Alberto Negri
Şub 06 2018

İtalya yönetimi Erdoğan’la görünmek istemedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya ziyareti sırasında İtalya Başbakanı Gentiloni ve ülkenin Cumhurbaşkanı Mattarella’yla görüştü, ancak iki isimden de görüşmeye dair resmi bir açıklama gelmedi.

İtalyan Cumhurbaşkanı ile görüşme “dürüst ve saygılı” geçerken, başbakanla hukukun üstünlüğü ve Suriyeli Kürtler konuşuldu.

Bu bilgi cumhurbaşkanlığı sarayı Quirinale ve başbakanlık konutu Palazzo Chigi’den gelen duyumlara dayanıyor.

Ancak ne bir basın toplantısı düzenlendi, ne de bir bildiri yayınlandı: bu sırada Roma’da gösteriler ortalığı birbirine katarken, Erdoğan ise polisin koruma altına aldığı terk edilmiş meydanlardan geçiyordu.

İtalyan güçlerine ait sarayların boş olmasının bir nedeni de, belki, İtalya’nın Türkiye’ye dair resmi görüşünü bilmiyor oluşumuzdur: İtalyan gazetelerinde yayınlanan köşeler, bu ziyareti tanımlamak için takla atıyor.

Ancak görünen o ki, Erdoğan’ın girişimcilerle yediği yemekte görev alan garsonlar bile daha konuşkan. İtalyanların aldığı pozisyon, basında yazana göre, Avrupa Birliği  ile aynı: Allah’a şükür, kimi arayacağımızı biliyoruz.

Bunun, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Élysée Sarayı’nda Erdoğan’ın ziyareti sırasında, “Bu Türkiye’nin” AB’ye girme olasılığı olmadığını açıkça söylemesiyle uzaktan yakından alakası yok, elbette. Paris’te İtalyan-Fransız birliği Eurosam’la füze tedariği için anlaşmalar imzalandı, ama Macron’un siyasi pozisyonu netti.

Bu durumda, Erdoğan’ın Roma’da gerçekleştirdiği tek kayda değer konuşma Papa’yla yaptığı konuşma oluyor. Papa Francis Bergoglio, Erdoğan’la Kudüs’ün statüsünü korumak konusunda hemfikir. ABD Başkanı Trump geçen aralık ayında şehri İsrail’in başkenti olarak tanımıştı.

Erdoğan, Papa’nın 2014’te Türkiye’ye gerçekleştirdiği bir ziyaretin iade-i ziyaretini yapıyordu: Bu, Türkiye cumhurbaşkanının uluslararası toplumda “ılımlı” olarak görülmesi için bir fırsattı. Her ne kadar, Türkiye’nin içindeki ve dışındaki gerçekler bunun tam tersini gösterse de.

Türkiye ve Vatikan 2015 yılında, Ermeni katliamının yüzüncü yılında, ayrılık yaşamıştı: Papa, Türkiye’de yasaklı olan “soykırım” kelimesini kullanmıştı ve Erdoğan, ülkesinin Vatikan büyükelçisini geri çekmişti.

İlişkiler, dokuz ayın sonunda, 1657 yılındaki Çanakkale Savaşı’na dair bir kitabın yayınlanması vesilesiyle düzeltilebildi.

Burada bile resmi bir pozisyon yoktu ama bu anlaşılır: Vatikan bir demokrasi değil, dünyanın tek teokratik devleti (İran bir teokrasi değil, klerokrasi). Dolayısıyla gizliliğini korumak istemesi anlaşılabilir.

Peki Erdoğan, Papa’yla ne yapmaya gitti?

Küdus’ün yanı sıra, Papa, aynı zamanda Doğu’daki Hıristiyanları korumakla da ilgileniyor - buradaki Hıristiyanlar, savaştan beri erimekte olan bir halk.

Örneğin: George Bush’un, Saddam Hüseyin’in başında olduğu Irak’a karşı yürüttüğü küçük sefer, çok sayıda Hıristiyan’ın burayı terk etmesine neden oldu.

O zaman burada yaşayan Hıristiyanların sayısı 1.3 milyondu, şimdi ise 200,000. Suriye’de Papa, çoğunluğu Esad rejimini destekleyen Hıristiyanları korumaya niyetli.

Yani şu konuda uzlaşmalıyız: Papa, Erdoğan’ın - kendisi gibi Müslüman olan - Suriyeli Kürtlere karşı gaddarlığını tolere ediyor. Karşılığında, Erdoğan ise Esad’ı görmezden geliyor.

İtalya-Türkiye arasındaki ekonomik meseleler ise daha da net. İki ülkenin ortak olarak gerçekleştirdiği projeler arasında İstanbul havalimanının genişletilmesi, ulaşım ve otomotiv sektörlerinde yapılan işbirlikleri var.

Ayrıca Türkiye, Türk Akımı’nı devraldı ve Azerbaycan gazını taşıyan tartışmalı boru hattı (TAP) ise Ankara’dan geçiyor. Kısacası, İtalya ve Avrupa, ABD ile beraber, Türkiye’yi iştah açıcı askeri emirlerle NATO’ya bağlı tutmaya kararlılar. Çünkü Ankara’nın Putin Rusyası’ndan S-400 füzeleri almasını telafi etmesi gerekiyor.

Naif bir insan bile Türkiye’nin manevrasının insan hakları, hukukun üstünlüğü ve Suriyeli Kürtler’in bahsinden çok fazla etkilenmeyeceğini anlayabilir.

Toplantıdaki garsonlar bile tatmin olmuş görünüyorlardı: eğer böyle giderse, bu iş başarısız olmaz ve bu durum, onların bakış açısından, itiraz götürmez.