Nick Ashdown
Haz 22 2018

Erdoğan’la büyüyen 1 milyon 600 bin genç ilk kez oy kullanacak

Bu Pazar yapılacak seçimlerde yaklaşık 1.6 milyon Türk vatandaşı, hayatında ilk defa oy verecek.

Liseden yeni mezun olan 18 yaşındaki Bursalı Ekrem, diğer 57 milyon seçmenle beraber oy atmanın gururunu yaşıyor. “Ülkenin iyiliği için bir şey yaptığımı hissediyorum,” diyor.

Ama, insanların sürekli, kamu görevlilerine ‘hakaretten’ tutuklandığı bir ülkede yaşarken soyadını verme riskine girmek istemeyen Ekrem, verilecek oyların doğruluğu konusunda endişeli.

“Geçtiğimiz üç-dört yılda seçimler adil mi, oylarımız bir işe yarıyor mu, diye çok sorguladık.”

Geçtiğimiz yıl yapılan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zaten korkunç sınırlara ulaşan gücünü artıran ulusal referandum, çeşitli sahtekarlıklar, seçmene baskı yapılması ve resmi gözlemcilerin gözaltına alınması gibi diğer yolsuzluk iddialarıyla karışmıştı. Pazar günkü seçim, iki yıldır süren OHAL altında, tacizlerle ve çoğunluğu hükümete ait olan medyada, muhalefetin son derece az yayınlandığı bir ortamda gerçekleşecek.

Metropoll anket ajansı başkanı Özer Sencar’ın Ahval’e verdiği bilgiye göre, 18-24 yaş arası cevaplayanların %18.7’si referandumu protesto etmek için oy vermediklerini söylemişler, referanduma  katılım oranı %85.5 olarak açıklanmıştı.

Yaklaşık 10 milyon kişi veya Türkiye’deki seçmenlerin %20’si, 25 yaş ve altında. En genç olanlar, ülkenin Erdoğan hükmü altında olmadığı bir zamanı bilmiyor, kendisi  2003’ten beri önce başbakan ardından cumhurbaşkanı olarak ülkeyi yönetiyor.

Bu ayın başında yapılan bir Metropoll anketine göre, anketi cevaplayan 18-24 yaşındakilerin  sadece %41.8’i Erdoğan’a oy vereceğini söylüyor, toplamdaki %46.1’e karşılık, ve AKP’ye oy vereceklerin %32.1, toplamdaki oran %42.1.

Türkiye’deki gençlik genellikle siyasi açıdan duyarsız olarak tanımlanıyor.

Kısa süre önce Türkiye’deki gençlerle ilgili bir kitabı çıkan yazar Fatoş Karahasan, 1980’deki dehşet verici ihtilalden sonra birçok ailenin çocuklarını siyasetten uzak tutmaya çalıştığını, ama bu sefer de onları izole etmiş olduklarını belirtiyor.

“Tüm çocuklar bir kozanın içindeydi. Aileler kendilerine ait balonları yarattılar. Kendi odalarının güvenliği içinde büyüdü çocuklar,” dedi.

Karahasan sonuç olarak birçok gencin yüzleşmekten kaçındığını, siyasetle ilgilenmediğini ve büyük ihtimalle üzerlerinde büyük etkisi olan aileleriyle aynı partiye ve adaylara oy vereceklerini de sözlerine ekledi.

“Önceki nesillerde gençler ebeveynlerinin siyasi seçimlerine karşı çıkıyorlardı. Bu çocukların bunu yapacağını sanmam.”

Ama gençlik siyasetle ilgili gibi duruyor, mesela bu ayın başında gösteri yaptıkları için ciddi şekilde polisten dayak yiyen lise öğrencileri. Dahası, Konda Araştırma ve Danışmanlık tarafından yapılan bir çalışma, 2013’teki hükümet karşıtı Gezi Parkı protestolarına katılan yaklaşık 3.5 milyon kişinin yarısının 25 yaş ve altında olduğunu gösteriyor.

Hague’de öğrenci olan ve Yeni Genç Türkler adlı bir sivil toplum örgütünde gönüllü çalışan 24 yaşındaki Hanne Büşra, gençlerin siyasetle ilgilenmediği algısının yanlış olduğunu düşünüyor.

“Gidip arkadaşlarımla konuştuğumda gençlerin oldukça siyasetle ilgili olduklarını görüyorum. Sosyal medyada konuşuyoruz, kendi aramızda konuşuyoruz,” diyor.

18 yaşındaki Erol kendi neslinde gördüğü cehaletten çok sıkılmış, ama suçlusunun hükümet olduğunu düşünüyor.

“Gençler ülkemizin geleceğiyle ilgilenmiyor. Bunun sebebi de eğitim sistemi. Birçok şeyi bilmiyorlar, araştırmıyorlar, soruşturmuyorlar.”

Erol, meclis için milliyetçi İyi Parti’ye oy veriyor, çünkü iyi eğitimli genç profesyonellerden oluşan bir ekipleri var. Ve laik CHP’nin adayı Muharrem İnce’ye de cumhurbaşkanı için oy verecek, çünkü İnce’nin barışçı söylemini beğeniyor.

“Teknolojiyi, eğitimi, barışı, adaleti ve özgürlüğü düşünen kimse, ona oy veririm.”

Erdoğan, kuzey Suriye ve Irak’ta askeri operasyonlara girişerek, milliyetçilerin oylarını toplamakla suçlanıyor.

“Eğer İnce cumhurbaşkanı olsaydı, askerleriniz ölmezdi. Bunları sadece milliyetçilerin oylarını toplamak için yapıyor,” diyor Erol.

Ekrem, birçok gencin Türkiye’nin geleceğinden umutsuz olduğunu söylüyor.

“Çok çalışsalar bile hiçbir şeyin değişmeyeceğini söylüyorlar. Umutsuzlar ve pek umurlarında da değil.”

Ekrem’in arkadaşlarının çoğu sadece siyasi değişimden umudunu kesmiş değil, aynı zamanda kariyer başarısıyla ilgili beklentilerini de azaltmışlar.

“Hayatlarını, ellerinde olanla, en iyi şekilde yaşamaya bakıyorlar. Özel ilişkileri, kariyer hedeflerine tercih ediyorlar, çünkü umutlarını kaybettiler. ‘Eğer iyi arkadaşlarım olursa, iyi bir ailem ve kız arkadaşım olursa, mutlu olurum. Başarı elde etmemin imkanı yok, o yüzden en azından özel hayatımın tadını çıkarıyorum,’ diye düşünüyorlar.”

15-24 yaş arasında işsizlik oranı %17.7. Mayıs sonunda MAK Danışmanlık tarafından yapılan bir anket, Türklerin %45’inin /bocalayan ekonomiyi en büyük zorluk olarak gördüğünü gösteriyor. Birçoğu ayrıca hükümetle bağlantılı işler ya da sözleşmelerde, siyasi sadakatin, işini iyi yapmaktan ya da erdemli olmaktan daha önemli olduğundan şikayetçi.

“Eğer kritik noktalarda ailen ya da politik bağlantıların yoksa herhangi bir şey başarmak çok zor,” diyor Ekrem.

Ama bir de AKP ve Erdoğan’ı destekleyen milyonlarca genç var.

“Erdoğan gençlikle özellikle ilgileniyor, ihtiyacı olanı veriyor, ve onlar için birçok proje başlatıyor,” diyor 20 yaşındaki Arap-İslam çalışmaları öğrencisi Esra Nur Demirbaşer. “Çok güzel, kaliteli üniversiteler açıyor her şehirde ve gençleri okumaya teşvik ediyor.”

Erdoğan’ın ana tabanı genellikle Sünni dindar muhafazakarlardan oluşuyor.

19 yaşında Adana’da bir mühendislik öğrencisi Ebubekir, Türkiye’yi her şeyden önce İslami bir ülke olarak görüyor, ülkenin Batı tarafından yanlış anlaşıldığını düşünüyor ve AKP’nin İslam’a öncelik vermesinden memnun.

“Erdoğan mükemmel değil, ama iyi niyetli bir Müslüman ve lider, ve çok erken yaştan beri iyi bir siyasetçi.”.

Erdoğan’ın destekçilerinin çoğu, hükümet ve iş dünyası koyu laiklerin yönetimindeyken  yapılan ayrımcılık yüzünden hala kızgın.

“16 sene önce Türkiye’de özgürlüklerimiz, laiklik adı altında sınırlandırılmıştı, Erdoğan’ın hükümeti özgürlüğümüzü kısıtlamıyor, dedi Demirbaşer.

Ama şimdi, büyük bir azınlığı oluşturan laikler, kendi yaşam tarzlarının sınırlandığını söylüyorlar. Politikacılar İslam’a gönderme yapıp, laiklere ve onların politikalarına yönelik aşağılayıcı ifadelerde  ulunuyorlar, özellikle eğitim konusunda ve dinin etkisi altındalar.

“Erdoğan’ın laiklere karşı savaşı hayatımızı gitgide daha da zorlaştırıyor,” diyor 19 yaşındaki lise öğrencisi Arda.

“Mesele sadece alkole çok para vermek değil; sosyal baskı istediğimiz gibi yaşamamızı zorlaştırıyor.”

Ama Ebubekir bu endişelere gülüyor.

“Tüm laikler istedikleri yerde içebilirler. Hiçkimse onları türban takıp kafalarını örtmeye zorlamıyor.”

Ancak seçimi ister laikler ister dini muhafazakarlar kazansın, Karahasan hükümetin gençler için daha fazla imkan yaratması gerektiğini söylüyor.