Bu kadar nefreti nerede biriktirdiniz siz, insanlıktan çıktınız!

Türkiye Varlık Vergisi dönemini anımsatan bir çürüme döneminden geçiyor tekrar. Riyakarlık, içi boş bir dindarlık, simgelere tapınma arasında “devlet düşmanı” görülen kesimlerle Kürtlere insanlık dışı muameleler yapılıyor. İnsanın aklına kaçınılmaz olarak “Siz ne arada bu kadar kötü oldunuz? Bu kadar nefreti nerede biriktirdiniz?” sorusu geliyor.

Bir toplum gözümüzün önünde çürüyor, “Tek devlet” diye bağıranlar toplumu resmen parçalara bölüyor, birliğinin temelini zedeliyor. Birbirinden nefret eden kesimlerin ortak bir tasa veya sevinçte buluşması, kader birliği yapması giderek imkansız hale geliyor. Her şeyden önce de bugüne kadar tanıklık etmediğimiz bir Kürt düşmanlığı pompalanıp yayılıyor tehlikeli bir biçimde.

İzmir’de bir camiden “Çav Bella” çalındı diye kıyamet koparıp provakatif mesajlar verenler, yeni senaryolar sahneye koymaya çalışanlar, insanlık dışı uygulamaların kararını vermekten tereddüt etmiyor. Türkiye medeni bir toplum olmaktan çıkıp kabile devletine dönüşüyor hızla. Devlet yönetimiyle, yurttaşlarına muamelesiyle ve de ekonomisiyle…

Kimin yaptığı belli olmayan bir şarkı eylemine Cumhurbaşkanı’ndan muhalefet liderleri tepki gösterirken Kürtlerin mezarlarının yıkılıp yağmalanmasına, mevsimlik Kürt işçilerin çay toplamaya kabul edilmeyerek açlığa mahkum edilmesine sessizler…

Toplumun bir kesimi ötekileştirilir, her türlü muameleye tabii tutulurken geniş kesimlerin umuru olmuyor. Çünkü toplum bölünme korkusuna alıştırıldı. PKK söylemi üzerinden bütün Kürtler düşman hale getirildi. Kürtlerden oy alamayacağını alan AKP, dudak ucuyla bile Kürtleri anmaz oldu.

Kürt siyasetçiler tutuklanıyor, milletvekilleri polis tarafından tartaklanıyor, il-ilçe binaları basılıyor, kadın aktivistleri gözaltına alınıyor. Zulüm saymakla bitmiyor… Suriye’de sürekli Arap hakkını savunan, orada bir Kürt varlığını, hakkını yok sayan anlayışın ülkeyi getirdiği noktayı şu iki haber özetliyor aslında:

“Karadeniz'de yaş çay hasadı başladı ancak bu yılı diğerlerinden ayıran bir fark var. Kürt işçilerin çay toplamaları istenmiyor. Bu doğrultuda Meclis'in kapısı çalındı ve Gürcistan'dan ithal mevsimlik işçi getirilmesi için sınır kapısının açılmasına karar verildi. İthal işçi uygulaması bugün yarın hayata geçirilecek.

Bu ayrımcılığı köşesine taşıyan Artı Gerçek yazarı Sibel Hürtaş, ‘Karadenizli çay hasadı için mevsimlik Kürt işçilerini istemeyince Kabine’nin kapısını çaldı. Gürcistan sınırının bugün yarın mevsimlik işçiler için açılması bekleniyor’ ifadelerini kullandı.

....

Bitlis’in Yukarıölek (Oleka Jor) Mahallesi’ndeki Garzan Mezarlığı’ndan 19 Aralık 2017 tarihinde ailelerine haber verilmeden çıkarılarak İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) getirilen 282 cenazeden, DNA eşleşmesi sonucu 21 cenaze ailelere verilirken, 261 cenazenin gömülü olduğu kaldırıma kemiklerin içinde yer aldığı büyük plastik saklama kapları üst üste ve yan yana gömüldü. 

O ana dair görüntülere göre, 261 kişiye ait kemikler plastik büyük saklama kapları içinde üst üste gömülmüş. Birden 18’e kadar numaralandırılmış mezarların her biri iki katlı. İçinde kemikler bulunan kaplar, iki adet üst üste gelecek şekilde 4 sıra halinde yerleştirilmiş. Açılan altı numaralı mezarda sadece 24 cenaze var. Yaklaşık üç metre derinliğinde iki katlı kazılan mezarlar tuğlalarla ayrılıp, üstü iki beton blokla kapatılmış. Beton blokların üstünü de toprakla kaplamışlar. Açılan mezarlardan birinin su içinde kaldığı görülüyor. 

Demir ve Döner’in kemiklerinin bulunduğu kapları bulmak için açılan mezarlardaki tüm kutuları dışarı çıkaran bir mezarlık görevlisi, diğerlerini daha sonra tekrardan mezarların içine üst üste koyuyor. Bu esnada mezarlık görevlisi, kemiklerin bulunduğu kapları ayağıyla itiyor. Kemiklerin içinde olduğu kapların üstünde her cenazeye verilen bir morg numarası ile Adli Tıp Kurumu numarası bulunuyor. DNA örnekleri eşleşen ailelere, bu numaralar üzerinden yakınlarının kemikleri teslim ediliyor. Görüntünde, “Tüm cenazeler burada mı gömülü?” diye sorulan görevlinin, “Evet” yanıtı verdiği duyuluyor. 

Kaldırımda açılmış mezarlardan kemikleri çıkarılan Cengiz Demir Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyüne, Hüseyin Döner ise Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı köyüne defnediliyor. 
Demir ve Döner ulaştığımız aileleri, cenazelerin kaldırıma gömülmesine ‘Ahlaksızlık ve vicdansızlık’ diyerek, tepki gösterdi.”

Sözün bittiği yerdeyiz. Ne yazsak, ne söylesek boş. Her toplum yaşaması gerekeni yaşar, ödemesi gereken bedeli öder… Gözünüzün önündeki hak ihlallerini görmezden gelip sesinizi yükseltmezseniz bedelini bütün bir toplum olarak ödersiniz...

©️ Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.