Nurcan Baysal
May 08 2018

Bırakın oy kullanmayı, Bölge kırsalında hayat kesintide!

Ara ara küçük haberler geçiyor ekranlardan. Çoğu zaman ana haber bültenlerinin altında geçen minicik yazılar şeklinde. 7 Nisan günü öyle minik bir yazı geçiyordu birkaç medya kanalında. Hakkâri kent merkezi ve 3 ilçede, 30 bölgeye giriş yasağı getirilmişti.

25 Nisan da ise haber ajanslarında başka bir “minik” haber vardı: Diyarbakır'ın Lice ve Kulp ilçelerine bağlı 69 köyde, operasyon yapılacağı gerekçesiyle sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti.

Bu “minik” haberler tüm yıl boyunca sık sık geçti ve geçiyor. Kimi zaman Hakkâri köylerinde biterken yasak, Lice köylerinde başlatılıyor. Bazen Lice’de kaldırılmadan Tatvan köylerinde başlıyor. Hazro, Kulp, Şırnak, Bitlis, Hakkâri, Nusaybin, Bingöl, Batman köyleri yasakların sık sık ilan edildiği yerler.

Bazen bir kerede 100’ün üzerinde köyde ilan ediliyor yasak. Şubat ayında Diyarbakır’da 176 köyde sokağa çıkma yasağı ilan edildi, Mart ayında ise 104 köyde.  Bölgede kaç köy, kaç mezrada yasak devam ediyor, hiçbirimiz net bilmiyoruz. Bu yasaklı köyler ve mezralarda hayat nasıl devam ediyor, bunu da bilmiyoruz. Ya da hayat devam ediyor mu?

Evimin kapısı malum biliyorsunuz gözaltına alındığım gün özel timler tarafından kırıldı. Kapıyla ilgili kalan birkaç ufak tefek işler için haftalardır ustayı bekliyorum. Telefonla ulaşamıyorum, biranda yok oldu usta. 2 gün önce aradı. Meğer Lice’deki köyüne ziyarete gitmiş, ancak o köydeyken sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş ve köyden çıkamamış.

“Ne yaptınız, ne yediniz, ne içtiniz günlerce?” diye soruyorum. “Evde ne varsa, çoluk çocuk onunla idare ettik” diye cevaplıyor. Bombardıman ve silah sesleri arasında günlerce eve kapalı kalmışlar, bir ekmek almak için bile çıkamamışlar, çocuklar okula gidememiş, hastalar hastaneye…

Kazan Vadisinde köyü olan başka bir köylü ise bu sokağa çıkma yasaklarının kendilerini nasıl etkilediğini şöyle anlatıyor. 85 yaşındaki babasının köyde 20-30 kadar arı kovanı varmış. Ancak son 2 yıldır yasaklardan dolayı babasını köyde bırakamıyor.

Babasını da alıp kentte bir yakınlarına sığınmış durumdalar. Arada bir tüm tehlikeleri göze alarak köye gidip arılara bakıyorlar. “Zifiri karanlık oluyor” diyor. Elektrikler de sürekli kesikmiş artık. Köy yasaktan dolayı neredeyse boşalmış. Köylüler 2 yıldır yakınlarının yanına sığınmış, yaşamaya çalışıyorlar.

Hayatın durduğu tek yer Kazan vadisi değil elbet. Faraşin, Cilo, Beytülşebap, Kato… tüm bu bölgelerde devam eden operasyonlar ve sürekli ilan edilen sokağa çıkma yasaklarından dolayı hayat felce uğramış durumda.  Beytülşebap’ta, Kato’nun tepesine karakol kurulmuş, kimsenin geçmesine izin verilmiyor.

2 yıldır sadece asker ve korucular Kato’dan geçebiliyorlar. Bazı bölgelerde ise sadece korucular bırakılmış durumda. Korucuların karıştığı birçok olayı da sık sık duyuyorum, ancak baskı ve korku ortamı o kadar hâkim ki kimse konuşmak istemiyor, daha doğrusu insanlar yaşadıkları zulüm hakkında bile konuşamıyorlar.

Oysa o dağlar yaylacılar ve Koçerlerin yüzlerce yıllık yaşam alanı, ekmek alanı.  2 yıldır Kato’dan hayvan sürülerinin geçişine bile izin verilmiyor. Meracılık, yaylacılık, hayvancılık ölmek üzere. Konuştuğum bir Şırnaklı “Devlet bu yasaklarla bize hayvancılığı bitireceğim, sizi yoksulluğa mahkûm edeceğim, hayatı size unutturacağım diyor” diyerek düşüncelerini dile getiriyor.

Yasaklar Bölge ekonomisini derinden etkiliyor. Hakkârili kadınlar peynir yapmak için sirik otu toplayamıyorlar mesela. Kadınların pancar toplamasına bile çoğu yerde izin verilmiyor. Ekonomisi kırsal ürünlere dayanan Bölgelerde, yoksulluk her geçen gün derinleşiyor. Arıcılık, hayvancılık, ot toplayıcılığı… gibi yerel ekonomiyi besleyen alanlar bir bir yok oluyor. Elbette otlu peynirinden, ekşi uçkuna, Koçerliğe… yerel kültür de bunlarla birlikte yok oluyor.

Bunları neden yazdım. Geçenlerde küçük bir haber daha vardı medyada. Hakkâri Valiliğinin yayınladığı genelge ile kent genelinde yapılacak tüm eylem ve etkinliklerin 02 Mayıs ile 31 Mayıs tarihleri arasında yasaklandığı bildiriliyordu.

Bu yasağa haklı olarak tepkiler vardı sosyal medyada. Bu şekilde eşit koşullarda nasıl seçim yarışı olacak diye soruyordu insanlar. Çok doğru, çok haklılar. Ancak eşit koşulda seçim yarışını, hatta oy kullanmayı bırakın, bu Bölgelerde hayat kesintiye uğramış durumda.

Bölge kırsalında onlarca yerde sokağa çıkma yasağı devam ediyor, onlarca Bölge güvenlik bölgesi olarak ilan edilmiş. Yayla yasakları neredeyse her yerde. Bu köylerde çocuklar okula gidemiyor, evinde ekmek bitiyor, insanlar ekmek almaya gidemiyor, hastalar hastaneye yetiştirilemiyor.

Geceler zifiri karanlık, bomba ve silah sesleri arasında geçmiyor. Böylesi baskı ve silahların gölgesinde Bölgede kırsal alanlarda, köylerde oy kullanma nasıl olacak doğrusu düşünemiyorum bile.