Zülfikar Doğan
Ağu 14 2019

Baskın seçimde yeni ittifaklar doğabilir

Ana Muhalefet Partisi CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin yerel seçim zaferine rağmen sıklıkla sorulan erken seçim isteyip istemediği sorularına “erken seçim istemiyoruz, gündemimizde seçim yok” yanıtını veriyor.

Türkiye’de siyasetin en kritik kırılma noktalarında yaptığı erken seçim çağrılarıyla, iktidar ve sistem değişikliklerinin zeminini hazırlayan MHP Lideri Devlet Bahçeli ilk kez ısrarla erken seçime gerek olmadığını yineliyor. 2002, 2015, 2017 referandumu ve 2018 erken seçimlerinin çağrıcısı Bahçeli’nin bu tavrı dikkat çekici!

MHP’den koptuktan altı ay sonra erken seçim sınavına giren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de erken seçime gerek olmadığı görüşünde. Ancak Akşener’in bir rezervi var. Şayet AKP’den kopan Ali Babacan ile halen AKP üyesi olmasına karşın yeni siyasi oluşum çalışmalarına hız veren eski Başbakan ve AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun partileşme çalışmalarının somutlaşması ve AKP’de çatlağın büyümesi halinde Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın “baskın erken seçim” kararı alabileceği.

Akşener bu öngörüsünü kendi partisine yönelik uygulanan stratejiyle izah ediyor ve İYİ Parti kurulduktan sonra Bahçeli’nin erken seçim çağrısı yapmasını, İYİ Parti’nin seçime sokulmaması çabalarını hatırlatarak, benzer bir tavrı Babacan ve Davutoğlu’nun kuracağı partilere karşı Erdoğan’ın izleyebileceğini savunuyor.

O nedenle de AKP içinden çıkan her iki yeni oluşumun başındaki isimler Babacan ve Davutoğlu, art arda yaptıkları açıklamalarla partileşme çalışmalarını başlattıklarını duyurdular. Babacan cephesi olası bir baskın seçime hazırlık için Eylül’den itibaren örgütlenme ve kamuoyu vitrinine çıkma stratejisine hazırlanıyor.

AKP Genel Başkanı Erdoğan ise 2023 için hazırlandıklarını belirterek erken seçim olasılığını ve bu yöndeki tartışmaları dışlamaya, gündemden düşürmeye yönelmiş durumda. HDP’nin yaklaşımına bakılırsa demokrasi cephesini genişletme, yeni ittifaklarla varlığını kalıcı ve güçlü kılma çabalarına yönelmiş görünüyor. HDP erken seçim tartışmalarına katılmamaya dikkat ediyor. Yapılan anketler bugün seçim olsa HDP’nin baraj sorunu yaşamayacağını yüzde 10-11 arası bir oyla yoluna devam edeceğini gösterirken, Babacan ve Davutoğlu oluşumlarının oyları ise sırasıyla yüzde 8 ve yüzde 4 olarak görünüyor. Her iki oluşum da oylarının en az yarısını AKP tabanından alırken, Babacan hareketine MHP, İYİ Parti, CHP ve özellikle de SP’den ciddi oy kayması olacağı görülüyor.

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in Babacan-Davutoğlu hareketlerine ılımlı ve olumlu yaklaşımı, destek beyanı yanında Millet İttifakı ile işbirliği yapılabileceğini dile getirmesi, olası bir erken ya da normal seçimde CHP-İYİ Parti eksenine oturan Millet İttifakı’nın temsil tabanının daha da genişletilmesinin hedeflendiği anlaşılıyor.

Akşener’in “CHP ile ölümüne ittifak diye bir yaklaşımımız yok” sözlerini ise Babacan-Davutoğlu hareketlerinin partileşmesi halinde İYİ Parti’nin SP ile birlikte AKP’den kopacak bu iki yeni parti ile ittifaka yönelebileceği, CHP ile bağları zayıf tutacağı şeklinde anlamak gerek.

Böyle bir durumda CHP için HDP ile ittifak seçeneğinin ciddileşmesi söz konusu. Bu yönde bir takım eğilim ve yönelimler uç vermeye başlamış durumda. Kılıçdaroğlu’nun yeni bir Kürt Sorunu ve Çözüm Raporu çalışması başlatılması talimatını vermesi, bu doğrultuda bir çalışma grubu oluşturulması bunun ilk somut adımı.

Diğer yandan ekim ayından itibaren başlayacak kurultay süreci ve il-ilçe kongrelerinde oluşacak yeni örgüt yapısında da ciddi değişiklikler ve kadrolaşmaların oluşması söz konusu. Bu açıdan İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı’nın parti içindeki etkinliğinin artması beklenirken, 15-18 Ağustos tarihleri arasında, Nevşehir Kapadokya’da yapılacak CHP İl Başkanları Toplantısı’nda bunun ilk ipuçları ortaya çıkacak.

Yerel seçimler sonrası büyük şehirlerde alınan yenilginin ardından AKP içindeki otoritesi ve kontrolü ciddi şekilde yara alan Erdoğan, kontrolü yitirmemek, yeni oluşumlara yönelişi engellemek, AKP’deki çözülmeyi durdurmak için Kurban Bayramı sürecini yeni strateji oluşturmaya ayırdı. Öyle ki, AKP Genel Merkezi ve İstanbul İl Örgütü’ndeki bayramlaşmalara bile katılmaksızın telefon mesajıyla partililere ve örgütlere seslendi. Bayram mesajında yeni oluşumlara, AKP içinden çıkacak yeni partilere itibar edilmemesi, birlik-beraberlik içinde kenetlenme çağrılarını yineledi. Bu çağrılar bile gerçekte ciddi bir kaygı ve endişenin ifadesi, dışa vurumu.

Ankara kulislerinde Erdoğan’ın kabinede, parti örgütünde ve AKP üst yönetiminde planladığı revizyonu sürekli ertelemesinin ardında, yapacağı görevden alma, atama, görev ve unvan değişikliklerinin yeni tepkilere, eleştirilere neden olması, çözülmeyi hızlandırması korkusunun yattığı ifade ediliyor.

ABD ile güvenli bölge pazarlıklarında ödün vermek zorunda kalan ve ortak görev gücü oluşumuna onay vererek inisiyatifi önemli ölçüde ABD’ye kaptıran Erdoğan açısından dış politikadaki handikapların yanında içeride de partisi ve hükümetinin performansıyla ilgili giderek artan tepki ve eleştirilerin dozu önemli sıkıntı kaynağı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bayram sonrası başlatacağı Teşekkür Mitingleri’nde “hainlikle” suçladığı Babacan-Gül-Davutoğlu oluşumlarına karşı söylemini daha da sertleştirerek parti örgütünü ve tabanını konsolide etmeye, bir arada tutmaya çalışacak. Ancak siyasi kulislerde bu stratejinin ters tepebileceği, yerel seçimlerde muhalefete karşı uygulanan bu yöntemin AKP seçmeninde rahatsızlık yarattığına dikkat çekilerek, yinelenen İstanbul seçiminde Ekrem İmamoğlu’nun oy farkını 13 binden 800 bine çıkarması örnek veriliyor.

İmamoğlu’na AKP’den de ciddi bir oy kayması olduğu, bunda “mağduriyet algısının” etkili olduğu kaydedilirken, şimdi benzer bir algının Babacan-Gül-Davutoğlu için de söz konusu olabileceği ve AKP’deki çözülmenin hızlanabileceği görüşü öne sürülüyor.

Bayram sonrasında gerek dış politikada gerekse iç politikada hareketlenmeler artacak. Bayram tatili süresince iktidar, muhalefet ve yeni oluşumlar cephesinde Eylül ayına yönelik yeni hamle hazırlıklarının planlamaları yapıldı. Bu planlamalara her ne kadar başta belirttiğim gibi tüm liderler erken seçim karşıtı görünse de olası bir erken baskın seçime hazırlık da dâhil.

Erdoğan-Bahçeli’nin söylemlerinin aksine ajandalarında erken-baskın seçimin ilk sıralardaki seçeneklerden birisi olduğu, 2020’de kendileri açısından en avantajlı olduğuna inandıkları bir tarihte erken seçime gitme konusunda uzlaştıkları öne sürülüyor.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun mevcut siyasi, ekonomik, dış politika konjonktüründe Erdoğan açısından iktidarın bir süre sonra sürdürülemez noktaya geleceğini öngördüğü için erken seçim talebiyle ortaya çıkmak yerine, Erdoğan’ın seçime mecbur kalmasını beklemeyi tercih ettiği dile getiriliyor. Son dönemde CHP kamuoyunda Zülfü Livaneli’nin ön plana çıkartılması, İmamoğlu-Kaftancıoğlu-Kılıçdaroğlu tarafından parlatılması, baskın erken seçimde müstakbel Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı sorusunun yanıtı olarak değerlendiriliyor. 


 © Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.