Fransa ile tarihi kriz: Erdoğan siyasal İslamı savundukça çember daralıyor - Editör Masası

Türkiye, Siyasi İslam’ın tek temsilcisi olarak bölgenin Deli Dumrul’u haline dönmüş durumda. Amerika Birleşik Devletleri’nden Yunanistan’a, Almanya’dan Fransa’ya kadar herkese ayar veriyor. Erdoğan sonunda işi Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a “deli” demeye kadar vardırdı işi.

Erdoğan’ın öfkesinin nedeni, Paris’te bir öğretmenin kafasının kesilmesinin ardından Macron’un Siyasi İslam’a yönelik açıklamaları ve almayı planladığı önlemler.

Erdoğan’ın İslamcı öfkesinden Almanya da nasibini aldı. Mevlana Camii’nin Alman hükümetinin korona yardımını koruyan bir ekibin dolandırıcılığı sonucu devletten 70 bin Euro aldığını ortaya çıkmasının ardından polisin camiye yaptığı baskın. Erdoğan ne öğretmenin kafasının kesilmesini kınayıp Macron’a taziye mesajı gönderdi, ne de bir ibadet kurumunun dolandırıcılığa bulaştırılması hakkında söz etti.

Ancak Fransa’dan Almanya’ya, Avusturya’dan Hollanda’ya yayılan siyasi atmosfer başta Diyanet İşlerine bağlı camilerin yönetimi olmak üzere Ankara’nın Avrupa ülkelerindeki rahatının sona erebileceğine işaret ediyor.

Doğu Akdeniz’deki faaliyetler nedeniyle Yunanistan ve Kıbrıs’la yaşanan gerilim gibi, Azerbaycan-Ermenistan Savaşı’nı da başta Avrupa olmak üzere dünya izliyor şu anda. Ancak herkesin gözünün 10 gün sonra gerçekleşecek Amerikan Başkanlık ve Kongre seçimi olduğu gayet açık. Donald Trump’ın kaybedip Biden’ın başkan olması ve Senato’da çoğunluğun demokratların eline geçmesi sonucu Türkiye için siyasi dengeler tamamen değişecek.

Erdoğan şimdiye kadar Trump’la olan “özel” ilişkisi sayesinde Halkbankası yaptırımlarını da, S-400 alımı nedeniyle CAATSA yaptırımlarını da durdurmayı başardı. Demokratların yönetiminde sadece bu konular değil, Akdeniz ve Suriye’deki faaliyetleri de gündeme gelip sorgulanabilecek. Şu anda gerek katılım oranı, gerekse anketler son haftaya Biden’ın seçime avantajlı girdiğini gösteriyor. Ancak Trump’ın son hafta çok saldırgan bir kampanya yürütmesi bekleniyor. Böyle bir kampanya Covid’in etkisini ve Trump’a duyulan antipatiyi azaltır mı meçhul. Ancak Demokratlar’ın da boş durmayacağı çok açık.

Demokratların yönetimindeki bir Amerika, Erdoğan’ın boş sahada top oynama keyfiyetini sona erdirecek.

Türkiye dış politikası artık yalnızca krizler ve sorunlarla anılıyor. Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin doğalgaz arama faaliyetleri ile başlayan kriz, uluslararası bir boyut kazandı, Dağlık Karabağ çatışmalarında Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında oynamaya çalıştığı ‘büyük abi’ rolü büyük tepkilere neden oldu. Suriye’de ‘kırmızı çizgi’ olarak tanımlanan Morek gözlem noktalarından çekilen Türkiye, analistlere göre asıl yaptırımlar ve sorunları ABD seçimlerinden sonra yaşayacak. 

Tüm bu olumsuz tabloya bir de Fransa ile yaşanan kriz eklendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, "Bu Macron denen zatın İslam ile derdi nedir? Müslümanlar ile olan derdi nedir? Macron'un zihinsel noktada bir tedaviye ihtiyacı var. İnanç özgürlüğünden anlamayan ve kendi ülkesinde yaşayan milyonlarca farklı inanç mensubuna farklı davranan bir devlet başkanına ne denilebilir? Öncelikle bir akli dengeden kontrol..." sözleri üzerine Fransa, Ankara Büyükelçisi'ni istişarelerde bulunmak üzere Paris'e çağırdı.

Türkiye dış politikasının geldiği noktayı, yaşadığı tıkanmaları ve sayılı günler kalan ABD seçimlerinin Türkiye için ne anlama geldiğini Ahval genel yayın yönetmeni Yavuz Baydar, Türkçe editörü Ergun Babahan ve İngilizce editörü İlhan Tanır “Editör Masası” programında değerlendirdi. 

Öncelikle Türkiye dış politikasına dair geniş bir tablo çizden Yavuz Baydar, şunları söyledi:

“Türkiye dış politikası içinde her türlü baharatın bulunduğu bir kokteyle benziyor ama durum giderek daha vahim bir hale geliyor. Adeta ağır çekim çöküşü izliyoruz. Bütün kıyamet Türkiye’nin bölge ve dış politikasında kopuyor. 

Birincisi Libya’da taraflar arasında bir ateşkes ilan edildi ve bu durum Türkiye’nin hoşuna gitmedi. Dolayısıyla Türkiye’nin Libya politikası çöktü.

İdlib’de de bir geri çekilme söz konusu. Azerbaycan Ermenistan savaşında ortaya çıkan tablo net ve Türkiye ne kadar zorlasa da bu denklemde bir yeri yok. Ege’deki gelişmeler sürekli olarak Türkiye’nin aleyhine işleyen bir sayaç tablosu gösteriyor bize. 

NATO Genel Sekreteri ters köşe olmuş durumda, çünkü NATO içi bir uzlaşma sağlanacağını sanıyordu. Fakat Türkiye aradan saatler geçmeden yeni bir Navtex ilan etti. Ve en önemlisi S-400’ler… O duman daha yeni tütmeye başladı ama Erdoğan’ın ‘S-400’leri test ettik’ açıklamasının ardından ABD’de kim seçilirse seçilsin CAATSA yaptırımları kapıda. Türkiye konkordato ilan eden bir şirket gibi iflasa gidiyor.”

ABD, Türkiye’deki konsolosluk işlemlerini askıya aldı ve “Türkiye’de, ABD vatandaşları ve yabancılara yönelik potansiyel terör saldırısı ve kaçırmalara ilişkin güvenilir istihbarata ulaştık” açıklamasında bulundu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ABD Büyükelçiliği'nin Türkiye terör saldırısı olabileceği yönündeki duyumuna tepki gösterdi. Bakan Soylu, "Bir duyuruyu paylaşmanın diplomatik bazı gereklilikleri söz konusudur. ABD Büyükelçiliği usul, erkan ve adaptan yoksun bir davranışı ortaya koymuştur" açıklamasında bulundu. Anlaşılacağı üzere ABD bu istihbaratı Türkiye’den almamış görünüyor. Türkiye İçişleri Bakanlığı ile ABD arasındaki gerginliği değelendiren İlhan Tanır, şunları dile getiriyor:

“Zaten kurumlar arası soğuk bir ilişki söz konusuydu. Süleyman Soylu defalarca Türkiye’deki darbe girişimi sonrası ABD’yi suçlamıştı. Normal şartlarda bir içişleri bakanının herhangi bir işi olmasa da ABD’ye ziyaretlerde bulunması gerekir ancak Soylu bakanlık süresince ABD’ye ne geldi, ne davet edildi. Soylu’nun suçlayıcı cümleleri de diplomasi kurallarını tamamen hiçe sayan ve müttefiklik ruhunu çiğneyen bir durumdu. Kısacası ABD’nin içişleri bakanlığı ve güvenlik kurumlarıyla Süleyman Soylu’nun içişleri bakanlığı arasından soğukluk devam ediyor.”

Ve Avrupa’daki gelişmeler… Son yaşanan tartışmaları değerlendiren Ergun Babahan, şunları dile getirdi:

“ABD ile ilişkiler çalkantılı, Biden kazanırsa ipler iyice kopacak. Ama Avrupa’yı da hedef alan Erdoğan, Macron’a ‘deli’ dedi. Paris’te bir öğretmenin kafasının kesilmesinin ardından Fransa sert önlemlere yöneldi. Hamas’a yakın bir sivil toplum kuruluşunu kapattı çünkü failin orada örgütlendiği ortaya çıktı.

Fransa radikal bir karar alarak ülkedeki camilere yabancı ülkelerden imam alımını durdurmaya çalışıyor. Bu, Almanya’ya da sıçrarsa Erdoğan için büyük bir darbe.Çünkü Diyanet’in üzerinden sağladığı hakimiyet Avrupa ülkelerinde kırılmış olacak, oraları bir propaganda merkezi olarak kontrol ediyor. Almanya’da bir caminin sahte belgelerle hükümetten 70 bin Euro covid yardımı aldığı tespit ediliyor. Bunun ortaya çıkması üzerine Alman polisi camiye baskın yapıp bir takım belgelere el koydu.Erdoğan ve AKP hükümeti buna da sert tepki gösterdi. Türkiye bir anda radikal İslam’ın, cami üzerinden dolandırıcılığın savunucusu haline gelmiş durumda. Deniz fenerini anımsatan bir eylem söz konusu.”

Peki Avrupa’daki bu kavga nereye varacak? Bu sorunun yanıtı ve daha fazlasını Yavuz Baydar, Ergun Babahan ve İlhan Tanır, Editör Masası’nda yanıtlıyor.

Editör Masası’nın tamamını Spotify ve SoundCloud’tan dinleyebilir veya Youtube’dan izleyebilirsiniz.