Erdoğan’ın ‘İnce ayarı’ bozuldu: AYM İttifak Yasası’nı ‘resen’ inceler mi?

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, son dönemde gerek meydanlarda gerekse televizyonlarda katıldığı programlarda yaptığı konuşmalarda,  gündem belirlemenin uzağına düşmeye başladı.

“Gariban” diyerek küçümsediği, CHP adayı Muharrem İnce, giderek Erdoğan’ın konuşmalarının büyük bölümünde yanıt yetiştirmeye çalıştığı isim olmaya başladı.

Öyle ki, 29 Mayıs’ta İstanbul adaylarının tanıtımındaki konuşmasının üçte ikisi İnce’ye ayrılmıştı. Erdoğan, İnce için  “Gerçi muhatap alınacak kalitede, kariyerde birisi değil” diyerek, kibrini açık etse de, iddialarına ve eleştirilerine yanıt vermek zorunda kalıyor. Kendisini savunma, “Ben Elon’la görüşüyorum biliyor musun?” deme mecburiyeti hissediyor.

Gülen ile 2-3 kez görüştüğünü açıklayarak, icazet almadığını savunup, İnce’ye suç duyurusunda bulunuyor, 100 bin liralık tazminat davası açıyor.

İnce’nin “Erdoğan, her söylediğime cevap yetiştirmeye çalışıyor ama bir tek konuya hiç girmiyor o da diploma. Bizi dolarla terbiye etmeye çalışıyorlar deyip, millete dövizinizi altınınızı bozdurun çağrısı yapıyor ama  köprüden, otoyoldan, 3. Havaalanından geçişi, dolarla anlaşmaya bağlayan, müteahhitlere araç sayısını, yolcu sayısını, şehir hastanelerinde hasta sayısını dolarla, euroyla garanti eden kendisi” sözlerine de Erdoğan suskun.

Diploma konusu psikolojisini etkilemiş olmalı ki, son konuşmalarında seçmenden “Kendisini Cumhurbaşkanı seçip, Ustalık Diploması” vermelerini istemeye başladı.

İnce’nin CHP Genel Başkanlığı’na aday olup, Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıktığı kurultay konuşmasının videosunu izlettiren Erdoğan’ın “Genel Başkanını eleştiriyor, bakın ona neler söylüyor”  sözlerine İnce’den yine videolu yanıt geldi.

Kırşehir Mitingi’nde meydana dev ekran kurduran İnce, “Ben aday oldum ama Genel Başkanıma, hırsız, Siyonistlerin, emperyalistlerin uşağı demedim. Bak senin eski Genel Başkanın senin için ne diyor” diyerek, Milli Görüş’ün lideri Erbakan’ın Erdoğan için söylediklerinin videosunu izletti. Ardından da Erdoğan’ın “Aldatıldık, kandırıldık” açıklamalarını içeren konuşmalarını meydanda toplananlara izlettirdi.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM)  AKP+MHP ittifakıyla seçim yasasında yapılan değişikliklerin iptali yönündeki başvurusunu 31 Mayıs Perşembe günü ele alacak olması da siyaset ve seçim gündeminin, meydanlardaki tartışmaların ilk sırasına oturmuş durumda.

İktidara yakın medyada ve köşe yazılarında seçimlerin iptali ya da ertelenmesi konusundaki olasılıklar değerlendirilirken, anketlerde seçimin ikinci tura kalacağı ve Cumhur İttifakı’nın oylarının gerileme sürecine girdiği yönündeki bulguların giderek güçlenmesi, bu bağlamda AYM’ye değişikliklerin ve seçimin iptali yönünde iktidar tarafından telkinlerde bulunulduğu iddialarının ortaya atılmasına neden oluyor.

İktidara yakın yazarlardan Abdülkadir Selvi,  AYM’nin CHP’nin başvurusunu reddetmesi durumunda seçimlerin zamanında yapılacağını vurguladıktan sonra, başvurulan maddeler için iptal kararı verilmesi halinde  ise “Seçimlerin iptali söz konusu olur mu derseniz? Kime sorduysam olmaz dediler ama burası Türkiye, dikkatli izlemekte yarar var.” diye yazdı.

Muharrem İnce de meydanlarda Erdoğan ve AKP’nin seçimi kaybedeceklerini hissedince AYM’ye seçim yasasını ve 24 Haziran seçimini iptal yönünde  telkinlerde bulunduklarını öne sürdü. İnce, seçim yasasını, kuralları Erdoğan’ın değiştirdiğini, seçim tarihini Erdoğan’ın belirlediğini anımsatarak, “Şimdi niye minderden kaçma yolu arıyorsun?” diye sordu.

AKP’li TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, AYM’nin CHP başvurusundaki maddeleri iptal etmesi halinde seçimlerin bundan etkilenmeyeceğini, 24 Haziran’da yapılacağını söyledi.

CHP, partilere ittifak yolunu açan, ittifak yapan partiler için %10 seçim barajını kaldıran yasa değişikliklerindeki bazı maddelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması için AYM’ye dava açmıştı.
CHP’nin iptalini istediği değişikliler şöyle:

*Seçim güvenliği açısından gerekli görülmesi durumunda vali veya il seçim kurulu başkanının oy verme gününden en geç bir ay önce talepte bulunması halinde, o yerdeki sandıkların en yakın seçim bölgelerine taşınmasına, sandık bölgelerinin birleştirilmesine, muhtarlık seçimleri hariç olmak üzere seçim bölgelerinin birleştirilmesi ile seçmen listelerinin karma şekilde düzenlenmesi. (YSK bu yöndeki talepler sonrasında Doğu-Güneydoğu’da 19 ilde 144 bin seçmenin oy kullanacağı sandıkların güvenlik gerekçesiyle taşınmasına karar verdi.  HDP taşınacak sandıkların ağırlıkla HDP’nin yüksek oy aldığı yerler olduğunu belirterek itiraz etti ancak YSK reddetti)

*Sandık kurulu başkanının belirlenmesi usulü (Yapılan değişiklik sandık kurulu başkanlarının o il ya da ilçedeki devlet memurları arasından il-ilçe seçim kurulu başkanı hakim tarafından belirlenmesini içeriyor)

*Aynı binada oturan seçmenlerin, aynı seçim bölgesinde kalmaları şartıyla, farklı sandık bölgelerine kaydedilebilmesi,

*Cumhurbaşkanı ve milletvekili oy pusulalarının ikisinin de aynı zarfa konulması,

*Sandık çevresinde sandık başı düzenini içeren maddeye eklenen 'seçmenlerin ihbarı' ibaresi. Muhbir Vatandaşlığı devreye sokan bu düzenlemeyle, sandık kurulu başkanı ve görevliler dışında, dileyen vatandaş polis ya da jandarmaya ihbarda bulunup, sandık başına çağırabilecek.

*Üzerinde sandık kurulu mührü bulunmamasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı, amblemi ve ilçe seçim kurulu mührü bulunan zarflar ile üzerinde leke veya çizik bulunsa dahi bunun özel işaret koymak amacıyla yapıldığı kesin olarak anlaşılamayan zarfların geçerli sayılması. (16 Nisan 2017 Anayasa referandumunda son anda mühürsüz oy ve zarfların geçerli sayılmasını kararlaştıran YSK’nın bu kararıyla referanduma hile ve şaibe karıştırıldığı iddiaları hâlâ tartışılıyor. Bu düzenlemeyle mühürsüz oy ve zarflar geçerli hale getiriliyor. YSK’nın 59 milyon olarak açıkladığı seçmen sayısına karşın, 355 milyon oy pusulası bastırılması, hile, şaibe iddialarını şimdiden gündeme taşımış durumda)

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkan Başdanışmanı. Prof. Necdet Basa, Ahval’e yaptığı değerlendirmede CHP’nin yaptığı başvurusunda yer alan bu maddelerin iptal isteminin kabul edilmesi halinde seçimin iptalinin söz konusu olmayacağını belirterek “Başvuruda, seçim ittifakları, ittifaka dahil olan partilere yüzde 10 baraj muafiyeti gibi değişikliklerin iptal talebi yok. İptali istenen maddeler seçimin özüne ilişkin maddeler değil, şekle ilişkin.  Seçim güvenliği, sandık, oy pusulası, zarflar, mühür, sandık birleştirme vs. ile ilgili. Dolayısıyla AYM iptal ederse, bunlar yürürlükten kalkar, eski yasadaki hükümler uygulanır. Seçim, yasa değiştirilmeden önceki yasa maddelerine uygun olarak 24 Haziran’da yapılır.” dedi.

Prof. Basa, AYM’nin yasanın tümünü “resen inceleme” yetkisini kullanmaya karar vermesi halinde durumun değişebileceğini belirterek Ahval’e şunları söyledi:

“2008’de AYM bunu yaptı. Emsal karar var. Üniversitelerde Türban Yasağını kaldıran düzenlemede bu yetkisini kullanıp iptal kararı verdi. Yani ‘Ben iptal davası başvurusunda yer almasa bile düzenlemenin tamamının anayasanın özüne, ruhuna uygunluğunu denetlemekle görevliyim’ dedi.

Şayet iktidar seçimin iptalini istiyor ve bu yönde AYM’ye dolaylı, örtülü bir telkinde bulunuyorsa ki, bu yönde iddialar var, o zaman AYM Genel Kurulu, kendisini sadece CHP’nin iptalini istediği maddelerle bağlı saymayıp, değişikliklerin tümünü resen incelemeye geçerek, ittifak düzenlemesini de kapsama dahil edebilir. Seçim yasasındaki yüzde 10 baraj mecburiyetinin ittifaka dahil olan partiler için geçersiz kılınmasının, ittifak dışında kalan partilerle eşitsizlik yarattığını, bunun anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu değerlendirebilir.

Bu şekilde, yasanın tümünü ele alıp iptal kararı verirse, o zaman seçimler de iptal olur. Otomatik olarak eski düzenleme yürürlüğe girer ve 3 Kasım 2019’da seçim geçerlilik kazanır. Seçimler eski yasaya göre bu tarihte yapılır. Kanımca bu noktadan sonra bu zayıf bir ihtimal. Ama Erdoğan, şayet seçimin iktidarın kaybedilmesi riski taşıdığını düşünüyorsa, AYM’ye böyle bir telkinde bulunuyor olabilir.

2002’de Bahçeli aynı şekilde erken seçim hamlesi yaptı, daha 1,5 yıllık iktidar süresi olan üçlü koalisyonun MHP de dahil hepsi TBMM dışında kaldı. Erdoğan’ın ve AKP’nin daha 16 ay iktidar süresi var. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olacaklarını düşünmeye başladılarsa, AYM’ye bunu yaptırmak, bu yönde bir karar çıkarttırmak isteyebilirler.

Çünkü AYM ‘nin üye yapısı buna müsait. Erdoğan’ın atadığı isimler ağırlıklı. Zaten bu yüzden AYM de dahil yüksek mahkemelerin kararları, saygınlıkları tartışılır hale geldi. Yine de bunu zayıf bir ihtimal olarak gördüğümü belirtmek isterim. AYM, CHP’nin başvurusunun tümünü esastan ret edebilir. Başvurudaki tüm maddeleri iptal de edebilir. Her iki halde, seçimlerin 24 Haziran’da yapılmasına engel bir durum ortaya çıkmaz.”

24 Haziran’a 25 gün kala tüm gözler, şimdi AYM’nin vereceği kararda.