Yektan Türkyılmaz: AKP hiçbir zaman tek başına iktidar olamadı

Siyaset bilimci ve antropolog Yektan Türkyılmaz, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın sinyalini verdiği sosyal medyaya yasak hazırlığını, alternatif baro yaratma girişimini ve seçim sistemi ile oynanarak muhaliflerin etkisizleştirilme çabalarını Konuşa Konuşa'da Gülten Sarı'ya değerlendirdi.

AKP iktidarının, muhalefet cephesindeki enerji yükselişinin önüne geçmeye çalıştığını, muhalefet partilerinin bir beka sorunu ile karşı karşıya kaldıklarını fark ettiklerini belirten Türkyılmaz, meselenin yargı kısmında baroların 'hizaya' sokulmak istendiğini, seçim yasası ile oynanarak da muhalif partilerin sistem dışına atılmaya çalışıldığını kaydetti.

İktidarın devletin kurumlarına güven duymadığını kaydeden Türkyılmaz, bu nedenle kurumların içinin boşaltılması sürecinin devam edeceğini vurguladı. 

AKP'nin hiçbir zaman tek başına iktidar olamadığını dile getiren Türkyılmaz, rejimin liyakatlı kadrolar üretemediğini, devlete güvensizliğin temelinde de bunun bulunduğunu ifade etti.

Türkyılmaz'ın açıklamalarının satır başları şöyle:

"İlk önce seçim kanununda yapılacak değişikliklerle ilgili bir tartışma başladı. Ortada yazılı taslak yok ancak sızdırılıyor. Sürekli bir tartma hali de var iktidarda. Tepkileri toplamak için sızdırılıyor taslağın içeriği. Cumhurbaşkanı'nın kendisi de söyledi: 'Seçim sistemi Cumhurbaşkanlığı sistemine uydurulmadan seçim yok' dedi.

İşin aritmetiği ile oynamak istiyorlar. Ortalıkta bir seçim yokken bunun yapılıyor olması çok ilginç. Muhalefetin yakın zamanda bir enerji yükselmesi var. Bunun önüne geçmeye çalışıyor iktidar. Muhalefette moral yükselmesinin önüne geçme, muhalefetin çaresiz hissetmesini sağlamaya yönelik bir çalışma bu.

Ardından bir baro bombası düştü ortaya. Bunlar ufak olaylara ilişkin büyük tepkiler. Seçim yasası düzenlemesi girişiminin neye tepki olduğunu anlamak için kahin olmaya gerek yok. İki tane yeni parti kuruldu ve bu arada anket sonuçları hiç iyi gelmiyor. Çok anlık bir gelişmeye büyük, yapısal bir tepki veriyor iktidar. 

Baro meselesi de, Ankara Barosu'nun Diyanet'in eşcinsellere yönelik yapmaması gereken, alanına girmeyen bir açıklamasını protesto etmesiyle başladı. Karşılığında Türkiye'nin köklü kurumlarından biri olan baroyu berhava edecek bir tasarı çıktı ortaya: Çoklu baro.

Baro herhangi bir meslek odası değil. Siyasal sistemin en temel üç fonksiyonundan birinin, yani yargının olmazsa olmaz üçüncü ayağı. Burada yapılmaya çalışılan şey baroların etkinliğini ortaya kaldırmak. Ankara, İstanbul, İzmir ve Diyarbakır gibi baroların burnunu sürtmek, temsiliyetlerinin önünü kapatmak amaçlanıyor.

Bir süre önce, 'Türkiye, 15 Temmuz'dan daha büyük bir kırılmaya doğru gidiyor' demiştik. Bu kırılmanın hangi istikamette olacağının kestirilemez olduğunu, bunu söylemek için erken olduğunu söylüyorum. En azından iktidar blokunun nasıl bir kırılma istediğini, gönüllerinden ne geçtiğini çok iyi anlatan örnekler bu düzenleme girişimleri. 24 Haziran 2018 bu memlekette yapılmış son seçimdir gerçekten. Ondan sonra, 'Siz seçilin biz bir bakacağız' tavrıyla sandığa gidilen seçimlerdir bunlar. 

İktidarın hiçbir yapıya tam olarak sahip olduklarını düşünmüyorum. Kendi adamlarını kurumlara getirseler bile hala güvende hissetmiyorlar. Düşünün askeriye kaç kez tasfiye edildi. Kaç kez doldur-boşalt yapıldı. Kaynağı dolayısıyla sağlanamayan bir huzur-güvenlik durumu var devlete ilişkin. Devletin en tepesindekilerin devlete olan iflah olmaz güvensizliği kritik nokta. İktidarın devlet kurumlarına güveni yok. Tasfiyeler ancak bir sonraki tasfiyelerin yolunu açıyor. 'Askere güvenmiyoruz polisi güçlendirelim, polise güvenmiyoruz bekçi sistemini kuralım gibi paranoid bir hal bu.

AKP şu ana kadar hiçbir zaman tek başına iktidar olamadı. Olamamasının sebebi, AKP'nin hiçbir zaman liyakatlı kadro üretememesi. Devletle ilgili güvensizliğin en büyük kaynaklarından biri bu. MHP'nin, Kemalist-ulusalcıların kadrolarına ihtiyacı olmuştur."


© Ahval Türkçe