Prof. Binnaz Toprak

Muharrem İnce fenomeni

Baskın bir erken seçim kararıyla MHP ile ittifak kuran iktidar partisi, böylesi kısa sürede birbirinin benzemezi partilerin anlaşıp karşı ittifak kuramayacaklarını, 16 yıldır iktidarı kaybetmemiş Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısına güçlü bir aday çıkaramayacaklarını, dolayısıyla erken seçimin kendileri açısından kesin bir zafer olacağını hesaplamışken, Muharrem İnce fenomeni patlak verdi.

Son bir kaç haftadır yapılan anketlerde, cumhurbaşkanı seçiminin 2. tura kalacağı belirtilmekle kalmıyor, Cumhur İttifakı’nın TBMM seçimlerini kazanamayacağı da öngörülüyor.

Peki, nasıl oldu da, bu kadar kısa sürede bir kişi böylesi bir heyecan dalgası yaratabildi?

Her şeyden önce, son yılların çatık kaşlı, kutuplaştırıcı, kavgacı politik dili karşısında uzlaşmacı, espri yapan, gülümseyen kişiliği pek çok insanın sempatisini kazandı.

Adaylığı açıklandıktan hemen sonra hapishanedeki HDP adayı Demirtaş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan dahil ayrım yapmadan tüm cumhurbaşkanı adaylarını ziyaret etmesi ve tümünün kampanyalarına kendi bütçesinden 500’er TL bağışta bulunması kavga gürültüden bıkmış bir toplumda toplumsal barış ve kardeşlik çağrısı olarak algılandı.

Kendi yazdığı şiirleri okuması, halkla birlikte halay çekip zeybek oynaması, traktöre binmesi, bunları yaparken doğallıgı ve sahiciliği halkta karşılık buldu. Kısa zamanda bir twitter fenomeni oldu.

Örneğin, bir takipçim hakkında şunu yazmış:

‘Ata biniyor, traktör kamyon bisiklet kullanıyor, zeybek oynuyor, üstüne şiir yazıp okuyor. Allah’tan bir göz istedik, bize verdi iki göz :)’

Bu yazıyı kaleme aldığım dakikalarda, son bir saat içinde hakkında 880 tweet atılmış. Televizyondaki tartışma programlarına çıktığında twitter, tabiri caizse, yıkılıyor.

Hazırcevaplığı, zekası, Meclis konuşmalarından aşina olduğumuz belagatı, karşısındakinin onu sıkıştıracak sorularını ustalıkla cevaplaması, mizahı kullanarak halktaki ümitsizlik ve korkuyu bertaraf etmesi merkez medya dahil çıktığı kanalların reytingini tavan yapıyor.

Özetle, Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısında ilk defa onunla yarışabilecek popüleritede bir aday var. On altı yıldan sonra AKP’nin ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘metal yorgunluğu’na karşın dinamik, heyecanlı ve hayranlarının ‘bizden biri’dediği bir  aday var. Hızına yetişmek mümkün değil.

Otuz dört gün içinde ülkenin dört bir yanında 74 miting yapmış. Geceyarısı mitingleri dahil günde iki, kimi kez üç ile gidiyor. Yurt dışında yaşayan bir twitter takipçim İnce’nin mitingleri için ‘yıllardır ilk kez memleketimin toprağının kokusunu hissettim’ demiş. Gençler ona ‘bayılıyorlar’.

 

ince

 

Ancak Muharrem İnce’nin bu popülist yönü, adaylığının sadece bir boyutu. Asıl önemlisi, cumhurbaşkanı seçildiği takdirde 25 Haziran’da farklı bir Türkiye’ye uyanacağımız vaadi.

Bir demokraside olmaması gereken hukuksuz gözaltılar, tutuklamalar ve hapis cezalarının baş müsebbibi OHAL’i seçildiğinin ilk günü kaldıracağını, yargıda yapacağı reformlarla tutuklu akademisyen, aydın ve basın mensuplarının serbest bırakılacağını, özgür ve demokratik bir ülke yaratarak, ve özellikle gençlerin eğitimine önem vererek, beyin göçünü tersine çevireceğini söylüyor.

İnsanların birbirine düşürüldüğü bu kutuplaşmış ortamın Türkiye’nin ileri gitmesini engellediğini, bunu aşmak için herkesin cumhurbaşkanı olacağını, toplumsal barış ve kardeşlik ortamı sağlayacağını dile getiriyor.  Kimsenin kimliğine bakmadan tüm atamalarda liyakata önem vereceğini belirtiyor.

Bunlar kimileri tarafından içi boş seçim vaatleri olarak algılanabilir. Ancak, ekonomik kriz içindeki bir Türkiye’de bunları yapmadan ekonominin düzlüğe çıkması mümkün değil. AKP’nin anlamadığı, İnce’nin ise sürekli vurguladığı konu, özgürlükler ve ekonomi arasındaki bağlantı.

Diğer bir deyişle  korkunun, tedirginliğin, hukuksuzluğun hakim olduğu bir ortamda yatırım yapılmayacağının, yabancı sermayenin kaçacağının, mevcut ekonomik krizden çıkmanın birinci şartının bu kutuplaştırılmış ortamı ve istikrarsız gidişatı derhal değiştirmek olduğunun bilincinde.

 ‘Göreceksiniz, seçildiğim gün dolar ve euro derhal düşecek’ demesi boşuna değil. Üstelik, devletin dış borcu borçla kapatmaya çalıştığı bir dönemde bunları yapmanın maliyetsiz olduğunu biliyor.

Yapacaktır da.

Ekonominin bu durgun ve istikrarsız dönemini aşmanın, ‘tek adam’ mantığıyla ‘komuta ekonomisi’ yerine hem ekonomik hem de siyasi yapıların özerkliğinden geçtiğinin bilincinde.

Merkez Bankası’nı özerk bir yapıya kavuşturacağını, kamu bankalarını yeniden yapılandırarak tarım ve sanayi üretimine katkıda bulunmalarını sağlayacağını, ekonomik programını ‘her konuyu ben bilirim’ mantığıyla değil ülkenin kalbur üstü ekonomistleriyle bir ekip kurarak birlikte yürüteceğini, tek adam olmayıp herkesle istişare edeceğini, ileri teknolojiye, markalaşmaya önem vereceğini vaadediyor.

Nihai amacı ise, tüm muhalefet partilerinin üzerinde anlaştıkları üzere, eski sorunlarından arındırılmış, özgürlükçü ve demokratik bir parlementer sisteme dönmek.

Seçim, beklendiği üzere, 2. tura kaldığı takdirde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısına çıkacak adayın Muharrem İnce olacağı kesin gibi. Zaten, 2. turu kazanma şansı olan tek aday da o. Tüm analistlerin üzerinde anlaştığı konu, bu seçimin sonucunu HDP’nin belirleyeceği.

İnce’nin dokunulmazlıkların kaldırılması oylamasında karşı oy vermiş olması, öğrencilere resmi dil olan Türkçenin yanısıra hem anadillerinin hem de bir yabancı dilin öğretileceği vaadi, Güneydoğu illerinde gerçekleştirdiği mitinglerde söyledikleriyle diğer bölgelerde söyledikleri arasında fark olmaması, gittiği her yerdeki mitinglerde Kürtlere seslenmesi, Kürt seçmenin sempatisini kazanmış gözüküyor.

TBMM seçimlerinde HDP’nin baraj altı kalmaması için CHP’lilerin bir kısmının HDP’ye oy vereceğinin yaygın kabulu sonrası HDP yöneticileri de, üstü kapalı bir biçimde de olsa, 2. turda bunun karşılıksız kalmayacağını belirtiyorlar.

HDP barajı geçtiği takdirde Millet İttifakı ile birlikte muhalefetin Meclis’te çoğunluğu ele geçirmesi de ciddi bir olasılık . Özetle, Türkiye’nin başdöndürücü politik trafiğinde bu seçimler sürprizlere gebe.

ince