Haz 08 2018

Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidarda tutan nedir?

24 Haziran erken seçimleri yaklaşırken AKP ülkenin demokratik sisteme geçişinden beri en uzun süre iktidarda kalan parti unvanını elinde bulunduruyor.

AKP’nin 16 yıllık iktidarının, çoklu partili seçimlerin ilk defa yapıldığı 1946 yılından beri benzeri yok. Arada geçen sürede Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak ülkeyi yöneten Recep Tayyip Erdoğan ve onunla özdeşleşen partisi, ülkenin kurucusu olarak görülen Mustafa Kemal Atatürk’ün görev yaptığı süreyi geride bıraktı.

AK Parti 2002 yılında yapılan genel seçimlerde 11 yıldan beri ilk defa mecliste çoğunluğu elde ederek zafer kazandı. Söz konusu zafer, daha önceki koalisyon hükümetlerinin ekonomiyi yanlış yönetmesinin bir sonucu olarak yorumlandı.

İktidara geldiğinden beri AKP bir çok krizle uğraşmak zorunda kaldı - en önemlisi de 2016 Temmuz ayında yaşanan başarısız darbe girişimi - ve Türk toplumunun kumaşında ciddi değişiklikler yapmaya devam etti.

Parti şimdi de Kasım 2019’dan öne çekilen, ekonomik çöküşün gölgesinde, Suriye’deki savaşın içinde ve ABD gibi müttefiklerle kötüye gitmekte olan ilişkilerin ışığında hem meclis hem de Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmaya çalışıyor.

ABD’nin Washington şehrinde bulunan John Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Çalışmalar Koleji’nde doçent profesörlük görevi yapan Lisel Hintz’e göre AKP’nin ilk iktidara geldiğinde var olan koşullar partinin devam eden yıllarda da gücünü kaybetmemesini sağladı.

Hintz’e göre:

“2001 yılında yaşanan ekonomik krizin yol açtığı seçmen kaymaları, dengesiz koalisyonlar, yolsuzluk ve ekonominin yanlış yönetilmesinin hiç bir işe yaramadığını gösterdi.”

AKP’nin karizmatik lideri ve geçmişte ordu ve yargı içinde bulunan laik güçlerin hedefinde olan siyasi İslam’a olan bağları, devamlı bir destekçi seçmen kitlesi yaratmasında etkili oldu.

Hintz’e göre,

“Erdoğan’ın ekonomik büyüme ve devasa inşaat projelerinin yanında kendini ‘halkın içinden bir adam’ olarak tanımlayan söylemleri’ sayesinde partinin halk gözünde çekiciliği arttı”.

Eğer Erdoğan Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanırsa, Türkiye’deki meclis bazlı yönetim sistemi en azından beş yıl daha iktidarda kalacak bir Başkanlık sistemiyle yer değiştirecek. Yapılan anketlere göre Erdoğan önde ama ikinci tura kalmayı engellemek için gerekecek yüzde 50 oyu alamayacak.

2007-1013 yılları arasında Kültür ve Turizm Bakanı görevinde bulunan Ertuğrul Günay’a göre, AKP iktidarının iki tane birbirinden çok farklı aşaması var ve birinci seçim zaferleri için gerekli ortamı yaratmak.

Günay’a göre 2012’den önce parti yükselen refah, iyileştirilen sosyal hizmetler - özellikle mülkler ve sağlık konularında -  için hareketlerde bulundu.

AB’ye üye olma çabası çerçevesine AKP yargı sistemini düzene sokacak, insan hakları ve ordunun hükümette rolünü dizginleyecek reformlar yaptı ve AB standartlarına uymaya çalıştı.

Parti aynı zamanda ülke çapında altyapı gelişimlerine başladı ve yabancı yatırımın ülkeye gelmesini sağladı.

“Kürt açılımı” gibi politikalarla Kürtlerin ve Gayrı Müslümlerin azınlık haklarına hitap eden Erdoğan, Kıbrıs konusunda ülkenin birleştirilmesinin savunan BM planına destek verdi.

Günay’a göre atılan bu adımlar “AKP’nin oylarını aynı seviyede tutan başarı adımları olarak tarihe geçebilir.”

AKP’nin ilk Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’a göre partinin ilk dönemde yaptığı reformlar ‘en büyük başarı’ çünkü eski AB Büyüme Komisyoneri Gunter Verheugen’in 2004 yılında yaptığı açıklamaya göre Türkiye’nin o dönemde yaptığı reformlar, öncesindeki 80 yılın tamamından daha fazla.

Bu başarılar sayesinde Türkiye 2002-2011 yılları arasında ortalama %7.5 büyüme oranı elde etti, enflasyon azaldı ve faiz oranları sayesinde yurt içi tüketim arttı.

Hintz’e göre

“AB üyeliği programı dahilinde yapılan siyasi ve ekonomik girişimler sayesinde AKP muhaliflerine karşı dış politikayı çok etkin kullandı ve destekçilerinin amaçlarına başarıyla hizmet etti. Sonuç olarak partinin Orta Anadolu’nda yaşayan seçmen tabanı tüm bunlardan faydalandı.”

Ankara Üniversitesi’nde eskiden siyaset bilimi profesörü olarak görev yapan Barış Ünlü de AKP’nin 2002 zaferinin geçmişle araya bir çizgi çeke anlamına geldiğini düşünen çoğunluktaydı.

“Umutluydum. Kürt açılımını ve Ermeni açılımını destekledim. Eski Türkiye bir çok açıdan kötü durumdaydı. Yolsuzluk kol geziyordu ve İstanbul burjuvazisi ve ordu tarafından yönetiliyordu.”

Bunlara rağmen, 2016 Haziran ayında Türkiye’nin Kürt ağırlıklı güney doğu bölgesinde barış çağrısında bulunan belgeyi imzaladıktan sonra işinden olan yüzlerce akademisyenden biri olan Ünlü bile Erdoğan’ın yönetimi altında hayal kırıklığına uğramış durumda.

“Çoğu insan AKP’yi doğrudan desteklemese bile 2002 öncesi Türkiye’den bıktıkları için destekledi. İnsanlar Kürt Açılımı gibi projelere destek verdiler ama sonuç büyük bir hayal kırıklığı oldu”.

Eski Dışişleri Bakanı Yakış Türkiye’nin Suriye iç savaşına katılımına işaret ederek, Başar El-Esad’ın görevden alınmasını ve 2011 seçimlerinde çoğunlukla kazanılan seçimi dönüm noktaları olarak gösterdi.

“Hükümet demokratik hedeflerinden saptı ve otokrasi, totaliter bir rejime yönelerek medya ve devlet mekanizmaları üzerinde tam güç sahibi olmayı seçti.”

64 yaşındaki Türkiye Cumhurbaşkanı tutucu ve dindar bir geçmişe sahip ve zor koşulların yaşandığı İstanbul’un işçi sınıfı bir semtinde büyümüş - bunlar da Türk toplumunun büyük bir bölümüne hitap etmesini sağlıyor.

1990’larda Belediye Başkanı pozisyonunda bulunduğunda hava kirliliği, trafik sıkışıklığı ve su kesintilerine çözümler getirerek popüler oldu. Laik düzene karşı okuduğu bir şiir yüzünden cezaevinde geçirdiği kısa süre sayesinde taraftarları iyice arttı.

Hintz’ göre Erdoğan: “İslamcı Refah Partisi’nin İstanbul Belediye Başkanı ve hem dindar, hem de güçlü bir politik figür olarak konumlandırdı”.

Seçimlerin yaklaştığı bu günlerde, AK Parti’nin ilk günlerinde yaşanan ekonomik başarıları veya Erdoğan’ın kişisel çekiminin seçmenlere ne kadar etki edebileceğini göreceğiz.