya’yı belirtmeme bile gerek yok. Steinmeier olsun, Merkel olsun, bunlarla münasebetlerimiz çok çok farklı olmuştur hep. Sorunlar oldu ama son görüşmelerimiz gayet iyi. Kudüs meselesinde görüştüğümde destek istedim, onlar da bizimle aynı çizgideydiler. Birkaç gün önce Steinmeier’i teşekkür için aradım. Rutte bizimle ilişkileri geliştirmek için bazı sinyaller veriyor. Tüm bunlar memnuniyet verici. Biz AB’yle, AB ülkeleriyle elbette ilişkilerimizin iyi olmasını arzu ederiz."