Kampanya stratejisi olarak internet ve sosyal medya kullanımı

24 Haziran seçimleri yaklaşırken siyasi partiler de seçim kampanyalarını hızlandırdılar. Bu bağlamda partiler bir çok farklı metot kullanmaktalar seçmene seslerini duyurabilmek için: mitingler, seçmen ziyaretleri, açık hava reklamları, televizyon mülakatları ve benzeri.

Bunlara ek olarak kullanılan önemli bir araç da sosyal medya ve internet. Televizyon kanallarından bekledikleri ilgiyi göremeyen muhalefet partileri için bu metot görünürlüklerini artırmak amaçlı önemli bir araç haline geldi.

Fakat, var olan sınırlı kaynakları sosyal medya kampanyaları ile kullanmak ne kadar etkili bir strateji?

Doğrusu, sosyal medya ve internet kullanımı oldukça önemli bir strateji ve partiler asla görmezden gelmemeli. Lakin, bu yöntem ile ulaşabilecek seçmen kitlesi oldukça kısıtlı bilhassa karasız ve bağımsız seçmen kitleleri düşünüldükçe.

Peki Nasıl?

Bu konuya açıklık getirmek için KONDA tarafından yapılan ve ulusal çapta temsil özelliği olan 2580 kişinin katıldığı 2018 Nisan Barometre verisini inceledim. Bu analiz üç önemli sonuç ortaya çıkardı.

İlk olarak, toplam nüfusun sadece yüzde 13’ünün akıllı telefon yada bilgisayar yoluyla gün içinde sürekli internet bağlantısı var, bu anket çalışmasının verilerine bakacak olursak.

Toplumun yaklaşık yarısı her gün değişen miktarlarda ama sürekli olmayacak şekilde internete bağlanıyor. Ve en önemlisi, toplumun yaklaşık dörtte biri asla internet kullanmazken yaklaşık yüzde 8’i çok nadir de olsa (haftada yada ayda bir kaç kez olacak şekilde) internet kullanıyor.

Macintosh HD:Users:aa83:Desktop:Untitledas1.png

İkinci olarak, sosyal medya toplumun genelinde aslında çok da yaygın olmasa bile, Facebook, Twitter’a kıyasla daha fazla tercih edilen bir platform.

Toplumun yüzde 17’si düzenli olarak Twitter’a girerken, yaklaşık yüzde 47’si düzenli olarak Facebook’u kullanıyor, KONDA’nın bu çalışmasının sonuçlarına göre. Bu çerçeveden bakınca “T A M A M” ve “S I K I L D I K” kampanyaları süresince muhalefetin yoğun Twitter etkileşimlerinin kamuoyu üzerinde aslında sadece çok düşük bir direkt etkisi olduğu varsayılabilir.

Neticede toplumun yüzde 83’ü Twitter ve içerisindeki gündemlerden uzak. Fakat bu tür sosyal medya kampanyalarının muhalefet partilerinin tabanlarını motive etme ve neticede onları sandığa gitmeye ikna etme özellikleri elbette göz ardı edilemez.

Üçüncü olarak, hali hazırdaki siyasi partiler arasında sosyal medyayı en sık İyi Parti destekçileri kullanırken en az Ak Parti destekçileri kullanmakta. İyi Parti destekçilerinin neredeyse yüzde 65’i sıklıkla Facebook kullanırken, Ak Parti destekçilerinin sadece yüzde 40’ı Facebook kullanıyor.

Benzer şekilde İyi Parti destekçilerinin yüzde 30’dan fazlası sıklıkla Twitter kullanırken, Ak Parti destekçilerinin sadece yüzde 10’u Twitter kullanıyor. Yani Twitter’da sabah akşam tek gündem maddesi AK Parti’nin yanlış politikaları bile olsa, AK Parti seçmeninin sadece yüzde 10’u bu gündemlerden haberdar olacak. Onların içinden yüzde kaçının ikna olacağı ise cevaplanması gereken farklı bir konu.

Geri kalan partilerde Facebook kullanım oranı hep yüzde 50 civarındayken, Twitter kullanım oranı hep yüzde 20 civarında gözüküyor. Bunlara ilaveten, karasız seçmenlerin (2580 kişi içinden 596 kişi) arasında yüzde 16’lık bir kesim Twitter kullandığını belirtmiş. Aynı grupta Facebook kullanım oranı ise yüzde 46.

 

Macintosh HD:Users:aa83:Desktop:Untitledas2.png

 

Bu bulgular ışığında iki önemli sonuca ulaşabiliriz. Birincisi, karasız seçmene ulaşmak isteyen partiler için yada Ak Parti seçmenin ilgisini çekmeye çalışan muhalefet partileri için sınırlı sayıda olan insan ve para kaynaklarını Twitter’da tüketmek çok da doğru bir strateji olarak görülmüyor.

Böyle bir amaç varsa en azından Facebook çok daha verimli bir platform. 2016 ABD başkanlık seçimlerinde kullanıldığı gibi yada İyi Parti’nin Google üzerinde uyguladığı gibi partiler Facebook reklamları satın alarak kampanyalarını yönlendirebilirler.

Yada en azından parti tabanlarından Facebook aktivitelerini artırmalarını rica edebilirler.

İkinci olarak, toplum genelinde internet ve sosyal medya kullanımının ne kadar düşük olduğu düşünülürse, partilerin apolitik, kararsız, ve bağımsız seçmenlere ulaşmak için var olan sınırlı kaynaklarını daha ziyade fiziki kampanya metotlarına ayırması tavsiye edilebilir.

Mitingler organize etmek parti tabanını heyecanlandırmak ve partiye bağlılıklarını sağlamlaştırmak için çok önemli bir metot. Fakat bu metotla az önce bahsedilen seçmen gruplarına ulaşmak neredeyse imkansız. Apolitik bağımsız seçmenleri mitinglerde görmek pek mümkün değil.

Bu bağlamda bu seçmenlere ulaşabilmek için kullanılabilecek bir yol ise hali hazırda mitinglere katılan parti destekçilerini motive etmek ve bu tür seçmenlere ulaşmaları için onları ikna etmek. Bir çok seçmen hangi partiye oy vereceğini belki de seçimden bir gün önce bir akraba yada bir arkadaşına danışarak karar verecek. Herkesi haberleri sürekli takip eden ve bir parti aidiyeti hisseden kişiler olarak düşünmemeli.

Dolayısıyla mitinglere katılan parti destekçilerinin kişi kişi oy aramalarını istemek yerinde ve az masraflı bir strateji. Doğrusu bu, Necmettin Erbakan’ın sürekli kullandığı bir yöntemdi ve başarı getirdiğini sanıyorum.

Erbakan hemen her mitingi sonunda katılımcılarından mümkünse kapı kapı dolaşıp oy istemelerini rica ederdi. Örnek olarak kendisinin 2007 yılındaki şu mitinginin videosunun sonlarına bakılabilir.

Başkan adayları benzer bir talebi miting sonlarına ekleyebilir. Bu şekilde sosyal medya yoluyla, mitinglerle, yada parti birimlerinin gayretleri ile ulaşılması çok zor olan apolitik veya bağımsız seçmenlere ulaşma imkanı kazanılabilir. Hali hazırda başkan adaylarının bu metodu uyguladıklarını gördüğümü hatırlamıyorum.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar