Naz Köktentürk
Mar 31 2018

Dağların Müslüman erkekleri: Terörist ya da...

‘’Siz kahrolsun Amerika dersiniz, Amerika’yı kahredene de terörist dersiniz’’ bu sözler son yüzyılın en çok konuşulan şahsiyetlerinden birine, Usame Bin Ladin’e ait. Terörist mi değil mi?

İslam coğrafyasında değil de Bolivya dağlarında yaşasaydı bugün acaba kahraman olup posterlerde, tişörtlerde yer alır mıydı? Gerçi Orta Asya’da ve İslam ülkelerinde sıklıkla, Bin Ladin posterlerine rastlanır.

Afganistan ve Pakistan arasında yerel aşiretlerin yaşadığı, kendi kuralları olan Veziristan bölgesinde anlatılan bir hikâye vardır. Vakti zamanında, avcılar bir domuz vurur, yaralı domuz kaçarak bir köye sığınır, avcılar vurdukları hayvanı almaya gittiklerinde köylüler şiddetle karşı çıkar, domuzu avcılara teslim etmezler, çünkü o artık onlara sığınmıştır ve Tanrı misafiridir.

O günden sonra köyün adı Domuz Köyü kalır. Veziristan’da dışardan kim gelirse gelsin Tanrı misafiri sayıldığı için kendilerine sığındığını söyledikleri,  ABD ‘nin 11 Eylül’ün faili olarak teslim edilmesini istediği Bin Ladin’i teslim etmemişler ve Amerika’nın müdahalesi başlamıştır.

taliban

ABD ‘nin açıklamalarına göre, 2 Mayıs 2011’de düzenlenen bir harekatla Pakistan’ın Abbodbad kentinde bir evde kıstırılarak öldürülmüş, cesedi İslami kurallara uygun bir şekilde denize atılmıştır! Ölümü dönemin başkanı Obama tarafından açıklanarak müthiş bir PR çalışması olmuş ve Obama tekrar seçilmiştir. 

Bölgede ise halk başka türlü anlatır, evet Bin Ladin öldürülmüştür. Ama saldırı sırasında, kendisi de kardeşleri de kahramanca çatışmış, başına isabet eden bir kurşunla ölmüş, cesedi bir helikoptere konulmuş, fakat helikopterle kendileri tarafından vurularak düşürülmüş, Bin Ladin’in cesedi asla Amerikalıların eline geçmemiş ve şehadeti Allah tarafından kabul edilmiştir. Gerçekten de operasyon sırasında düşen bir helikopter vardır.

El Kaide bir bildiri yayınlayarak Bin Ladin’in öldürüldüğünü doğrulamış, ömrünü bu yolda harcayan bir insanın Allah’a bu şekilde dönmesinin üzülecek değil sevindirici bir durum olduğunu, bir İslam ülkesinde öldürülmesinin utanç olduğunu belirterek, Müslüman’ları ayaklanmaya ve intikam almaya çağırır.11 Eylül’ü kim gerçekleştirmiştir?

taliban

Bugün hala kesin bir cevap vermek mümkün olmasa da türlü spekülasyonlar yapılsa da bilmiyoruz. İran 11 Eylül ‘ün bir İsrail-Amerika oyunu olduğunu iddia ettiğin de El Kaide lideri Zevahiri bir bildiri yayınlayarak, saldırıyı sahiplenmiş, İran’ı kendilerini küçük düşürmeye çalışmakla suçlamıştır.

Bizlerin analitik düşünce yapısıyla, inanç temelli İslami Cihat’ı anlamamız mümkün olmasa da tarihsel süreci objektif bir gözle değerlendirmeye çalışabiliriz.

Milat 1978 de Sovyetler birliğinin Afganistan’ı işgaliyle başlar. Dine karşı baskı uygulayan Ruslara karşı, İslami değerlere sıkı sıkıya bağlı, boyunduruk altına girmeye hiç de müsait olmayan Afgan halkı, özellikle Peştu’nlar mücahitler hareketini başlatarak, soğuk savaş döneminde, Amerikan’ında desteğiyle Ruslar ‘ın çekilmesini sağladıkları gibi Sovyetler Birliği’nin de çöküşüne neden olurlar.

Taliban hareketi mücahitlerle başlar ve tam bir bumeranga dönüşür, liderlerinden Molla Mansur’un öldürülmesiyle dağılan bir grup, Irak’taki Saddam’ın askerleriyle birleşerek İşid ‘i oluşturur.  

taliban

 

Bölgede ilk yıllarımda, ne de olsa içimde hep bir kaçırılma korkusu taşıdığımdan, bana etrafımdakiler Taliban kim, halk zaten derlerdi. Sonrasında, onların aileleriyle yaşadığı bir kampı ziyaret ettiğimde, ilk karşılaşmam bir grup siyahlar içinde, göğüslerine değen sakallarıyla, dik bakışlı erkekler olduğunda, kanımın donduğunu hissettim, sanki bir zaman tünelinin içine girmiştim.

Kampta kadınlar ve çocuklarla birlikte, ağır bir sefalet içinde yaşıyorlardı, görünürde herhangi bir mülteci kampını andırsa da çadırların birinde üst üste yığılmış kaleşnikoflar çok ta masum bir kamp olmadığını anlatıyordu.

Kimdir Taliban? Bir halk hareketi olarak başlasa da bütün diğer İslami Cihat örgütleri gibi sonuçta iş Veziristan’a bağlanır, aslında El kaide olsun, El Nusra olsun, Taifat- ül-Mansur olsun, hepsi birbirlerinden ancak birer adım farklıdır, birbirine geçişlidir.

Sadece Hizbi-İslam hareketi biraz farklıdır, İhvan hareketi olarak bilinir ve Mısır kökenlidir, birçok ülkede yaygın, Müslüman Kardeşlere bağlıdır. Sonuçta hepsinin iddiası Halifeliktir. İşid lideri Bağdadi halifeliğini ilan ettiğinde, El Kaide lideri Zevahiri, onu cahil olmakla suçlamış, karşılıklı bildiriler yayınlayarak uzun bir süre medyada yer almışlardır.

Zevahiri Mısırlı, İCRC(Kızılhaç) kökenli, birçok lisan konuşan bir doktordur ve tuhaf olan bir bilim insanının nasıl bir radikal İslam örgütü lideri olduğudur. Zaten genel olarak yönetici kadrolar eğitimlidir ve tabanın halka olan, kadınların yüzüne asit atmak, halka zulüm yapmak gibi eylemlerini dillendirdiğinizde, yanlış olduğunu fakat sorunu çözmeye çalıştıkların, hatta kadınlara olan baskıyı da değiştireceklerini söylerler.  

Hepsinin esası Tekfir ‘e dayanır, yani kendilerinden olmayan herkes kafirdir. Hepsi Veziristan dağlarında, önceleri İngiliz istihbaratının eliyle, Suudi Arabistan’ın parasıyla Vahabi inancına uygun medreselerde yetişmişler, askeri kamplarında eğitilmişlerdir. Hatta kendi ifadelerine göre çok gelişmiş silah fabrikaları bile vardır, ateşli silahlar ve patlayıcılar dışında uçak bile üretebildiklerini iddia ederler. 

1994 yılından itibaren Taliban, Veziristan’dan yayılarak sadece Afganistan’da değil Pakistan, Özbekistan, Tacikistan gibi ülkelerde de etkin olmayı başarmıştır. Bu süreçte Usame Bin Ladin ve Eymen Ez Zevahiri gibi El Kaide liderlerinin de desteğiyle 60’a yakın İslam ülkesinden oluşumları bir çatı altında toplayarak Batı’ya karşı uzun soluklu bir mücadeleyi hedeflemiştir.

Diğer İslam ülkelerinden gelen cihatçılar Veziristan kamplarında eğitilerek önceleri Bosna Hersek savaşında, Çeçenistan’da savaşmışlar, Irak, Somali, Lübnan, Yemen, Filipinler, Kuzey Afrika ve Afrika’da etkin olmuşlardır. Bölgelere göre adları değişebilir Kuzey Afrika’da AQMİ (Magrep El Kaidesi) Afrika’da Boko Haram ve Suriye’de El Nusra gibi. Hepsinde amaç Şeriat esasına dayalı bir Evrensel İslam Hilafet devleti kurmaktır.

Son zamanlarda gerek İSAF (bölgede NATO) hava ve İHA saldırılarından, gerek çoğunluğun Suriye’de savaşan gruplara katılmasından Veziristan tenhalaşmıştır, fakat İşid bölgeye yerleşerek etkinliğini artırmıştır. Tahrik-i-Taliban’dan ayrılan bir grubun da İŞİD’e katılmasıyla güçlenen bu grup ve El Kaide Taliban cephesinde ki çatışmalarla, daha uzun bir süre Veziristan’da suların durulmayacağı kesindir.

Veziristan kamplarında uzun yıllar boyunca, dışardan gelen savaşçılar arasında Türklerde vardır. Ebu Hanzala kod adlı bir liderleri olduğu söylenir, kimileri aileleriyle gelip, özlemini duydukları Şeriat rejimine uygun gerçekten zor şartlarda yaşamaya razı olmuşlardır. Kerpiç evlerde neredeyse su ve ekmekle beslenerek yaşarlar, fakat onlarda diğerleri gibi kamplarda sıkı bir askeri eğitim alırlar.

Çatışmadan canlı bomba olmaya kadar eğitilirler. En çok canlı bomba bu yöreden çıkar. Çocuklarda birer canlı bomba olmaya adaydır. İnançlarına göre, canlı bombaları sadece cennette huriler beklemez ailelerinden on kişi içinde cennetin kapıları ardına kadar açılır.
Veziristan dışında 2014 ‘ten itibaren cihatçılar Bedahşan eyaletinde de etkin olmaya başlamışlardır.

Bu yörede işler başka bir boyuta daha taşınır. Hem Çin sınırıdır hem de afyon tarlaları buradadır, yani uyuşturucu trafiğine de hâkim olacaklarından maddi olarak daha da güçleneceklerdir.

Bölgede ki Faizabad kenti yakınlarında yaşayan köylüler, bir gece çift pervaneli helikopterlerle silah dolu konteynerlerin ve yabancı savaşçıların indiğini gördüklerini iddia ederler. Muhtemelen   Chinook ağır yük helikopterleridir, sözünü ettikleri, Cihatçıların elinde olmadığı da gayet açıktır.

Bugünkü savaşların genel hatlarıyla sivil halk dışında 3 baş aktörü vardır. Birincisi işgalci devletler, ordular, paramiliter güçler, karşılarında örgütler, özellikle İslami Cihat Örgütleri ve hepsinin hedefinde Uluslararası Yardım Kuruluşları, Gazeteciler, Fotoğrafçılar, Fixerlar (gazeteci, fotoğrafçılara bir nevi rehberlik yapan yerel elemanlar).

Bu üçüncü grup, neredeyse bütün gruplar tarafından casuslukla suçlanır. Oysa casusluk ayrı bir meslektir ve eğitim gerektirir. Yardım kuruluşları, hastaneler içinde mutlaka informer dediğimiz, bilgi aktaran birileri olabilir, ama kurumsal olarak şahit olmadım.

Kurumların, data merkezleri olduğu, yöre halkı, demografik özellikler ve daha birçok bilgiyi bünyelerinde topladıkları da gerçektir. Gazeteci ve fotoğrafçıların içinde de kendi ülkelerine veya başka kuruluşlara raporlama yapanlar vardır ama bu kadar sık hedefte olmalarını gerektirecek düzeyde değildir. En çok kaçırılan, öldürülenler, sağlık gönüllüleri ve işi sadece haber aktarmak ve çağa tanıklık etmek için çalışan bu gruplar olur.

Dağların sert Müslüman erkeklerine, ait oldukları gruplar dışında rastlayınca iş değişir. Hastanelerde görürüm onları ya ziyaretçilerdir ya da yaralı, hastaneler taraf gözetmeden sağlık hizmeti verdiklerinden sık hedeftedirler, yine de Hipokrat yeminine sadık kalırlar.

Aramız da şöyle bir diyalog geçer çoğunlukla; ‘’Müslim?’’  -‘’Şükür Müslim, Hanefi’’ ‘’5 time prayer?’’ –‘’Yes, 5 time prayer’’ 5 vakit namazdan emin olunca, belli bir güven oluşur ve esas mevzuu gelir; Taliban ayda 100 dolar veriyor, İŞİD 150 dolar , hangisini seçmeliyim ? İnanması güçtür, ama hiç şaşmaz, o dağların sert cihat savaşçısı aslında, yolunu şaşırmış, yoksullukla sınanmış bir garibandır tek başınayken.  

Ben anlamaya çalışırım hep, hemen hemen her bölgede çalışmış, sağlık gönüllüsü arkadaşım da ikaz eder; bari 2 rekât namaz, birkaç dua öğren ya alıp seni haremlerine kapatacaklar ya öldürecekler diyerek.

Meraklısına Not: İslami örgütler için Olivier Roy’un kitapları iyi bir referanstır. Insani yardım gönüllüsü ve çağa tanıklık etmeye çalışan biri olarak, yazımda objektif olmayı denedim, herhangi bir tarafa ait olmadığımı belirtmek isterim.