Trump, Erdoğan ve yaşam tarzı olarak engelleme

Eski ABD ulusal güvenlik danışmanı John Bolton’un yeni kitabı “Olayın Gerçekleştiği Oda”, Donald Trump’ın başkanlığını ve otoriter dünya liderlerine olan yalakalığını ortaya çıkaran bir eserdir.

Kitap, Trump'ın “sevdiği diktatörlere nasıl kişisel iyiliklerde bulunduğu” da dahil olmak üzere etik olmayan ve yasadışı davranış modelini vurguluyor. Bolton'a göre, Trump "adaletin bir yaşam biçimi olarak engellenmesi"ni uyguladı.

Trump’ın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilişkisini kapsamlı bir şekilde ele alan Bolton, “Otoriter başka bir yabancı liderle bu yenilenmiş dostluktan hiçbir fayda gelmeyecekti” diye uyarıyor.

Erdoğan, birincil politika öncelikleri için Trump'la yakın ilişkiler geliştirdi:

ABD yaptırımlarını ihlal ettiği gerekçesiyle Halkbank’a yönelik suçlamaları düşür.

Erdoğan'ın 2016’daki başarısız darbe girişimini planlamakla suçladığı din adamı Fethullah Gülen'in sınır dışı edilmesini sağla.

ABD'yi Suriye'nin kuzeyinden çekilmeye ve böylece Amerika'nın Kürt müttefiklerinden vazgeçmeye ikna et.

Türkiye ile gizli anlaşma Trump göreve başlamadan önce yürürlüğe kondu. Görevi suiistimal örneği, Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak atanan ancak sadece 17 gün bu görevde kalan Trump’ın seçim kampanyasının kıdemli danışmanı Michael Flynn tarafından gerçekleştirildi.

Flynn, müfettişlerle işbirliği yaptı. Kendisini ve Flynn Intel için çalışan oğlunu tehdit eden suçlamalardan kurtulmak için iddiaları kabul etti.

Flynn sonunda suçları daha sayısız ve ağır olmasına rağmen, sadece FBI'a yalan söylemekten suçlu bulundu. Bunlar arasında nüfuzunu kullanarak; Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası’nın (FARA) ihlal edilmesi; ve Gülen'in kaçırılıp Türkiye'ye gönderilmesi de bulunuyordu. Flynn daha sonra FBI'a verdiği yeminli beyanında, 8 Kasım 2016'da The Hill’de yayınlanan makaleyi “Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin direktif ve denetimi çerçevesinde yaptığını da kabul etti.

Erdoğan, Flynn ile olan anlaşmalarından, Trump yönetiminin manipülasyona açık olduğunu gördü ve Trump'ın ABD ve Türkiye ilişkileri ile ilgili sığ bilgisinden yararlanmak için daha ileri adımlar attı.

Mayıs 2018'de Erdoğan Trump'a, ABD’nin İran’a yaptırımlarını ihlal ettiği ve bu kanaldan 20 milyar dolar elde ettiği gerekçesiyle ABD New York Güney Bölgesi Başsavcılığı tarafından soruşturulan Halkbank'ın masum olduğunu öne süren bir not verdi.

Güney Bölgesi savcıları Erdoğan ve damadı Berat Albayrak'ı, Halkbank üst düzey yetkilisi Mehmet Atilla'nın iddianamesinde mali sahtekarlıktan mahkum olan isimsiz ortak suçlu olarak tanımladılar. Erdoğan ve Albayrak, kendileri ve ailelerinin çaldığı Türk varlıklarını aklamak için Halkbank'ı kişisel amaçları için kullandıkları iddialarından dolayı yasal tehlikeyle karşı karşıya kaldılar.

Erdoğan Trump'tan Atilla'yı teslim etmesini defalarca talep etti. Trump, Erdoğan'a “olaylarla ilgileneceğine” dair söz verdi, ancak Güney Bölgesi savcılarının “kendisinin değil, Obama’nın adamları olduğunu, kendi adamlarıyla değiştirildiklerinde düzeltilecek bir sorun olduğunu” belirtti.

Bolton'a göre Trump, “birden fazla federal kurumdan Erdoğan'ın endişelerini gidermesini istedi”. Ardından, Türkiye’nin sorununu “düzeltmesi” için Başsavcılık görevine vekalet eden Matt Whitaker'a ulaştı. Bloomberg Nisan 2019'da, Trump'ın Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Başsavcı William Barr'a Erdoğan'ın Halkbank suçlamalardan kurtulma talebini ele alma talimatı verdiğini bildirdi.

Senato Finans Komitesi’nin önde gelen isimlerinden Senatör Ron Wyden'e göre, “Donald Trump, ABD tarihindeki en büyük yaptırım ihlaline yönelik cezai soruşturmaya müdahale etmeye çalıştı.”

Trump’ın Erdoğan’ın talebine itiraz etmemesi de ABD ulusal güvenliği için bir risk oluşturdu. Trump, Rusya'dan S-400 füzesi satın alma kararına rağmen Erdoğan'ı savundu. Satın alma, 27 Temmuz 2017'de Kongre tarafından kabul edilen Amerika'nın Düşmanları ile Mücadele Yasası (CAATSA) uyarınca Türkiye'ye yaptırımların uygulanmasını yürürlüğe koymalıydı.

Kongre, radara yakalanmayan sofistike F-35 savaş uçaklarının Türkiye'ye satışını durdurmakla tehdit ettiğinde Bolton’a göre “Erdoğan'ın endişelenecek çok şeyi vardı”. Ancak Trump, ABD yasalarının gerektirdiği yaptırımların Erdoğan’a karşı uygulanmasını reddetti. CAATSA hâlâ Türkiye aleyhine uygulanmış değil.

ABD'nin kuzey Suriye'de Kürt savaşçılara verdiği destek de Erdoğan’ı rahatsız eden başka bir konuydu Erdoğan, Suriye Demokratik Kuvvetlerini (SDG) “terörist” olarak nitelendirdi. Suriye Kürtleri hiçbir zaman sınır ötesi bir saldırı gerçekleştirmemesine rağmen, SDG'nin Türkiye'yi tehdit ettiğinde ısrar etti.

Trump, Erdoğan’la 14 Aralık 2018’de yaptığı telefon görüşmesinde taleplerini yerine getirdi. Beklenmedik bir kararla Amerikan birliklerinin, Türkiye’nin Suriye’de SDG’ye karşı sınır ötesi operasyonlarını engelleme konusunda etkin bir caydırıcılığı olan gözlem noktalarından çekilmesini kabul etti. SDG, IŞİD’e karşı ABD'nin postallarını giyme görevi gördü. Amerikan talepleri doğrultusunda en az 11bin SDG üyesi öldü ve 24 bin üyesi de ağır yaralandı.

Bolton şöyle diyor:

“Trump, Erdoğan'ın radikal bir İslamcı olduğunu ve Müslüman Kardeşler'i desteklediğini, Hizbullah ve Hamas'ı finanse ederek Ortadoğu'daki radikalleri desteklediğini ve ve İsrail'e düşman olduğunu kavrayamadı.”

"Standart Erdoğan rejiminin propagandasını papağan gibi tekrarlayan" Trump, aslında Hıristiyanları Türkiye'nin cihatçı vekillerinden koruyan Kürtleri kuzey Suriye’deki Ermenileri ve diğer Hıristiyanları hedef almakla suçladı. Kürtleri terk etmekle eleştirilen Trump şu şekilde kendisini savunuyor:

“Türkler ve Kürtler yıllardır savaşıyorlar. Bu iç savaşa dahil olmuyoruz.”

14 Aralık’taki telefon görüşmesinden sonra Bolton'a ABD'nin IŞİD'i tamamen yenilgiye uğrattığı ve grubun Suriye'deki son kalıntılarını yok etmek için Türkiye'den ayrıldığını bildirmesi talimatı verildi. El Kaide ve IŞİD'i yenmek George W. Bush’tan itibaren ABD'nin yönetimi için bir öncelikti. Ancak Bolton, Trump'tan şu sözleri duymuştu:

“Erdoğan, IŞİD'i umursamıyor.”

Savunma Bakanı James Mattis, Kürtlerin terk edilmesi de dahil olmak üzere Trump'ın kararını protesto etmek için istifa etti. Mattis'in istifasından sonra bile, Pentagon‘un ABD kuvvetlerinin kuzey Suriye'den çekilmesi işini yavaştan alması Erdoğan'ı öfkelendirdi. Trump, 6 Ekim 2019'da Erdoğan ile yaptığı bir başka telefon görüşmesinde kuzey Suriye'den çekilme sözünü tekrarladı.

Erdoğan, Trump'ı Kürtlere ihanet etmeye ikna ederken,  Fethullah Gülen'i iade etme konusunda ise başarısız oldu. Trump’ın Adalet Bakanlığı hâlâ davayı inceliyor. Erdoğan ABD yetkililerinin Halkbank davasını düşürmesini de başarabilmiş değil.

Trump'ta bir diktatör kıskançlığı vakası var ve Erdoğan'ı etkilemeye çalıştı. Erdoğan da buna karşılık olarak, Trump'ı pohpohladı ve Kongre’nin CAATSA yaptırımları ve Ermeni Soykırımı’nı tanıma çabalarına engel olmak için kullanabileceği kişisel bir ilişki kurdu. Trump ve Erdoğan’ın otoriter eğilimleri var ve hukukun üstünlüğünü küçümsüyorlar. Bolton Erdoğan'ı İtalyan faşist Benito Mussolini'ye benzetiyor.

Bolton o odadaydı. “Olayın Gerçekleştiği Oda”daki bilgileri inandırıcı. Ancak Bolton vatansever değildir. Soruşturma sürecinde gerçeği söylemeliydi. Ulusal çıkar, Bolton’un para kazanmak amacıyla içeriden aldığı bilgileri kitaplaştırma çabalarının üstündedir.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.