Tem 14 2019

Keskin: AKP iktidarda kalabilmek için ‘derin’ yapıyla uzlaşmak zorunda kaldı

Ümraniye’de bir gecekondunun çatı katında bulunan el bombalarıyla başlayan ve dönemin Başbakanı Erdoğan’ın “savcısıyım” dediği Ergenekon davasında 12 yıl sonra beraat kararı çıktı. Dava kapsamında sadece aralarında Danıştay saldırganı Alparslan Arslan’ın da bulunduğu beş kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Davaya ilişkin 12 yıl sonra gelen beraat kararını değerlendiren İnsan Hakları Derneği (İHD) Eşbaşkanı Eren Keskin “AKP iktidarda kalabilmek için ‘derin’ dediğimiz yapıyla uzlaşmak durumunda kaldı” dedi. 

Mezopotamya Ajansı’na beraat kararını değerlendiren Eren Keskin, insan hakları savunucuları ve demokratların bütün mücadelesinin 1915’ten bu yana devlet suçlarını ortaya çıkarmak üzerine olduğunu söyledi ve verilen kararın kendisini şaşırtmadığını belirtti.

Mücadelelerine devam edeceklerini ifade eden Keskin, “görünürdeki devletin hiçbir zaman gerçek bir devlet olmadığını” söyledi. 

Bu coğrafyada her zaman çekirdek derin bir devletin olduğunu ve bunun yeni bir şey olmadığına dikkat çeken Keskin, "Biz insan hakları savunucuları olarak en yakıcı biçimde 90’larda bunu yaşadık. Çünkü 90’larda açıkça adına ‘kontrgerilla’ dediğimiz ya da birilerinin ‘derin devlet, özel harp dairesi’ dediği gizli bir yapının olduğu gerçek. Bu gizli yapı birçok cinayet işledi, insanlar gözaltında kaybedildi, köyler yakıldı ve bütün bu suçlar sonuçsuz kaldı" diye konuştu.

AKP’nin iktidara geldiği dönemde derin devlet yapılanmasının son bulacağı, beyaz toroslar döneminin biteceği yönündeki ifadelerini hatırlatan Keskin, şunları söyledi:

 “Ancak bir süre sonra AKP de bu derin yapıyla uzlaştı ve bugün geldiğimiz noktaya geldik. AKP’nin başlangıç yıllarında, ‘askeri vesayetle biz mücadele ediyoruz’ dediği yıllarda bu Ergenekon davası açıldı. Ergenekon davası içinde gerçekten insanlık suçu işlemiş kişiler yargılandılar. Veli Küçük, Levent Ersöz, Kemal Kerinçsiz gibi isimler vardı. Ancak bir süre sonra bu davayla ilgisi olmaması gereken kişiler de bu davanın içine katıldılar ve Ergenekon davasında hiçbir zaman Kürdistan’da işlenen devlet suçları kapsama alınmadı.”

Keskin, 1990’larda birçok insanlık suçunun emrini veren Mehmet Ağar ve Tansu Çiler’in de bugün AKP’nin yanında olduğunu hatırlattı.

Ergenekon davasının başlangıcını "devletin kendi içindeki iktidar çatışması" olarak değerlendiren Keskin, o dönemde AKP'nin askeri vesayetle kavga eder bir noktada olduğunu ve o zaman yanına Gülen Cemaati’ni alarak onlarla birlikte kendini güçlü hissettiğini söyledi.

Bir süre sonra devlet içindeki tarafların yer değiştirdiğini belirten Keskin, şu ifadeleri kullandı:

“AKP’nin Gülen Cemaati’yle arası bozuldu ve güçlü kalmak adına o derin yapıyla uzlaşmaya gitti. O derin yapıyla uzlaşmaya gidince de zaten Ergenekon davasının devam etmesi mümkün değildi. Bence burada acı olan şudur; orada yargılanan bazı isimleri bizler insan hakları savunucuları olarak çok iyi tanıyoruz. Örneğin Levent Ersöz, Şırnak’ta komutandı. Ersöz, Şırnak’ta komutanken iki HADEP’li o dönem gözaltında kaybedildi. Biz bu olay nedeniyle Şırnak’a gittiğimizde Levent Ersöz benim yakama yapışıp dedi ki; ‘Burası Şırnak Cumhuriyeti, burası Türkiye Cumhuriyeti değil. Burada benim sözüm geçer.’ Böyle bir adamdır Levent Ersöz. Orada büyük suçlar işlemiş bir kişiden söz ediyoruz. Levent Ersöz şimdi beraat etti. Biz şimdi onlara bir de tazminat ödeyeceğiz. Tutuklu kaldıkları süre için tazminat ödenecek bu insanlara. Yani bana göre çok korkunç bir durum bu.” 

Keskin, sanıklar hakkında beraat kararı verilse de “Bu kişilerin suç işledikleri aşikârdı” dedi.

Eren Keskin, Ahval'e yaptığı değerlendirmede de "Erdoğan devlet oldu, derin yapıyla uzlaştı, Ergenekon davası sonlandırıldı" demişti. 

 

https://www.artigercek.com/haberler/eren-keskin-ergenekon-davasinin-sonuclarina-sasirmadim