Nick Ashdown
May 21 2018

Bosna mitingine gelenlerin tüm masrafları karşılandı

Pazar günü Saraybosna'da  düzenlenen bir mitingde, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk siyasetçilerin kendi sınırları içinde seçim kampanyası yapmasını yasaklayan Avrupa Birliği ülkelerine ateş püskürdü.

Erdoğan, çoğunluğu AB ve Balkan ülkelerinden gelen yaklaşık 15 bin kişilik bir kalabalığa seslenerek, “Demokrasinin beşiği olduğunu iddia eden anlı şanlı Avrupa ülkelerinin sınıfta kaldığı”nı söyledi. Konuşması, 14. yüzyıldan 20. yüzyılın başına kadar Balkanlar'da birçok bölgeyi yöneten Osmanlı İmparatorluğu'na yapılan atıflarla doluydu.

Almanya, Avusturya, Hollanda ve İsviçre’nin Türk siyasetçilerin seçim mitingi yapmasını yasaklamalarının ardından Erdoğan bazı AB hükümetlerini Nazilerle karşılaştırmıştı.

Rotterdam'da yaşayan bir Türk vatandaşı olan 42 yaşındaki inşaat işçisi Yusuf Ayhan Ak, “Batıya ‘biz de buradayız’ demek için geldik” dedi.

Hollanda doğumlu 44 yaşındaki Bilgi Teknolojileri çalışanı Ayhan Komec, Erdoğan'ın miting yapmasına izin vermeyen ülkesine kızgın.

Ahval’e konuşan Komec “Demokratik bir ülkede yaşıyorsanız, bu tür şeylere izin vermelisiniz” dedi. “Neden bize karşılar? Böyle hissediyoruz. Vergilerimizi ödüyoruz, elimizden geleni yapıyoruz, orada çalışıyoruz” diyor.

Türkiye’de 24 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin öncesinde düzenlenen miting, Erdoğan’ın Türkiye’deki lobi ofisi olan Avrupa Türk Demokratlar Birliği tarafından  (UETD) düzenlendi. Avrupa'nın dört bir yanından gelen katılımcıları taşımak için otobüs ücretlerini karşılayan kuruluş, geçtiğimiz günlerde Bosna-Hersek'te bir şube açmıştı.

İtibarlı basın kuruluşu Balkan Araştırmacı Habercilik Ağı (BIRN) muhabiri de dahil olmak üzere birçok yerli ve yabancı gazeteci mitinge katılmak için UETD'den akreditasyon alamadıklarını belirtti.

Ankara’nın Erdoğan’a yönelik bir suikast planının ortaya çıkarıldığı iddiası nedeniyle güvenliğin sıkı olduğu mitingde bazı katılımcılar polisin sıvı, kalem, ruj ve şemsiye gibi eşyalara el koymasından şikayet etti.

47 yaşındaki çiftçi Mustafa Mujezinović, ailesiyle birlikte, Sırbistan’da Müslüman çoğunluğun yaşadığı Sancak bölgesinde yer alan Prijepolje kasabasından 300 km yol kat ederek mitinge katılmaya gelmiş ancak güvenlik nedeniyle eşinin parfümüne el konulmak istendiği için miting alanına girmemiş. Mujezinović, yerel bir Türk yardım kuruluşunun tüm masraflarını karşıladığını ve ücretsiz gezi fırsatını değerlendirmeye karar verdiğini söyledi.

King's College’da Avrupa Çalışmaları bölümünde öğretim üyesi olan Alexander Clarkson’a göre Erdoğan’ın mitingi aslında Türkiye’deki seçmene hitap ediyor.

Clarkson, Ahval’e sorusunanverdiği yazılı cevapta, “Türk diasporasının oylarını almak ve AKP'nin yurt dışındaki kolu olan UETD’nin profilini yükseltmek Erdoğan için faydalı olsa da, bu miting, yeni-Osmanlı tonlarıyla, öncelikle Türkiye'deki hedef kitlesine yönelik” açıklamasında bulundu.

Clarkson, yurt dışı seçmenlerle yürütülen kampanyanın bu kez olağan dışı derecede düşük profilde olduğunu söyledi.

“Ya UETD ve AKP'nin yurt dışındaki diğer birimleri çok meşgul olduklarından yorgunlar ya da herkes gibi [erken seçim] ilanıyla şaşkınlığa uğradılar ve o zamandan beri bir şeyler yapmaya uğraşıyorlar.”

bosna

 

Erdoğan’ın ziyareti, aynı zamanda Türkiye'nin Balkanlar’daki varlığını artırmak için devam eden çabalarının bir parçası. Bölgeyle ticaret önemli ölçüde artarken, Türkiye bölgede büyük altyapı çalışmaları gerçekleştirip birçok cami ve Osmanlı köprüsünü restore etti ve Erdoğan yanlısı basın kuruluşları kuruldu.

Bosna-Hersek Ticaret Odası Direktörü Ognjenka Lalović, “Tarihsel bağlarımız, uzun bir ticaret geçmişimiz ve kültürel ilişkilerimiz var” dedi.

Elizabethtown College'da siyaset bilimleri profesörü olan Oya Dursun-Özkanca, Türkiye'nin dış politikasının bu bağlardan yararlanmayı hedeflediğini söyledi.

Dursun-Özkanca, Ahval’e yazdığı bir e-mailde: “Türk etkisi bölgedeki Müslüman nüfus üstünde özellikle belirgin. Değişim öğrencileri için birçok burs var; Türk pembe dizileri popülerliğini koruyor ve bu diziler Türk kültürü ve diline yönelik ilgi ve merak uyandırıyor; Türk Hava Yolları bölgeye çok sayıda uçuş düzenliyor. Bölgedeki ülkelerle artan turizm bağları da var. Sonuç olarak birçok insan Türkçe öğreniyor” değerlendirmesinde bulundu.

Mitingden önce Erdoğan, Bosna'nın üçlü başkanlık sistemi üyelerinden Bakir İzetbegović ve Erdoğan ile yakın ilişkileri olan Boşnak Demokratik Hareket Partisi (SDA) lideri ile ekonomik işbirliği görüşmesine katıldı.

Türk ve Bosnalı ulaştırma bakanları, Saraybosna ve Belgrad'ı birleştiren 3 milyar euro'luk bir otoyol inşaatı projesi için de bir niyet mektubu imzaladılar.

Çiftçi Mujezinović Balkanlar'ın hala geri kalmış olmasından rahatsız.

“Sancak'ta sürekli değişim ve yatırım hakkında konuşuyorlar ama hiçbir zaman hiçbir şey görmüyorsunuz. Yollar tamir edilmiyor ve her şey aynı kalıyor. ”

Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesi Bakir İzzetbegoviç mitingde “Allah yüzyılda bir lider gönderir, o kişi Erdoğan'dır” dedi.

Bosna-Hersek'te Türkiye ve Erdoğan, özellikle nüfusun yaklaşık yarısını oluşturan Boşnak Müslümanlar arasında çok seviliyor. Nüfusun çoğu küçük ve  ekonomik olarak az gelişmiş ülkelerinin güçlü dostlara ihtiyacı olduğunu düşünüyor.

Siyasi analist Srećko Latal, “Bosna'lıların hâlâ yarı-düşman komşular tarafından kuşatıldıkları algısına sahip olduğu bir ortamda, çoğu kişi Bosna'nın yabancı bir koruyucuya ihtiyacı olduğuna inanıyor ve son yıllarda Avrupa Birliği ve Amerika’nın bu rolü terk ettikleri açıkça görülüyor” dedi.

“İnsanlar yeni bir büyük ağabey arıyorlar ve Türkiye ve Erdoğan bu pozisyonu doldurmaya çok istekli.”

Saraybosna Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler öğretim görevlisi ve yazar Emir Suljagić, insanların Avrupa'nın 1995’te sona eren Bosna savaşı sırasında kan dökülmesini önleyememesi ve daha yakın zamanda AB’deki politikacılardan gelen İslamofobik söylemler karşısında hâlâ kızgın olduğunu söylüyor.

Suljagic, “Burada herhangi birinin, 1990'ların katliamlarını ve Avrupa'nın buna karşı duyarsızlığını unuttuğunu düşünmeyin” dedi.

Suljagić özellikle de Rusya'nın Bosna’nın yarı özerk birliği olan Sırp Cumhuriyeti’nde ayrılıkçı paramiliter savaşçıları eğitmiş olduğu yönündeki haberlerden sonra Bosna-Hersek'in güçlü bir şekilde arkadaşlara ihtiyaç duyduğunu söylüyor.

“Bunun Bosna-Hersek için varoluşsal bir an olduğuna ve dost canlısı bir yardım elini çevirmenin  intihar anlamına geleceğine inanıyorum” diyor Suljagic.

Ancak, Lille Katolik Üniversitesi'nde siyaset bilimi öğretim üyesi ve Balkanlar uzman olan Loïc Trégourès, ne Türkiye’nin ne de Rusya’nın  Balkanlar için Avrupa Birliği ile kıyaslanabilir bir alternatif model oluşturduğunu söylüyor.

Trégourès, Ahval’e yazdığı cevapta, “Bosna'nın hesap verebilirlik, ekonomik ilerleme ve sivil demokrasiye ihtiyacı var. Bunların hiçbiri Türkiye’nin gündeminde yok” yorumunda bulundu.

Trégoures, Türkiye'nin Bosna ile ekonomik ilişkilerinin abartılmaması gerektiğini söylüyor.

“Türkiye'nin, Bosna'da büyük bir yatırımcı olmaktan uzak olduğunu hatırlayalım. Bölgede, en güçlü ticari ilişkiler Türkiye ile Sırbistan arasında.”

Türkiye, Erdoğan'ın eski müttefiki ve yeni baş düşmanı olan Fethullah Gülen'in destekçilerinin iadesi için yerel makamlara baskı uygulaması dolayısıyla Bosna’da ve diğer Balkan ülkelerinde olumsuz etki yarattığı için eleştiriliyor. Gülen, Ankara’nın 2016’daki başarısız darbe girişimin arkasında olduğunu iddia ettiği küresel bir İslami hareketin başında olan ABD’de yaşayan bir din adamı.

 

bosna

 

Mart ayı sonunda Kosova'nın içişleri bakanı ve istihbarat teşkilatı müsteşarı, altı Gülen destekçisini gözaltına alıp Türkiye'ye iade ettikten sonra görevden alınmıştı.

Ahval, Saraybosna'da Erdoğan’ın mitinginden rahatsız olan ve kendini Bosna’da güvende hissetmeyen ancak Bosna’nın kendilerini iade edeceğini de düşünmeyen üç Gülenciyle bir araya geldi.

Gülen destekçisi ve gazeteci Selçuk Yeşilyurt, “Buradaki sistem tamamen yasadışı bir şey yapılmasına izin vermiyor” dedi.

Nisan ayında Bosnalı bir mahkeme, Ankara'nın Gülen bağlantıları nedeniyle istediği bir sığınmacının iadesi talebini reddetmişti.

Yeşilyurt, Gülen'le ilişkili 14 okulda ve Bosna'da bir üniversitede 30-40 Türk öğretmenin çalıştığını ve başarısız darbe girişimi sonrasında artan baskıdan kaçarak gelen 50-60 ailenin bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar