May 12 2018

Ertuğrul Günay: Millet yoruldu, erken seçim iktidarın ayağına dolaştı

2007'den 2013'e kadar AKP hükümetinde Kültür ve Turizm Bakanlığı görevini yapan Ertuğrul Günay, Türkiye’nin gidişatına dair ve iktidarın geldiği noktaya ilişkin analizlerini Ahval’de yazmaya devam ediyor.

Türkiye, baskın seçim kararıyla 24 Haziran’da 21. kez sandık başına gidecek. Bu kez önceki seçimlere nazaran farklı bir seçim olacak. Zira, rejim de değişecek bu seçimde.

Euronews Türkçe’den Yalçın Ademoğlu’nun sorularını yanıtlayan Günay, “Beklersek önümüzdeki aylar daha sıkıntılı olabilir o yüzden seçime gidelim denildi ama bu erken seçim kararı da bir miktar iktidarın ayağına dolanmış gibi gözüküyor. Beklenen gelecek çok fazla umut vermiyor. Türkçedeki deyimle evdeki hesap çarşıya uymuyor gibi gözüküyor” diyor. 

Ekonominin ilk defa bu kadar darboğaz yaşadığını söyleyen Günay, bu durumun artık halkın günlük yaşamına da yansıdığını belirtiyor.

Ekonomideki çalkantıya en bariz örneğin dövizdeki rekorlar olduğunu ifade eden Günay, yakın gelecekte beklenen olası felaket senaryosunu şöyle anlatıyor:

“Bunun arkasının geleceği konusunda çok ciddi bir kaygı var. Konut sektörü şimdiye kadar ekonomiyi taşıyan bir sektör gibi gözüküyordu, bir tıkanmadan söz ediliyor. İkincisi dış politikada son beş-altı yıldan beri ciddi savrulmalar yaşanıyor. Suriye meselesi gerçekten kangrene döndü ve Türkiye burada işe başladığı müttefikleri karşısında neredeyse bir pozisyon alır duruma geldi. Bunun yansıması var. Bir üçüncüsü de 15 yıllık bir iktidar. Son 4 yıl içinde 6 seçim oldu. Millet yoruldu. Gerçekten bu yaz çok sıkıntılı geçebilir. Bu yaz kitle eylemleriyle belki protestolara dönebilir.”

Günay’a göre 24 Haziran seçimi uzun zaman sonra ilk kez sonucu garanti olmayan bir seçim olacak. Seçimin sonucunu ise iktidardan çok, muhalefetin belirleyeceğini söylüyor ve ekliyor:

“Araştırma şirketleri de ilk defa iktidar savunmada diyorlar. İlk defa kendini anlatma konusunda zorluk çekiyor diyorlar. Ben sayın Cumhurbaşkanı'nın konuşmalarını dikkatle dinliyorum. Gerçekten kendini bir tekrar var. Yeni bir proje yok. Yeni bir umut anlatılamıyor. Kredilerin yapılandırılması veya emeklilere ikramiye verilmesi dışında halkın dişine dokunur bir şey yok. Ciddi bir sıkıntı var iktidar cephesinde. Muhalefet cephesi ise bana göre biraz kendisinden beklenenden fazlasını yaptı. Bu ittifak yasası çıkarken AKP-MHP-BBP bir ittifak kurabilir ama karşı tarafta ciddi bir ittifak olamaz gibi görülüyordu. Fakat CHP ilk defa kendisinden beklenenden fazlasını yaptı. Bir oyun kurucu pozisyona geçti. İYİ Parti- SP- DP bir ittifak oluşturdu. Öbür tarafta halkın bir bilinci oluşmaya başladı. HDP barajı geçmezse AK Parti tek başına iktidarı elde eder diye. Tüm bunlara bakıldığında iktidarı zorladığı söylenebilir ama sandıktan ne çıkar bunu söylemek zor. Bence mesela sandıktan 'Hayır' çıkmıştı ama 'Evet' ilan edildi. Burada ne olabilir, onu çok göremiyorum. Çünkü devletin tüm mekanizmaları, medya ve birçok kanaat merkezi iktidar doğrultusunda görüş açıklıyor. O nedenle yeterince adil ve demokratik bir seçim yaşayacağımızı düşünmüyorum. Bu nedenle sonuç konusunda bir şey söylemeyi mümkün görmüyorum.”

Günay, böyle bir ortamda gidilen seçimde HDP’nin kritik bir rol oynayacağını düşündüğünü belirtiyor:

“HDP’nin mutlaka barajı geçmesi gerekiyor. Selahattin Demirtaş’ın da bu yarıştan ezilmeden çıkması gerekiyor. Çünkü açıklıkla söylemek istiyorum. Demirtaş Kürt siyasetinin son yıllarda ürettiği en önemli ve en demokratik figür. Yani Kürt siyasetini şiddet sarmalından kurtaracak, Parlamentoya , demokrasi kurallarına ve hukuk devletine taşıyacak ve hukuk devleti ve demokrasi kuralları içinde eşit yurttaşlık konusunda mesafe alınması konusunda önemli işler yüklenecek bir siyaset adamı olarak gözüküyor. Şiddet yanlıları bundan hoşlanmıyor.”

Demirtaş’ın serbest bırakılma ihtimaline ilişkin olarak ise, “İnsanların tutukluluğu hukukta bir tedbirdir, ceza değildir. İnsanlara bu yarışa özgürce katılması konusunda bir fırsat tanınabilir. Siyaset bunu geç de olsa dillendirmeye başladı. CHP ve SP söyledi zannediyorum ötekiler de söyleyecektir. Yargının da bunu görmesi ve bu fırsatı ve bu altı adaydan birisi olan sayın Demirtaş’a vermesi gerekir. Verirse Türkiyede'ki seçimler hiçbir zaman adil olmadı şimdi de hiç adil değil belki ama nispeten demokratik bir görüntü taşıyacak. Yani en azından bütün adaylar sahaya halkın önüne çıkmış olacak. Bunlardan bir tanesi tutuklu ötekiler sahada dolaşıyor olursa ne olursa olsun seçimin adaletine hem demokratik niteliğine çok büyük gölge düşecek” diyor.

Ertuğrul Günay’ın dikkat çektiği bir başka nokta ise hiçbir adayın 16 Nisan’da alınan rejim değişikliği kararını ortadan kaldıracağına dair net bir ifadeyi dile getirmemesi…

“Ben tüm parti ve adayların bunu açıklıkla deklare etmesini çok önemli görüyorum” diyen Günay, “Yani ben seçilirsem 16 Nisan yetkilerini en kısa süre içerisinde anayasadaki ait olduğu kurumlara bunların uyumlu çalışması koşuluyla kendimi sembolik bir konuma çekerek Türkiye’yi kesinlikle kuvvetler ayrılığı üzerine parlamenter demokratik çoğulcu bir sisteme geçişinin yollarını açacağım demelerini. Türkiye’nin 70 yıldan beri yapamadığı, içselleştiremediği bir kavram da bu çoğulculuk. Ben şahsen bunu söyleyen ve beni buna inandıran adaya oy vereceğim. Dikkatle dinliyorum henüz yeteri kadar ikna olmuş değilim” ifadesini kullanıyor.

http://tr.euronews.com/2018/05/11/ertugrul-gunay-iktidar-n-erken-secim-karar-ayag-na-dolasm-s-gibi-gorunuyor