Erdoğan’ın Berlin’de hedefi: Merkel’i yumuşatmak

Cumhurbaşkanı Erdoğan yarın Berlin’de. Almanya cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier'ın resmi davetlisi olarak temaslarda bulunacak. Ziyaret günlerdir tartışma konusu.

Bloomberg’te yer alan Bobby Ghosh imzalı makaleye göre, Erdoğan’ı Almanya’da öfkeli sesler bekliyor, ama o sadece birini yatıştırmaya odaklanması gerek.

İngilizce yayımlanan o makele şöyle:

"Perşembe günü Berlin’de Türkiye’nin cumhurbaşkanı olarak yapacağı ilk resmi ziyaretinde Erdoğan tam bir askeri törenle karşılanacak. Ancak Alman siyasetçilerin ve protestocuların sözlü salvolarının bu hoş geldin merasimini bastırması muhtemel.

Seyahatlerinde daha sıcak karşılamalara alışkın olan Erdoğan için bu ziyaret kendini tutabilme sınavı olacak ki, en güçlü olduğu konu değil. Asıl amacını akılda tutması yardımcı olabilir: Şansölye Angela Merkel’le ilişkisini düzeltmek.

Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinin müşkül haline bakılırsa –bu hafta New York’ta Erdoğan ile Başkan Donald Trump arasındaki el sıkışmanın gerilimleri çözmeye bir katkısı olmadı- Avrupa’yla, özellikle de Almanya ile daha iyi ekonomik ve siyasi bağlara fena halde ihtiyacı var. Bu bağlar geçen yıl Türkiye’nin Alman insan hakları aktivisti Peter Steudtner’i tutuklamasının ardından neredeyse kırılma noktasına gelmişti.

Sonrasında Türkiye bir finansal krize bulaştı. Lira ani düşüşe geçti, büyüme de dramatik bir yavaşlamaya hazırlanıyor. Hükümetin devasa cari açık sorununu çözeceğine duyulan güven ise Erdoğan’ın faizler hakkındaki eksantrik yorumları ve damadını maliye bakanlığına atamasıyla zayıfladı. Bu ay cumhurbaşkanı kendisini ülkenin varlık fonunun başına atadı.

Yetkililerin öfkeli protesto gösterileri beklediği Almanya’da bu ekonomik sıkıntılar Erdoğan’a pek sempati kazandırmayacak. Berlin’de ve Erdoğan’ın bir cami açılışını yapacağı Köln’de on binlerce kişinin protesto yürüyüşlerine katılması bekleniyor.

Erdoğan’ı daha da kızdıracak olan ise Alman siyasi seçkinlerinin açıkça düşmanca tavırlar sergilemesi olacak. Bazı milletvekilleri, Erdoğan’ın artan otoriter eğilimlerini ve Almanya vatandaşlarını tutuklamasını öne sürerek Cuma günü Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in ev sahipliği yapacağı resmi yemeğe katılmayacaklarını ilan etti.

Yemekte de Türk cumhurbaşkanı pek sıcaklık bulamayacak. Katılacak olanlar da Erdoğan’ın geçtiğimiz yıllarda Almanya’nın politikaları hakkında yaptığı tahrik edici yorumları, özellikle de 2017’de Alman yerel yetkililerinin iki Türk bakanın katılacağı mitingleri iptal etmesi üzerine Nazi tabirini kullanmış olmasını unutmuş değil.

Ziyaret öncesinde Erdoğan daha uzlaşmacı bir ton kullanarak saati geri çevirmeye kararlı olduğunu söyledi. Bir basın toplantısında “Almanya’ya ziyaretimde öncelikli gündemimiz siyasi ilişkilerimizde geçen yıllarda yaşanan dönemi tümüyle geride bırakmak olacak” dedi. Türk yetkililer Steudtner’i ve bir Alman gazeteciyi serbest bıraktılar.

Merkel de ilişkileri tazelemeye açık görünüyor. Onun ve Steinmeier’in, bazı meclis üyelerinin önerdiği gibi ziyarete daha alt düzeyde bir “çalışma ziyareti” statüsü vermek yerine Erdoğan’a tam bir devlet protokolü uygulamaları önemli. Merkel iki ülke arasındaki köklü ekonomik ilişkilerin, Almanya’daki büyük etnik Türk nüfusun ve Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya akınını önlemek için Erdoğan’la işbirliği gerektiğinin farkında.

Ancak Erdoğan’ın Merkel’in jestini fazla abartmaması gerek. “Konuşmaya başlamaya istekli olduğunun işaretini veriyor, ancak risk şu ki, [Erdoğan] bunu bir tür zafer olarak görebilir” yorumunu yapıyor, eski bir diplomat ve AB’nin Türkiye elçisi olan, halen Carnegie Europe’ta araştırmacı olarak çalışan Marc Pierini. “Bunu normalleştirmeyle karıştırmamak gerek: Normalleşmeye yönelik bir ilk yatırım bu.”

Merkel muhtemelen tartışmalar sert bir çizgide olacak. Alman parlamentosundaki Hristiyan Demokrat ve Hristiyan Sosyal Birlik grubunun sözcülerinden Jürgen Hardt’ın açıklamasına göre, koalisyon ortakları Merkel’in Almanya ile Türkiye arasındaki “kritik konuları” tartışmak için hiçbir fırsatı kaçırmaması gerektiğini söylediler. Bu konular arasında Türkiye’de halen tutuklu olan Alman yurttaşlarının geleceği, ülkenin demokratik kurumlarının durumu ve insan hakları da var.

Bu konular gündeme getirildiğinde Erdoğan sinirlenme eğiliminde oluyor. Ancak başkanlığın gerektirdiği tevazuu sergilemesi ülkesinin çıkarlarına daha fazla hizmet edecektir."