'Erdoğan'ın bu davranışları seçmenin hissiyatını etkileyebilir'

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın katışıksız güç arayışı The Citizen'de yayınlanan bir makaleye de konu oldu.

Makalede, Erdoğan'ın mutlak iktidar arzusuyla gerçekleştirdiği kimi eylemlerin seçmende ters tepecek bir hissiyatı tetikleme ihtimali üzerinde duruldu.

Makalenin satırbaşları şöyle:

Mutlak iktidar arzusu, Türkiye’nin YPG’ye karşı Suriye’de giriştiği askeri harekatın milliyetçiler arasındaki itibarını güçlendirmiş olduğuna ilişkin bir hissiyat ve Türkiye’nin yavaşlayan ekonomisinin, hükümetinden duyulan hoşnutsuzluğu artırabileceği kaygısı…

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 24 Haziranda baskın seçim yapma kararının ardındaki muhtemel sebepler bunlar. Erken seçim çağrısı yaptığında Erdoğan kendi gerekçelerini ekonomik güçlüklerin ve Suriye’deki savaşın acilen güçlü bir başkanlık rejimine geçmeyi gerektirdiğini söyleyerek açıkladı.

Erdoğan muhtemelen 2016 yılındaki başarısız darbe girişiminden sonra yapılan kitlesel tutuklamaların Türkiye’de yaratmış olduğu siyasi dağınıklığa da bel bağladı. Birleşmiş Milletler rakamlarına göre Gülen komplosuna karıştıkları gerekçesiyle 160 bin civarında kişi tutuklandı. Bunların arasında siyasi parti liderleri, tanınmış gazeteciler, subaylar da var.

Darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL hala yürürlükte ve Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimleri Ohal koşulları altında yapılacak. Bu duruma sadece muhalefet partilerinin liderleri değil, aynı zaman da eski ama son zamanlarda arayı açmış bir müttefik olan ABD de karşı. Amerikan Dışileri bakanlığı sözcüsü Heather Nauert yaptığı bir basın açıklamasında şunları “... Olağanüstü Hal koşulları altında tam anlamıyla, Türkiye hukukunun da öngürdüğü türde, özgür, adil ve şeffaf bir seçim yapmak zor olacaktır,” şeklinde konuşmuştu.

AKP’nin çoğunlukta bulunduğu TBMM seçim kurallarını değiştiren bir yasa çıkartarak, Erdoğan için çok elverişli bir orta hazırladı. Muhalefet bu yasaya, seçim hilelerine yol açabileceği ve seçimlerle ilgili şaibe yaratabileceği gerekçeleriyle karşı çıkmıştı.

Yasa Yüksek Seçim Kurulu’na seçim bölgelerini birleştirme ve seçim sandıklarını başka bölgelere taşıma yetkisi veriyor. Erdoğan ayrıca geçtiğimiz yıl Türkiye’nin hükümet biçiminin, başbakanlık makamını ortadan kaldıran ve Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini artıran bir icracı başkanlık sistemine dönüştürülmesini öngören bir refarandumu da kazanmıştı.

Erdoğan bu seçimleri de kazanacağından emin görünmekle birlikte bazı davranışlarının seçmenlerin hissiyatını etkileme ihtimalini de gözardı etmemek gerekir. Nitekim enerji bakanı Berat Albayrak, Ankara’daki bazı söylentilere cevaben, Erdoğan’ın başkanlığı kazanması ancak AKP’nin Parlemento’da çoğunluğu elde edememesi durumunda, seçimlerin yenilenmeyeceğini söyledi. Hatta Albayrak bir ikinci tur ihtimalinden de bahsetti, ancak Erdoğan’ın kazanacağını vurgulamayı da ihmal etmedi.

Türkiye’deki ordusuyla gurur duyan milliyetçi damar, hava ve kara subaylarının kitlesel bir şekilde tutuklanmasından ve yargılanmasından rahatsızlık duyabilir. Atatürk tarafından tanımlanmış anayasal laikliğin, demokrasinin ve özgürlüklerin, Erdoğan’ın medya üzerindeki baskısı ve İslami sembolizme verdiği açık destekle alaşağı edildiği düşünülebilir.

Kadın hakları alanında da bir kötüleşme yaşandığı ve özellikle kadınların ve gençlerin Erdoğan ve AKP tarafından kotarılan İslamileşmeden hoşnut olmadıkları yönünde de haberler alınıyor.

AKP ve özellikle de Erdoğan daha fazla İslamileşme yanlısı olsalar da, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Konya’da “gençliğin deizme kayışını”  ele alan bir rapor açıkladı. İmam Hatip öğrencilerinin bile İslamiyet’in arkaik yorumlarını kabul etmediklerini ve inancı sorgulamaya başladıklarını ve ateizm yerine deizme, yani dinsiz bir Allah inancına kaydıklarını anlatan rapor, Erdoğan tarafından zırva olarak nitelendi.

Gençliğin İslamileşme sürecinden duyduğu hayal kırıklığının ardında dinin politik amaçlarla kullanılması ve İslam dininin adının, yolsuzluk, kibir, dar görüşlülük, bağnazlık, merhametsizlik ve kabalık ile kirletilmesi gibi nedenler yatıyor.

Erdoğan Mısır lideri Sisi gibi rakipsiz bir sahada yarışmıyor. 2017 Anayasa referandumunda, haberler Erdoğan’ın ülkenin aşağı yukarı tam yarısından oy alabileceğini söylüyordu.  Bu sefer CHP’nin adayı Muharrem İnce. İyi Parti lideri Meral Akşener, Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu’nu, Vatan Partisi Lideri Doğu Perinçek de 100.000’er bin imza toplayarak aday oldular. HDP de hapisteki lideri Selahattin Demirtaş’ı aday gösterdi.

Kadınlar da siyaset sahnesinde oldukça etkinler. Meclisteki kadın sayısı her seçimde artıyor. 1995 yılında mecliste 13 kadın milletvekili varken, bu sayı 2015 seçimlerinde 97’ye çıktı.

Ne var ki AKP ve Erdoğan Türkiye’sinde kadın hakları alanında önemli bir gerileme yaşandı. Erdoğan yönetimi altında kadına karşı şiddet vakalarının ikiye katlandığı, kadın istihdamının düştüğü ve bizzat Erdoğan tarafından kadına yönelik aşağılayıcı konuşmalar yapıldığına ilişkin haberler var.

Erdoğan Kürtajı ve sezaryen doğumları engellemeye yönelik hamleler de yaptı. Kadın Bakanlığının adı “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” olarak değiştirildi. AKP iktidara geldiğinden beri “Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” dışında, kadınlarla ilgili herhangi önemli bir kanun çıkmadı, söz konusu kanun da uygulanmıyor.

Erdoğan’ın giderek artan otoriter yönetimi ve saldırgan öfke patlamaları sadece Türkiye’de değil, Türkiye dışında da endişe yarattı. 2017 yılında yayınlanan bir makalede Erdoğan’ın tavırlarının, sürekli olarak aba altından sopa gösteren bir mafya patronunun tavırlarını andırdığı yazıldı.

Erdoğan döneminin en önemli zayiatlarından biri ifade özgürlüğü. Hapiste tutulanlar arasında yabancı gazeteciler ve tanınmış Türkiyeli yazarlar var. Darbe sonrasında gazeteciler, yıllar önce yayınlanmış ve zamanında yasal olarak görülmüş yazıları nedeniyle, tutuklanabiliyorlar. Tutuklanarak mahkumiyet alanlar arasında Cumhuriyet Gazetesi İcra Heyeti başkanı Akın Atalay gibi isimler de bulunuyor.

Erdoğan seçimleri kazanarak Türkiye’nin hiç bir denge ve kontrol mekanizmasına tabi olmayan tek lideri olmayı başaracak mı? Eğer hükümet yanlısı medya ciddiye alınacak olursa, muhtemelen evet. Peki Erdoğan Malezya’daki gibi bir sürpriz yenilgi alabilir mi? Bu da ihtimal dahilinde, zira Türkiye’li seçmenlerin nabzını yakından tutabilen gözlemcilere göre, medyaya yansımasa da, alttan alta Erdoğana yönelik yoğun bir öfke de var.

Seçimleri kimin kazanacağı seçimlere katılım oranına bağlı ve Türkiye’nin genç nüfusunun çoğunluğu göz önüne alındığında, onların Türkiye’nin nasıl bir ülke olması gerektiğine yönelik algıları, seçim sonuçlarında belirleyici olacak.

http://www.thecitizen.in/index.php/en/newsdetail/index/6/13955/erdogans-quest-for-absolute-unquestioned-power

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar