Eyl 19 2019

Prof. Kaboğlu: Bu sistem sürdürülemez, Erdoğan bir daha aday olamaz

Anayasa Hukuku Profesörü ve CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, yargı reformu paketine ilişkin olarak, “Buradaki ana sorun anayasanın ya da yasaların buna engel olmasından önce yürürlükteki hükümlerin saygı görmemesi” görüşünü dile getirdi.

“Yine de bu kadar yakıcı bir sorun karşısında en azından Adalet Bakanlığı’nın inisiyatif alarak bir Yargı Reformu Strateji Belgesi açıklamış olması, Türkiye’nin gündemi açısından önemli ve olumlu” diyen Kaboğlu, “Bu da raporun içinde yer alan birtakım gerçekleri örtücü yaklaşımın görülmeyeceği anlamına gelmiyor. Raporda pembe bir Türkiye tablosu çiziliyor” ifadesini kullanıyor ve ekliyor:

“Daha iyisini yapacağız, daha da geliştireceğiz, deniyor. İfade özgürlüğünü daha da geliştireceğiz deniyor. İfade özgürlüğüne önce saygı duymalıyız, sonra da geliştirmeliyiz. Önce ifade özgürlüğüne müdahale etme, sonra koru ve üçüncü olarak da geliştir. Sanki saygı ve koruma varmış gibi üçüncü aşama da olumlu bir edim yükleniyormuş gibi bir yaklaşım, bizi sanal bir aleme götürüyor. Rapor daha gerçekçi olmalıydı. O da muhalefet partisi olarak bize düşüyor. Biz de bir karşı rapor hazırladık. Sonuç olarak rapor, ilke olarak olumludur ama gerçekleri olduğu gibi yansıtmama zaafı var.”

Politik Yol’un sorularını yanıtlayan Prof. Kaboğlu, “Erdoğan bir daha cumhurbaşkanlığına aday olamaz” görüşünü savunuyor.

Anayasa hukukçusu Kaboğlu, “Önümüzdeki dönemde yoğun biçimde tartışılacak bir mesele olarak da Erdoğan bir daha aday olabilir mi?” sorusu üzerine bu cevabı veriyor.

Erdoğan’ın bir daha aday olamayacağına dair ise şu gerekçeyi sunuyor:

“Çünkü anayasa madde 101’de açık hüküm var. Bir kişi en fazla iki kez aday olur. Bu hükme 2017 değişikliğinde dokunulmuş değildir. Bu açıdan herhangi bir kuşku bulunmamaktadır. Yani anayasal normun devamlılığı ilkesi. ‘Yeni rejim kurduk’ biçimindeki iddia ise bir istisna hüküm olsaydı, değişiklik ile birlikte ‘bu madde Tayyip Erdoğan için geçerli değildir’ şeklinde hüküm konsaydı o zaman geçerli olabilirdi. Anayasa gereği Erdoğan aday olamaz.”

Bir diğer formül olarak da cumhurbaşkanı eğer erken seçim kararı ilan ederse görev süresinin bitmemiş olacağı ve bir daha cumhurbaşkanı adayı olabileceğinin konuşulması…

Kaboğlu’nun buna dair yorumu ise, “TBMM üye tam sayısının 5’te 3 çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesi kararı alınır. Bu da 360 milletvekilinin oyuna denk geliyor. Cumhurbaşkanının ikinci döneminde meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir” şeklinde.

Burada da şart, Meclis’in seçimlerin yenilenmesine karar vermesi…

Kaboğlu’na göre, aksi hâlde cumhurbaşkanının ülkeyi seçime götürmesi durumunda adaylık söz konusu olamaz.

Bu sistemin sürdürülemez olduğunun altını çizen Kaboğlu, sözlerini şöyle açıyor:

“Neden sürdürülemez bir sistemdir? Çünkü Türkiye’de çok uzun zamandır Osmanlı’dan bu yana oluşmuş olan bir yapı vardı. Bu yapıyı ortadan kaldırmaya kalktılar. Bu, kendilerinin belirlemiş olduğu ortadan kaldırma sürecine bile riayet edilmeden yapıldı. Mesela uyum kanunları hazırlanmadı. Askeri darbe döneminde bile uyum kanunları hazırlandı. Uyum yasaları hazırlamadan seçime gittiler ve CBHS adını verdikleri rejime geçtiler. Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet çizgisinde oluşan bütün anayasal ve kurumsal yapılar bir anda alt üst edildi. Şimdi onun sancısı yaşanıyor. Sıklıkla kullanılan ve dejenere edilen “milli ve yerli” kavramıyla söyleyecek olursak ne kadar milli ve yerli varsa hepsi alt üst edildi. Bu nedenle güncel gereklilik açık: gelin, anayasal yanlışı düzeltelim; Türkiye’nin tarihinden başkanlık rejimi geleneği yoktur.”

Kayyım meselesine de değinen Kaboğlu, “KayyIm söylemini dillendirmemek gerekir. Çünkü gayrı meşrudur. Anayasa dışıdır. Demokrasinin son mekanizmalarına bile nefes aldırmamaktır. Bunu dillendirerek bir meşruluk sağlamamak gerekmektedir” görüşünü dile getiriyor.

Kaboğlu, işin hukuki boyutunu şöyle açıklıyor:

“Anayasa madde 127 açıktır. Geçici uzaklaştırma. Ancak bu maddede 1982 yılında, parlamenter rejim bağlamında yazıldı yani bakan siyasal yetkinliğe sahipken yazıldı. Şimdi bakan siyasal kimlik ve sorumluluğa sahip değil. Dolayısıyla bakanın 2017 değişikliğinden önceki yetkisine göre bu yetkiyi daha sınırlı, daha istisnai olarak kullanması lazım. Ne zaman kullanır bunu? Mesela bir belediye başkanı suç üstü yakalanırsa. O zaman bakan bu yetkiyi geçici önlem olarak kullanır ve oraya seçilmiş bir meclis üyesi atanır. Deniyor ki 674 sayılı KHK ile getirilen kayyum yolu. Hayır. 674 sayılı KHK yasalaştırılmış olsa da burada yürürlükte olan Anayasa madde 127’dir. O bakımdan, Anayasa madde 11’e göre; yasama, yürütme, yargı idare organları bütün diğer tüzel kişileri ve gerçek kişileri bağlayıcı hükümlerdir. 127’nin dışına bakan çıkamaz. Burada hata yapıldı.”

“Sen bu üç büyük ilin valisini, valilik yerine belediye başkanlığına kaydırdığına göre, Anayasa madde 126’yı ihlal ediyorsun” diyen Kaboğlu, “Çünkü sen valiyi merkezi idarenin temsilcisi olarak atıyorsun. Bu bir. İkincisi güvenlik sorunu var diyorsun. Onları, enerjilerini valilik makamlarına vermeleri yerine belediyelere yönlendiriyorsun. O zaman güvenlik sorunu yok demektir. O zaman kendi kendine çelişiyorsun” ifadesini kullanıyor.