Financial Times'a göre Erdoğan'ın en güçlü ve tek rakibi

Türk Lirası'nın dolar karşısında biteviye değer yitirmesi ve bu durumun hem AKP'yi hem de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı, seçime bir aydan az bir süre kala hayli rahatsız etmesi, dünya medyasının haber ve analizlerine de konu oluyor.

Laura Pitel tarafından kaleme alınan haberde, yatırımcıların Erdoğan'ın ekonomiye fazla müdahale etmesinden dolayı rahatsızlık duyduğu belirtildi. 

"Recep Tayyip Erdoğan: Türkiye’nin en güçlü adamı piyasalarla boğuşuyor" başlıklı haberde, "Döviz kurlarında yaşanan kriz ve tekrar seçilme arzusu karşısında Cumhurbaşkanı en sonunda faiz oranlarının yükselmesine izin verdi. Fakat yatırımcılar ekonomiye çok fazla karışmasından endişeli" yorumu yapıldı.

Yazının satırbaşları şöyle:

Türkiye’de ekonomistler Lira’nın Erdoğan’a karşı kalan tek muhalefet olduğunun şakasını yapmayı sever. Lira kesinlikle zorlu bir hasım. Haftalardır Lira’nın değer kaybetmesine karşı önlem almayı reddeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çarşamba günü piyasaların gücüne boyun eğmek zorunda kaldı ve merkez bankasının faiz oranlarını yükseltmesine izin verdi. Lira senenin başından beri %20 değer kaybetti. 

Ekonomistlerin şakası biraz yanıltıcı. Türkiye dışında bir diktatör olarak yansıtılsa da, Bay Erdoğan hala otoriter yönetim tarzını haklı çıkarmak için seçim zaferlerine güveniyor. 

Geçtiğimiz haftalarda yaşanan kaos 24 Haziran’daki ‘ya hep ya hiç’ niteliğindeki Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri öncesinde ortaya çıktı. Kazanılacak bir zafer Erdoğan’ın daha uzun yıllar iktidarda kalmasını sağlayıp, Atatürk’ten bu yana modern Türkiye’nin en önemli lideri olma hayalini de gerçeğe dönüştürebilir. 

Bu durum da Erdoğan’ın enflasyon oranlarını düşürüp Lira’ya destek olacak bir faiz artırımına neden karşı olduğunu da açıklıyor çünkü faiz artırımı aynı zamanda tam da seçimlerden önce mortgage ödemelerinin ve kredi kartı faturalarının artması anlamına da geliyor. 

Seçim uğruna popülizm ve doların yükselişi ülkeyi bir döviz kuru krizinin eşiğine sürükledi. Direksiyonda da uzun zamandır yüksek faiz oranlarını “zengini zenginleştiren, fakiri fakirleştiren” diyerek eleştiren ve merkez bankasıyla çatışma içinde olan, büyüme saplantısı olan bir lider var. 

Kaçınılmaz olarak faiz yükselişine onay vermek zorunda kalmadan önce Bay Erdoğan “Türkiye düşmanlarının” döviz spekülatörlerinin ve “faiz lobisinin” arkasına saklandığını söylüyordu. 

Bu son çırpınışlar Lira’yı dengede tutmaya yetse de, Erdoğan’ın amacı uğruna her şeyi göze alma isteği bazı yatırımcılarda, son 10 yılda hızla büyüyen Türkiye ekonomisinin, bu giderek artan ekonomiyi çok yakından yönetme arzusu yüzünden kalıcı hasar göreceği endişesi yarattı. 

Société Générale firmasından yükselen piyasalar strateji uzmanı Phoenix Kalen’e göre siyasi iktidar yön değiştirmediği sürece Türkiye büyük ihtimalle “tekrarlayan bir kabusun” içinde sıkışacak. “Bize göre Cumhurbaşkanlığı’nı muhalefet kazanırsa Lira mucizevi bir hız kazanacaktır.”

Bu dramatik haftanın başlangıcı, Bay Erdoğan’ın aniden seçimleri bir buçuk yıl öne çektiğini açıkladığı 18 Nisan’da yaşandı. İki Türk bayrağının önünde konuşan Cumhurbaşkanı, Suriye ve Irak’ta yaşanan karışıklıklar yüzünden yeni yönetim sistemine bir an önce geçilmesi gerektiğini söyledi. Bu yeni sistem Başbakanlık pozisyonunu ortadan kaldırmayı ve Cumhurbaşkanı’na radikal miktarda yeni güçler verilmesini hedefliyor. 

AKP içinden konuşan bazı kaynaklara göre parti, eğer Kasım 2019’a kadar beklenilirse  kaybedeceğinden korktuğu için seçimleri öne aldı. 

İktidarda bulunduğu 15 yıllık süre içinde AKP toplumun kumaşını değiştirerek kurulu laik düzene meydan okudu ve toplumun tutucu kesimini daha önce görülmemiş bir refah seviyesine çıkardı.

Ancak partinin uzun zamandır sağlam olan oy tabanı kenarlarından kırılmaya başladı. Bir zamanlar Bay Erdoğan’a destek veren gruplar, iktidar giderek daha bölücü bir politika izledikçe, muhalifleri hapse attıkça ve kendini eleştirenlere “vatan haini” dedikçe desteklerini çekmeye başladılar. Bazı anketlere göre AKP mecliste çoğunluğu kaybedebilir ve Bay Erdoğan Cumhurbaşkanlığı için ikinci turda yarışmak zorunda kalabilir. 

Aynı zamanda Türkiye uzun zamandır AKP’ye olan desteğin omurgası niteliğindeki ekonomi hakkında giderek daha endişe verici uyarılarla yüzleşiyor. Geçtiğimiz yıl gayri safi yurt içi hasıla %7.4 oranındaydı fakat Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrası yaşanan düşüşü döndürmek için hükümetin verdiği desteklerle ulaşılan bu rakam enflasyonun çift hanelere ulaşmasına neden oldu ve cari açığı büyüttü. IMF bu dönemde sakinleşme ve yeniden denge kurma çağrısında bulundu. 

Piyasalar erken seçimi ve anketleri ilk duyduklarında çok sevinmişti. Bir hafta sonra faiz oranlarının 75 baz puan artmasıyla daha da olumlu bir havaya büründüler. Yatırımcılar böyle bir durumda Erdoğan’ın kazanacağı hızlı bir zafer sonrasında düzenlemeler yapılacağını ve ithal enerji ihtiyacının azaltılacağını varsaydılar. Aynı zamanda seçim öncesi kampanya süresinin kısalmasının da daha az bağışta bulunmaları gerektireceğini umdular.

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar