Haz 11 2018

HDP neden kader tayin edici pozisyonunda?

24 Haziran seçimlerine çok kısa bir süre kalırken, iyice ısınan seçim atmosferinde kilit parti, son iki genel seçimde olduğu gibi yine Halkların Demokratik Partisi (HDP).

16 yıldan bu yana ülkeyi yöneten AKP’nin ilk kez seçimleri kaybettiği 7 Haziran seçimlerinde bu kaybedişi getiren parti HDP olmuştu. 7 Haziran 2015’teki genel seçimlerde AKP yüzde 40.7 oy alarak 258 milletvekili elde etmişti.

Kürt siyasetinin HDP’yle ilk defa parti çatısında girdiği seçimde yüzde 13’le 80 vekil elde etmesi sonrası AKP’nin 13 yıllık tarihinde ilk kez tek başına hükümet kurmasına izin vermeyen bir tablo ortaya çıktı. Partilerin görüşmelerinden de bir sonuç çıkmayınca 1 Kasım 2015’te yeniden genel seçim yapılmış, AKP bu sefer yüzde 49’la 317 vekil çıkararak tek başına iktidar olmuştu.

Bir kez daha kilit parti konumuna gelen HDP’yi bu seçimlerde “kilit parti konumuna getiren etkenler neler?” ve “HDP’nin baraj sınavı Meclis tablosunu nasıl değiştirecek?” sorularının yanıtı özellikle Meclis dağılımında kendine yanıt buluyor.

Yapılan Anayasa değişikliğiyle birlikte 550 olan milletvekili sayısı 600’e çıkarıldı. Meclis dağılımını etkileyecek olan bu sayı aynı zamanda muhalefetin Meclis çoğunluğu alma ihtimalini de güçlendirdi. HDP ile AKP’nin bazı seçim bölgelerinde iki temel parti olması, HDP’nin barajı geçememesi durumunda bu dağılımı doğrudan etkileyecek.

Eğer HDP barajı geçerse bu bölgelerde vekil çıkarmış olacak. HDP’nin 1 Kasım sonuçlarına göre elde edeceği milletvekili sayısı 67. HDP’nin seçim barajını aşamayarak baraj altında kalması durumunda bu milletvekillerinin tamamı da AKP’ye geçmiş olacak. Böylesi bir tablo da AKP’ye bir kez daha tek başına hükümeti kurma yetkisi tanıyacak.

Meclis’te 301 milletvekilini alan muhalefet açıkça, “Meclis çoğunluğu elimizde, istikrar için Cumhurbaşkanlığı’nı da verin” deme hakkına sahip olacak. Ayrıca 301 milletvekilini alan muhalefetin Meclis’te OHAL’i kaldırma, KHK’ları engelleme, kanunları değiştirme hakkına kavuşacak. Muhalefetin bu hakkı elde edebilmesi için “kilit parti” olan HDP’nin yüzde 10’luk seçim barajını geçmesi gerekiyor.

HDP’nin barajı aştığı tablo aynı zamanda Meclis’te “Cumhur ittifakı” ve “Millet ittifakı” karşısın da kritik kararların alınması ya da engellenmesi için HDP’nin 24 Haziran sonrasında Meclis’te de kilit parti konumuna gelmesi anlamını taşıyor.

HDP Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, Ahval’e yaptığı açıklamada parti olarak kendilerinin de kimi kamuoyu araştırmaları yaptıklarını bu araştırmalarda genel olarak HDP’nin az bir şansla barajı geçme potansiyeline sahip olduğu sonuçlar aldıklarını aktardı.

Ayhan Bilgen

Ancak bunun bir rehavete sebebiyet vermemesi gerektiğini söyleyen Bilgen, “Mutlaka her türlü riski de dahil ederek, baraj altı bırakılma ihtimalinin olmayacağı bir oran yakalamamız gerekiyor” dedi. Bilgen, HDP’nin “Bu seçimlerde neden kader belirleyici parti?” olduğunu ise şöyle açıkladı:

“Türkiye iki partili bir sisteme doğru götürme planı işliyor. Seçimlerle birlikte iki ittifak oluşturuldu ve HDP bu ittifakların dışında bırakıldı. Bu dışarıda bırakılma tavrı da HDP için kilit parti olma, kader belirleyici olma fırsatına dönüştü.

Seçimlerde ittifaklara verilecek oylar ittifak oylarına da katkı sunacak ve HDP bundan yararlanamayacak. Bu da baraj riskinin sadece HDP için geçerli olması demektir. Sadece matematiksel değil, bölgesel gelişmeler, Türkiye’de demokrasinin geldiği noktada da HDP’nin ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor.”

HDP’nin barajı geçmesinin iki açıdan önemli olduğunu söyleyen Bilgen, “Birincisi  çoğunluğun muhalefete geçmiş olmasıyla birlikte Meclis’in daha işlevsel olmasının önü açılacak. Cumhurbaşkanı kim olursa olsun, Meclis’in denetim ve yasama faaliyetini daha etkin yerine getirmesi de sağlanmış olacak. İkinci önemli neden ise Cumhurbaşkanı seçimlerinin ikinci tura kalmasıyla birlikte kimin Cumhurbaşkanı seçileceği noktasında seçmen davranışını belirleyecek olan da Meclis çoğunluğu olacaktır. Çünkü kimin iktidar olduğuna bakarak ikinci turda ona göre oy kullanacak yüzde 5-10 arasında bir seçmen kitlesi var” dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanı Mehmet Uçum’un seçimlerde muhalefetin Meclis çoğunluğunu kazanması durumunda sistemin tıkanacağı ve seçimlerin tekrarlanacağı yönündeki açıklamaları hatırlattığımız Bilgen, “Bu seçmeni korkutma yaklaşımıdır. ‘İstikrar sadece Erdoğan’la mümkündür, yoksa kaos vardır yaklaşımının dile getirilmesidir” dedi.

Bilgen, 7 Haziran’da olduğu gibi AKP’nin tek başına hükümeti kurma yetkisini elde edemeyeceği sonuçlar karşısında yeniden bir erken seçime gidilmesi ihtimaline karşı ise “Burada belirleyecek olan muhalefetin tutarlı olmasıdır. Nitekim 7 Haziran seçimlerinin yenilenmesi başlı başına Erdoğan’ın tanımama tavrı değil muhalefetin en başta da MHP’nin yaklaşımıydı. Muhalefet arkasında durursa 24 Haziran’dan sonra parlamentodan yana kararlı davranırsa Erdoğan’ın yapacağı bir şey olmaz ki bu da sandıkla değişimin kendisidir” değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan’ın ikinci turda seçilmesi ve Meclis çoğunluğunun da muhalefette olması ihtimali karşısında ise Erdoğan’ın nasıl bir tavır takınacağına dair Bilgen, “Burada ya uzlaşamaya yanaşmak zorunda kalır ya da iktidar adına muhalefetten kimi iş birliği yollarını aramak zoruna kalabilir” tespitinde bulundu.

Ancak, Erdoğan’ın hemen seçimlere götürme yetkisini kullanamayacağını söyleyen Bilgen, Anayasa değişikliğiyle birlikte getirilen düzenlemeyle birlikte Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması düzenlemesinin böylesi bir yetkiyi hemen kullanmasının önünü alacağına dikkat çekti.

Bilgen’in bahsettiği bu düzenlemeye göre Anayasa’nın 106’ın maddesi kapsamında Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında görevleri ile ilgili suç işledikleri iddiasıyla Meclis üye tams ayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tam sayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir. Bilgen’e göre; bu nedenle de soruşturma açılan bir Cumhurbaşkanı yeniden seçime götüremez.

HDP’nin baraj altında kalması ve kazanacağı milletvekili sayısının neredeyse tamamının AKP’ye geçmesi durumunda ise Türkiye’nin bitmeyecek bir sancılı süreç yaşayacağını ifade eden Bilgen, “Ama önemli olan bu geçiş sürecinin kimin planlayacağız. MHP-AKP ile bu sürecin yaşanması daha ağır olacak. HDP’nin Meclis dışında kalması demek Türkiye’nin statükoya teslim olması demektir. Bu da ekonomik, siyasi, bölgesel kriz ve kaosun devam etmesi demektir” şeklinde konuştu.

HDP’ye dayanışma üzerinden oy verme ihtimali karşısında da muhalefete bir korku mesajı verilmek istendiğini aktaran Bilgen, “Bugün krizminalize edilen HDP olabilir ancak bu sadece HDP’ye yönelik bir operasyon değil ikinci turda HDP’nin tavrını da engellemeye dönüktür” diyerek, muhalefetin buna prim vermemesi gerektiğini de kaydetti.