eylem yılmaz
Haz 06 2018

Eskişehir'in nabzı: Sen kimsin de anamı, babamı öldüreni affediyorsun?

‘Seçimin nabzı’ çalışmamızın dördüncü durağı İç Anadolu’nun Paris’i olarak da bilenen Eskişehir. Eskişehirlilere göre, parlamento seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) barajı aşıyor. Bu şehirde cumhurbaşkanlığı adaylığı yarışı Meral Akşener ve Muharrem İnce arasında yürüyor.

Eskişehir’de 24 Haziran öncesi durum ne? Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in adaylığı konuşulurken Muharrem İnce isminin belirlenmesi hayal kırıklığı yarattı mı? Ekonomi oy tercihlerini nasıl etkiliyor? Dinin siyaset sahnesinin merkezinde yer almasını doğru buluyorlar mı?

İşte ‘Seçimin nabzı’

Otogarda çalışan şehirlilere seçim çalışması için merkezi bir yer aradığımı söylüyorum, ortak önerileri Odunpazarı oluyor. Osmanlı’nın izlerini taşıyan rengarenk evlerle süslü Odunpazarı Meydanı’nda Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) standı ve seçim otobüsleri dışında hiçbir partinin standı yok, meydan boş. Bu kez öneriler üzerine Hamamyolu’na doğru yürüyorum. Yol boyunca hemen her yerde oturan, yaşlısından gencine, kimi görsem yanlarına gidiyorum. Konuşmak istemeyenler çoğunlukta.

İlk sohbeti iki işçi emeklisi, 70 yaşındaki Ali Çavdar ile 67 yaşındaki Emin Aydın ile yapıyoruz:

Ali Çavdar: Eskiden seçimler daha cafcaflı geçerdi, şimdi o hava yok. Erken oldu, bir de Ramazan, bunların da etkisi oluyor. Kimse yoğurdum kara demiyor, herkes bir şey söylüyor ama önemli olan icraatlar. 16 senedir iktidarda olan da hala, “Ben yapacağım, edeceğim” diyor. Neyi yapacak o da ayrı konu.

Emin Aydın: Bu iktidar 10 seneye yakın PKK’yla iş birliği yaptı. “Abdullah Öcalan’la görüşmedim” dedi, sonradan, “Görüştüm” dedi. Bank Asya’nın kurdelesini Tayyip Erdoğan kesti. Ama Bank Asya’ya fatura, kira yatıranları içeri aldı. 2013 senesinde Gülen, Türkçe olimpiyatları düzenledi ve orada konuşmaları Kılıçdaroğlu yapmadı, Tayyip Erdoğan yaptı. Yani ben artık gitmesini isterim.

 

eski

 

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli’nin af talebini soruyorum:

Ali Çavdar: Bizim onayımız olmaz. Sen kimsin de anamı, babamı öldüreni affediyorsun? Allah’ın affetmediğini sen niye affediyorsun? Kimmiş kader mahkûmu onu açıklasın. Devlete karşı işlenen suçlar kader mahkûmu oluyorsa o zaman doğru, ne diyeyim. Bunun onaylanacak bir tarafı yoktur.

Emin Aydın, söze giriyor: Ben de af çıkmasını istemiyorum. Sen gel onu öldür, bunu öldür ondan sonra da neymiş af! Kader mahkûmu kim? Fethullahçı olmayıp da bu nedenle içeride olanlardır kader mahkûmu.

Tekrar seçimi konuşuyoruz, dinin siyasetin merkezinde olmasını, taleplerini, şikâyetlerini soruyorum:

Emin Aydın: Benim bir şikâyetim var; kanal 26 CHP’nin bir tane mitingini yayınlamıyor. Varsa yoksa AK Parti. Ulusal kanallar zaten göstermiyor, yerel kanal da göstermiyor. Şimdi bu iktidar, emekliye ne verdi? Çalışana ne veriyor? Bu 1 milyarı da Kılıçdaroğlu’nun baskısından verdi, 600’ü de kesti. Ekonomi batmış. Kadınların doğumuna kadar karışılır mı? Dinin bu kadar kullanıldığını hatırlamıyorum. Menderes döneminde varmış ama bu kadar değil. Bu camilerin içinde yapıyor, camilerin içinde iftar veriyor. Din bu kadar siyasetin içine sokulmaz ki ya. Bu Cumhuriyet’i kuran Atatürk’e ayyaş diyor ya. CHP’ye çöplük diyor. Şurada 500 kişinin çalışacağı bir fabrika kurmadı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP)’nin adayı Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde olmasını soruyorum, yanıtları ortak:

“YSK onaylamış. Sabıka kaydı yok. Adam havaya içeride. Çıksın, o da eşit yarış yapsın.”

Seçim tahminlerine gelince; ikinci tura kalacağında hem fikirler. Emin Bey, “Akşener ile İnce”, Ali Bey, “İnce ile Erdoğan” yarışır diyor.

Ben yürümeye devam ederken bir cafeden garson sesleniyor; “Gazeteci hanım, içerisi şu an siyaset meydanı gibi, gelin” diyor, gidiyorum ama yalnızca iki kişi konuşmaya razı oluyor. İlk sözü 59 yaşındaki Dersimli Muzaffer Vural alıyor:

“42 yıldır şantiyecilik yapıyorum. 2002’den beri de emekliyim. 16 yıldır hâlâ vincin tepesinde çalışıyorum. Emekli maaşım 1600 TL. Bu ülkede 12 milyon emekli var; hepsi çalışıyor. 12 milyon emeklinin devlete verdiği vergisi, sigortası haram olsun! Bizim hakkımız ona haram olsun! Benim iki çocuğum üniversitede okuyor… Bu ülkenin neresi güzel!

Muharrem İnce, eğer gerçekten emeklilere, yoksullara destek olacaksa, devletin malını çalmayacaksa gelsin başa. Devletin malını mülkünü çalanı istemiyoruz. Yargı bağımsızlığını istiyorum. İnsan, temel hak ve özgürlüklerini istiyorum. Alevisi, Sunnisi, bu ülkede vergi veren herkes eşittir. HDP, inşallah barajı aşar, oyumu HDP’ye vereceğim. Adaylık için de İnce’ye vereceğim. Kürt oylarının da hepsi birinci turda olmazsa da ikinci turda Muharrem İnce’ye gitsin.

Erdoğan, Diyarbakır’a gidiyor; ‘Kürt kardeşlerim’ diyor, Ankara’ya dönüyor, ‘Kürt yok’ diyor. Kürtler kafasını ona göre kullansın. AİHM, bir yıl önce cem evlerinin ibadethane statüsünde olması gerektiğini söyledi. Türkiye’yi mahkûm etti! Kalkmış, ben cem evlerini ibadethane yapacağım diyor. Sen AİHM kararını bi gözden geçirsene! Bir cami hocası benim vergimle gidip AKP propagandası yapmasın.”

Ardından 60 yaşındaki Ertuğrul Öner alıyor sözü:

“Şimdi AKP’nin seçim vaatlerinde daha çok demokrasi deniyor. İleri demokrasi dediğinde, birçok gazetecinin hapse atıldığını gördük. Daha çok demokraside acaba muhalefetin hepsini mi hapse koyacak? Fabrika yerine cezaevleri yapılıyor, çok enteresan bir durum yani. Ekonominin, işsizliğin geldiği durum, memlekette ne tarım var, ne hayvancılık var. Sanayin, teknolojin yok.

Bu memleket ne üretecek, ne satacak? Bir devlet büyüğü halkını ortadan ikiye bölmemeli. Ben, liderlerin hepsinin bir araya gelip bir toplantı yapmalarını ve orada gerçekten açık fikirli, tarafsız gazetecilerin istedikleri soruları sormalarını isterim. Bunun ışığında da halkın tercihini yapmasını isterim. Çünkü başka Türkiye yok.

Bu insanlar gittikten sonra insanlar içeride birbirini yer. Polis devletine dönüşen memlekette demokrasiden bahsetmek abesle iştigal olur. Tahminime gelince; HDP barajı aşar, baya da aşar. Çünkü vatandaş oynanan senaryonun farkındadır. HDP, barajı aşamazsa AKP’nin güç kazanması gibi senaryoları artık vatandaş biliyor ve millet kenetlendi. Cumhurbaşkanı adaylığında da yarış, Meral Akşener ile Muharrem İnce arasında geçer ve ikinci tura kalmaz.”

Yürümeye devam. Bu kez biri hariç konuşmaya gönüllü üç emekli çıkıyor karşıma:

Ali Özdemir 75 yaşında: ‘‘Tekerleme gidi dönüp dolaşıp aynı şeyler konuşuluyor. Bu iktidar 16 senedir var, söylediklerini gerçekleştirmedi kardeşim. İnsanı kandırmadır yapılan. Bizim kutsal dinimizi siyasete alet etmek, başlı başına bir vahamettir. Namuslu bir insanın işi değildir bu. Vatandaşın yumuşak karnı dindir. En iyi siyaset söylediklerini uygulamaktır. Gelmişim 70 yaşıma, ben böyle şey görmedim. Bak evladım, cumhurbaşkanı 80 milyonun cumhurbaşkanıdır, olmalıdır. Herkesi aynı kucaklaması lazım.

Parlamenter sisteme geri dönülmesini istiyorum. Güçler ayrılığını istiyorum. Muharrem Bey ve Akşener Hanım’ı favori olarak görüyorum. İkinci tura Erdoğan ile Muharrem İnce kalır. Gerçi pek belli olmaz, Akşener de kalabilir. HDP de barajı aşar.

Muhalefet partilerine yönelik saldırıları soruyorum:

“Bu ahlak işi değil kızım. Demokrasinin olduğu bir yerde, bunların olmaması lazım. Herkes hürdür. Böyle zorbalıkla olmaz. Bu saldırılarla pirim yapacaklarını sanıyorlarsa, avuçlarını yalarlar.”

Emekli mimar 53 yaşındaki Serap Terzioğlu alıyor sözü: ‘‘Sisteme, Cumhuriyet’e karşı adama çok karşıyım. CHP’nin parti politikasına güveniyorum. O yüzden oyumu CHP’ye vereceğim. Bence, Meral Akşener ve Muharrem İnce arasında bir yarış olacak. Benim iç sezilerim güçlüdür, Muharrem İnce alacaktır seçimi diyorum. Kazandığında, emeklilerin haklarını iyileştirsin isterim. Sosyal haklarımız artsın.’

Caddenin ortalarına doğru bir masada bir İranlı, üç Eskişehirli dört kadının masasına konuk oluyorum, içlerinden ikisinin gündemi sağlık sistemi, hepsinin gönlü Meral Akşener’den yana…

Önce 42 yaşındaki Seval Tekünal anlatıyor: Başbakan, sağlık için ilaçlarda destek verildiğini söylüyor. Ben göğüs kanseriyim, arkadaşım da öyle. İlaçlarımızı biz kendi cebimizden karşılıyoruz, devlet karşılamıyor. Bir iğneyi 250 TL’ye alıyorum. O ilacı alacağım ki, direncim artacak, kan seviyem artacak. Bunu neden devlet karşılamıyor? Sağlığımı geri kazanmak için o kadar çok para harcadım ki… O kadar çok hasta mağdur ki… Bu yüzden, iyileşebilecekken hayatını kaybeden çok hastaya denk geldim.

 

foto

 

Fatma Gül Aksoy 21 yaşında, devam ediyor: Boynumda tümör var. Özelinden devletine, araştırma hastanesine kadar çok fazla hastane gezdim. Doktorlar bana hiçbir şekilde teşhis koyamadı. Hep başka doktora yönlendirdiler, türlü türlü hastalıklar söylediler, çok fazla ilaç kullandım. Belki hastalığımla ilgisiz ilaçlardı ve bu yüzden daha da ilerledi hastalığım. Üç yıl sonra tesadüfen bir devlet hastanesinde tümör bulundu. Bir ay içinde ameliyata girdim. Şu an, kan değerlerim düşük ve aldığım ilacın fiyatı 150 TL. Sigortayla karşılayamıyorum. Tümör, tekrar ediyor. En son özel bir hastanede endoskopi yapıldı ve 1 milyar tuttu.

Seval: Doktora gidiyoruz, mesela bir profesöre, “Hocam sonuçlarım nasıl çıktı” dediğin anda 500 TL veriyorsun.

Fatma: Ankara’da bir tıp fakültesinde ameliyat oldum. Bir hafta hastanede kaldım. Bir haftalık hastane ücretim 6 milyar TL. Ve şimdi tekrar ameliyat olmam gerekiyor. Bu tümöre iyi gelecek bir ilaç yok, mutlaka ameliyat olman gerekiyor.

Seval Tekünal: Biz hastayız, raporlarımız var. İş yerime yansıtmadım ama emekli olmak için sigorta primimize yansıtmamız gerekiyor. Ben öldükten sonra mı emekli olayım? Devlet, bu hastalıklara göre emekliye ayırabilir yani. Bu sağlık sistemi değiştirilmeli.

Fatma: Değişmesi gereken en temel sorun kesinlikle sağlık.

22 yaşındaki Nazife Fındık: Muhalefetin ekonomiye ağırlık vermesi çok iyi oluyor. Kendim de dâhil, üniversite mezunlarının, fabrikalarda asgari ücretle çalışmalarına karşıyım, bunun düzeltilmesini istiyorum. Gıda teknikeriyim ama kendi işimi yapamıyorum. Çünkü her yerde olduğu gibi, torpille iş alımı yapılıyor. Herkesin mezun olduğu bölümden iş bulabilmesini ve emeklilerin de çalışmamasını istiyorum.

Dört yıldır Türkiye’de yaşayan, Çalışma Bakanlığı’ndan çalışma izni almış Şiva Amirniya, ‘‘Çalıştığım yerde iki yıldır hâlâ sigortam başlatılmadı. Seçilecek lider adayı en önce sigorta sorununu çözsün isterim. Oy kullanacak olsaydım Meral Akşener’e verirdim.  

Neden diye soruyorum masada herkes gülüyor. Şiva; “Herkes, arkadaşlarım Meral Akşener diyor, o yüzden ben de Akşener diyorum” diyor.

Şehrin en canlı noktalarından biri olan ve çoğunlukla gençlerin doldurduğu Porsuk Çayı’na gidiyorum. Gençlerin şehri olarak da anılan Eskişehir’de gençlerin istek ve şikâyetlerini öğrenmek istiyorum ama pek azı konuşuyor:

Enis Özkan 18 yaşında: Büyükerşen’in aday olmaması biraz hayal kırıklığı yarattı ama zaten yaşlandı, bu yüzden iyi oldu. Bence seçim ikinci tura kalmaz ve Erdoğan ilk turda kazanır. Kazanacak lider, askeriyeye çok önem vereli ve hemşire yardımcılarının önünü açmalı. Eğitim sistemi bence hemşeri yardımcılığı hariç iyi.
Arkadaşları hemen tepki veriyor, “İyi mi? Yuh!”

 

foto

 

Elif Nur Oran 18 yaşında: Kesinlikle iyi değil. Sürekli dershaneye gidiyordum, bir programa alışıyordum arkasından değişiyordu. Sürekli yeni bir şeye alışmak zorunda kalıyoruz. En çok istediğim, eğitim sisteminin düzeltilmesi ve hemşire yardımcılığı bölümünün kaldırılması. Ben de bu bölümdeyim ve hayalim hemşire olmaktı, sonra hemşire yardımcısı olacağımızı öğrendik. Büyükerşen’in de aday olmamasına üzüldüm. Onun olmasını isterdim. Şehrine sahip çıkan, ülkeye de sahip çıkar. Bence seçim ikinci tura kalacak ve her şey değişecek. Muharrem İnce ile Erdoğan yarışır diyorum.

Buse Nur Yanık 17 yaşında: Yok, ikinci tura kalmaz. Ülkede cahillik seviyesi yüksek. O yüzden değişeceğini düşünmüyorum. Eğitime önem verilmiyor. Öğretenlerden örnek verirsem, şu an hiçbiri derslerini dolu dolu işlemiyor. Yine aynı şekilde devam eder…

Yürümeye devam, bisikletiyle gezen 23 yaşındaki Tugay Candayı çıkıyor, karşıma. Son sözü ona bırakalım:

“Adayları değerlendirmek ancak objektif bir medya olduğunda benim için mümkün olur. O yüzden bir şey diyemiyorum, sadece Erdoğan’ı görüyorum. Sosyal medyadan da Muharrem İnce’yi izliyorum. İnce’nin en çok yenilikçi düşüncelerini beğeniyorum. Ben Muharrem ince taraftarıyım ama Büyükerşen’e de aşığımdır. Ama Büyükerşen’in artık cumhurbaşkanlığı gibi işlerde başarılı olacağını düşünmüyorum.

O daha çok belediye ile iyi, yaşlandı. Gönlüm Muharrem İnce’nin kazanmasını istiyor. Seçim ikinci tura kalır gibime geliyor. İkinci turada da maalesef ki, Erdoğan alacak gibi geliyor. İnce söylediklerini gerçekleştirsin, tek beklentim bu.”

tug

 

Eskişehir’de yapılması planlanan termik santrali soruyorum:

“Dünya her gün gelişiyor, değişiyor ama biz geri geri ilerliyoruz. Herkes yenilebilir enerjiye geçerken, buna ilişkin projeler geliştirirken, biz termik santralle uğraşıyoruz.  Bu beni çok derinden yaralıyor. İnşallah Muharrem ince kazanır, laiklik kazanır ve ülkemiz için her şey iyi olur.”

Eskişehir’de 2015 seçimlerinden bu yana oy dağılımları:
7 Haziran 2015 seçimlerinde CHP; yüzde 39,30, AKP; yüzde 35,93, MHP; yüzde 16,84, HDP; yüzde 3,58, SP; yüzde 2,29 oy almış. 1 Kasım seçimlerin de ise en yüksek oy oranı yüzde 43,1 ile AKP’ye ait. Diğerleri şöyle; CHP yüzde 38,7, MHP; yüzde 12,7, HDP; yüzde 2,6, SP; %0,7.

Bu seçimleri tarihi kılan 16 Nisan referandumunda ise ‘Hayır’ yüzde %57,57, ‘Evet’ ise yüzde 42,43 oy almış.