Oca 07 2018

'Bacak kırma'dan sonra bu kez Erdoğan'dan 'vurduk mu oturturuz'

 

Yurtdışı gezileri dönüşünde uçakta gazetecilere açıklama yapmayı gelenek haline getiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bu kez Fransa dönüşü gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu. 

Siyasetin dili giderek sokak dili, tehdit ve argoya göz kırparken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun uyuşturucu satıcılarıyla ilgili 'kırın bacaklarını' talimatı, bu kez Erdoğan'da "vurduk mu oturturuz" olarak vücut buldu. 

O uçakta bulunanlardan Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Fikret Bila, Erdoğan'ın sert mesajlar verdiğini aktarırken, bu mesajları en iyi tanımlayan cümlenin de Erdoğan'ın söylediği "Vurduk mu oturturuz" cümlesi olduğunu belirtiyor.

Erdoğan o açıklamalar sırasında, THY için Airbus'tan alınan uçakları, Fransa-İtalya konsorsiyumu Eurosam ile yapılan füze sistemleri üretimi, satın alma ve ihracatı ile ilgili anlaşmayı savundu. 

Fransa'da 250 kadar Türkiye destekli cami olduğuna değinen Erdoğan, imamlarla ilgili sıkıntı olduğunu ve imamların azaltıldığını ifade etti. 

Erdoğan, Suriye konusunda Fransa ile benzer bir yaklaşıma sahip olduklarının ancak Soçi ile Astana sürecine bakışta farklılaştıklarının altını çizerken, Filistin meselesinde de benzer düşüncelere sahip olduklarını dile getirdi. 

Bila, 'FETÖ' ve PKK ile ilgili Erdoğan'ın şu sözlerine yer verdi köşesinde:

"Tabii Fransa’da PKK, FETÖ yapılanması ile ilgili mücadeleyi kendisiyle konuştum. Dernek isimlerini de içeren doküman ve belgeleri, Fransızca tercümesiyle kendisine verdim. ‘Bunların takipçisi olmanızı istiyoruz, bizde bunları takip edeceğiz’ dedim. Kendileri de ‘Terörle mücadelede sizler neredeyseniz ben de aynı yerdeyim; mücadeleyi aynı kararlılıkla ben de vereceğim’ dedi. Temennim odur ki inşallah bu mücadeleyi birlikte verme imkânı yakalarız." 

Bir gazetecinin, "İsrail’e tehdit oluşturacak ülkeler zayıflatılıyor yorumları var. Şimdi İran’da olaylar var şöyle yorumlar geliyor; “Suriye, Irak ve İran’dan sonra hedef Türkiye olabilir mi?” Siz de PKK’nın Suriye’ye yerleştiğini söylemiştiniz. Böyle bir risk görüyor musunuz?" sorusuna ise Erdoğan'ın yanıtını şöyle özetliyor Bila:

 

"Yorumlara, varsayımlara değil, biz kendi hedefimizin ne olduğuna odaklanmalıyız. Kendinizi zayıf görüyorsanız zaten bittiniz demektir. Ben Türkiye’yi asla zayıf olarak görmüyorum. Biz vurduk mu oturturuz. Ne PKK bir şey yapabilir, ne YPG. Hadi güçleri yetiyorsa, terör koridoru meselesinde yürüsünler. Bizim bu noktalarda evel Allah’a biz inanıyoruz, inandığımız için de üstünüz. Nasıl biz şu anda 2 bin kilometrekare arazi üzerinde nasıl huzur sükun getirdiysek, o terör koridoru olarak düşündükleri yeri de onlara mezar ederiz. Bu konuda kararlıyız, bunu herkes bilecek.

Bizim medyamızın da bunun bilincinde olması lazım. Konuya ABD değil Türk’ün bakışı ile bakın. ABD lafa gelince ‘Biz terör örgütünün karşısındayız’ diyor. Ondan sonra da DEAŞ’a karşı yine bir terör örgütü olan YPG’yi yanına alarak mücadele ediyor. Medyadan bazıları da tutmuş, ‘Ne yapsın ABD, tabii ki onlarla yürütecek bu işi’ diyebiliyor. Milli ve yerli olmak, yanlışa düşmemek açısından da önemli."

Erdoğan aynı zamanda AB ile ilişkilerin bir an önce toparlanmasını istediğini ise, "Biz ilişkilerin süratle toparlanmasından yanayız. Çünkü siyasette düşmanlığı kalıcı kılmak ülke halklarına hiçbir zaman kazandırmaz, herhangi bir fayda da getirmez" sözleriyle dile getirdi.

Cezaevinde bulunan 150 kadar tutuklu gazeteci için 'sözde tutuklu gazeteciler' ifadesini kullanan Erdoğan, gazetecilerin büyük bir bölümünün 'adi suçlar'dan kalanının da terör suçları nedeniyle içeride olduğu iddiasını yinelerken, "Türkiye insan hakları konusunda, Batılı pek çok ülkeden çok daha ileridedir" iddiasında bulundu.