Merkel 'tutuklu Almanlar', Erdoğan 'Sarrac'ı yalnız bırakmayacağız' dedi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Almanya Başbakanı Angela Merkel arasında, 1 saat 20 dakika süren görüşme sona erdi.

İkili, görüşmenin ardından ortak bir basın açıklaması yaptı. Merkel, Türkiye'de tutuklu bulunan Alman vatandaşları ve Alman gazetecilere bir an önce akreditasyonlarının verilmesi konularını gündemine alırken, Erdoğan ise, Libya'da Türkiye'nin pozisyonunun altını bir kez daha çizdi ve, Rusya da dahil pek çok Batılı ülkenin desteklediği Halife Hafter'e verilen desteğin, Hafter'i şımarttığını iddia etti.

Erdoğan, Türkiye'nin destek verdiği Trablus hükümeti lideri Fayez es Sarrac'a destek vermeyi sürdüreceklerini duyurdu. Erdoğan, "Sarrac'ı yalnız bırakmayacağız" dedi.

Libya konusunda, geçtiğimiz günlerde Berlin'de düzenlenen zirvenin 55 maddesinden biri olarak kayda geçen, 'yabancı ülkelerin savaşan gruplara asker ve silah yardımı yapmaması' uzlaşısına rağmen, Erdoğan, Türkiye'nin Sarrac'a desteğinin süreceğini belirterek, Berlin Zirvesi'nde 'ilk gediğin' açılacağının sinyallerini vermiş oldu.

Erdoğan, basın toplantısının gazetecilerle soru-cevap kısmında, Sarrac'a destekle ilgili, "Şu anda oradaki askeri güçlere, Libya'nın özellikle de Sarrac yanlısı güçlere eğitim vermek, belli konularda yetiştirebilmek için TBMM'den süreci tamamladık. Çıkarmış olduğumuz yasal düzenleme ile heyetimizi gönderdik, gönderiyoruz. Burada biz Sarrac'ı yalnız bırakmayacağız. Elimizden gelen desteği vermekte kararlıyız. Askerimiz orada eğitim çalışmalarına gerekli desteği verecek" ifadelerini kullandı.

Merkel ise, tutuklu Alman vatandaşlarının ve akreditasyon verilmeyen Alman gazetecilerin durumuna dikkat çekti.

Gazetecilerin durumu ile ilgili, Merkel, "İkili konular kapsamında yine Alman vatandaşı olan ve yurt dışına çıkış yasağı bulunan, tutuklu bulunan Alman vatandaşlarının durumunda ilerleme kaydetmek için görüşmeye niyetli olduğumuzu ifade ettik. Aynı şekilde Türkiye burada görevli Alman gazetecilerin akreditasyonlarının en kısa zamanda verilmesi konuştuğumuz konulardan biriydi" dedi.

Erdoğan'ın açıklamalarının satır başları şöyle:

"Türk-Alman Üniversitesi'nin resmi açıklamasını yaptık. Başta Libya ve Suriye olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduk. Ülkelerimiz arasındaki köklü dostluk ilişkilerinin sürdürülmesinin, Türkiye ve Almanya'nın yanı sıra bölgemizin de menfaati olması konusunda hemfikiriz. Ekonomi, ticaret, yatırım, enerji ve turizm alanlarında mevcut işbirliğimizi daha da ileri taşımakta kararlıyız. Yenilenebilir enerji, dijitalleşme, yapay zeka gibi konularda ciddi bir potansiyelimiz bulunuyor. 

Türkiye ile AB ilişkilerini ele aldık. Sayın şansölyeye AB'den beklentilerimizi aktardık. Almanya temmuz ayından itibaren AB dönem başkanlığını üstlenecek. Bunun Türkiye-AB ilişkilerinin geliştirilmesi bakımından önemli fırsat olacağını düşünüyoruz. Almanya'daki 3,5 milyona yakın Türk toplumunun huzuru ve refahı bizim için öncelikli meseledir. Türklerin Almanya'da kendilerini evlerinde hissetmeleri bizler için çok önemlidir. Bu doğrultuda Alman dostlarımızın atabileceği çok adım bulunuyor. Büyükelçiliğimizin hizmet aracı örgüt mensupları tarafından ateşe verildi. Bu saldırıları kınıyorum. Bu eylemlerin görmezden gelinmesini, demokratik hakmış gibi gösterilmesini anlamak mümkün değildir. Almanya'dan sorumluları cezalandırılmasını, böyle tablolara müsamaha göstermesini özellikle istiyoruz. 

Dört milyon insanın yaşadığı İdlib, rejimin ağır saldırılarına muhatap olmaktadır. Rejim, tüm sivil yerleşim bölgelerini aralıksız bombalıyor. İnsani dramı hafifletmek için elimizden gelen çabayı sergiliyoruz. Sayın Merkel'e bu konuda neler yaptığımızı, barınma noktasında neler yaptığımızı anlattık. Kış mevsiminde artık çadırlardan istiyoruz ki İdlib halkını kurtaralım. Herkesin rejim üzerinde de baskı kurması gerekmektedir. Sayın şansölyeye Berlin sürecini başlatarak Libya'da çözüm çabalarına destek sağlamasından ötürü teşekkür ediyorum. Türkiye olarak Almanya'nın inisiyatifine en etkin samimi destek veren ülkelerin başında yer aldık.

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne destek vermek BM kararları gereğince bir tercih değil yükümlülüktür. Darbeci Hafter'in saldırılarını artırması bu şahsın uzlaşı gibi bir niyetinin olmadığını göstermiştir. Kendisine verilen destekler ciddi manada şımartmıştır. Biz Libyalı kardeşlerimizi yalnız bırakmamakta kararlıyız. İran ve Irak'ta da son dönemde gerilimin arttığını görüyoruz. DEAŞ sonrası tekrar ayağa kalkmaya çalışan Irak'ın yeni bir kaosun içine sürüklenmesine izin verilmemelidir."

Merkel ise konuşmasında şu hususları vurguladı:

"Bu sabah Türk-Alman Üniversitesi'nin yeni kampüsünün açılışıyla çok önemli bir projeyi ziyaret ettik. Öğrenci sayıların artması ile ülkelerimiz arasındaki temaslara önemli katkıları olacaktır. Buradaki yerleşik Alman şirketlerinin mesleki eğitime de katkı sağlayabileceklerini konuştuk. Özellikle ticari ve ekonomi ilişkilerimizi ortak bir komisyonun devamıyla katkı sağlayabileceğimizi söyledik. İkili konular kapsamında yine Alman vatandaşı olan ve yurt dışına çıkış yasağı bulunan, tutuklu bulunan Alman vatandaşlarının durumunda ilerleme kaydetmek için görüşmeye niyetli olduğumuzu ifade ettik. Aynı şekilde Türkiye burada görevli Alman gazetecilerin akreditasyonlarının en kısa zamanda verilmesi konuştuğumuz konulardan biriydi.

İdlib'den kaçmış olan insanlara maddi katkıya hazır olduğumuzu belirttik. Onlara daha sağlam barınma imkanları sağlanabilirse çok iyi olacağını ifade ettik. Yasadışı insan kaçakçılığı konusunda İçişleri Bakanımızın yaptığı ziyaret sonrasında maddi destekleri olacak. Burada Alman şirketleri de Gümrük Birliği'nin modernizasyonu kapsamında ilişkilerin daha ilerleyeceğini söylediler. Kıbrıs veya Yunanistan gibi konular ikili olarak ele almamız gereken konular. Suriye'deki siyasi konuları ele aldık. Anayasa Komitesi Başkanı'nın başlattığı sürecin devam etmesi gerektiğini düşündük.

Libya'da Hafter tarafından da olumlu adımlar atılmasını ümit ediyorum. İkili konuların yanı sıra bölgesel ve stratejik konuları ele aldık. Komisyon Başkanı ve iki komiserle de yaptığımız görüşmelerde bizim Türkiye'nin mülteciler konusunda sağladığı önemli ve takdire şayan destekleri takdir ettiğimizi ifade ettik. Nüfus açısından burada 3,5 milyon daha fazla mülteciyi kabul etmenin Türkiye açısından ne kadar önemli bir çaba olduğunu takdir ediyoruz."

Haberin tamamına buradan ulaşabilirsiniz