May 22 2018

Seçim yaklaşırken Erdoğan’dan Suriyeliler konusunda U-dönüşü

Eleanor Beevor - Türkiye'deki erken seçim startı verilmişken Suriyeli mültecilere karşı düşmanca tavırlar da artıyor. Bu durum Suriyelilerde seçim kampanyası sırasında ve sonrasında tepki görebilecekleri korkusu yarattı. Tüm bunların merkezinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hassas bir dengeyi sağlamaya çalışıyor

Müslüman dünyasının yeni lideri olarak görülme emelleri olan Erdoğan, Suriye savaşında Türkiye'ye kaçan Suriyelileri korumak için birçok taahhütte  bulundu. Ancak Pan-İslami dayanışma çağrısı kendisine uluslararası prestij kazandırmışsa da, ulusal destek açısından ona zarar verdi.

Erdoğan tasarlanmasına yardımcı olduğu güçlü bir Türk milliyetçiliği duygusuyla birlikte zor durumda olan ekonomi koşullarında mücadele etmek zorunda kalacak. Bu arada, muhalefet partileri milliyetçi duyguları kullanabileceklerini ispatladıkları gibi Suriyeli mültecileri de ülkenin sorunların nedeni olarak hedef gösterebiliyorlar.

Washington D.C.'deki Arap Merkezi'nde bursiyer olan Mustafa Gürbüz’a göre:

“Türkiye ekonomisi bozulduğunda muhalefet partileri, Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) kitlesel desteğini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu görüyor. Bu yüzden milliyetçi bir söylemi ülkenin ekonomik sorunları ile ilişkilendirerek kullanabilirler. Erdoğan’ın milliyetçi söylemi iki ucu keskin bir kılıç gibi. Tutarsızlıkları ne kadar belirgin olursa, o kadar milliyetçi eleştiri ile karşı karşıya kalıyor.”

Erdoğan’ın AKP’sini en çok zorlayacak olan parti Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) geliyor. Elbette,, CHP'nin oy oranını AKP'den çok daha az olacağı biliniyor. Yakın tarihli bir ankette AKP'ye destek % 48, CHP'nin desteği ise % 21 civarındaydı. Ancak CHP'nin potansiyel koalisyon ortakları var. Örneğin söz konusu ankette oyların % 12'sini alan İyi Parti bunlardan biri.

Kürt yanlısı Halkların Demokratik Partisi (HDP) seçim anketine göre % 10 oranına ay alıyor. Erdoğan’ın AKP’si, aşırı sağcı bir milliyetçi parti olan Milliyetçi Hareket Partisi’yle bir seçim ittifakına da katıldı ve bu ittifakın oyların % 50’sinden çoğunu alması bekleniyor.

Ancak henüz hiçbir şey kazanılmış değil ve muhalefet partileri şimdilik Suriye karşıtı söylemi Erdoğan'a saldırmak için uygun bir vektör olarak kullanıyorlar. CHP, Suriyelilerin artık kamu hizmetlerinden öncelikli olarak yararlandığını iddia ediyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Türkiye'de bazı yerlerde, tıpkı Suriyeli mültecilere öncelik verildiği için Türklerin ikinci sınıf vatandaşlar olarak muamele gördüğü” gibi bir ifadede bulundu.

CHP, Suriyelilere karşı söylemde yalnız değil. Medyada Suriyelilere yönelik nefret söylemini izleyen Hrant Dink Vakfı’nın çalışması Suriyelilerin, ülkenin ekonomik güçlükleri yüzünden sürekli olarak suçlandıklarını ve nankör, hatta terör  ve halk sağlığı riski olarak nitelendirildiklerini gösteriyor.

Erdoğan bir süreliğine Türk milliyetçiliği ve Pan-İslamist emelleri arasındaki çelişkiden kurtulabileceğini düşündü. Bunu yapmanın yollarından biri Türkiye’nin küresel olarak lider olmasına yönelik isteği ve Osmanlı geçmişine yönelik nostaljiyi kullanmaktı.

Ama şimdi siyasi baskı, medya ve ekonomi kötü durumdayken, en büyük bedeli ödeyen Suriyeli mülteciler oluyor. Güvenlik ve Kalkınma Politikası Enstitüsü'nden Gareth Jenkins şöyle diyor:

“Erdoğan ve destekçileri hala Arapların Osmanlı İmparatorluğu'yla ilgili kendi sahip oldukları güzel hatıraları paylaştıklarına ve Müslümanların genel olarak Türkiye'y lider olarak gördüğüne ve özellikle de Sünniler’n acılarını dile getirdiğini düşünüyorlar. Erdoğan yaptığı açıklamalarında, bu iddiayı desteklemek için Türkiye'deki Suriyeli mültecilerin sayısını defalarca belirtiyor. Ama kendini büyük bir ikilem içinde bıraktı. Türkiye'de çok sayıda Suriyeli mültecinin mevcudiyetinin devam etmesinin, özellikle ekonominin derin sıkıntı içinde olduğu bu zamanda, ciddi sosyal bozulma riskini artırdığını biliyor. Suriyeli mültecilerin karşılaştığı en büyük risk, toplumsal gerilimlerin patlak vermesi ve onlara yönelik saldırıların sıklaşması.”.

2016 yılında Erdoğan Suriyelilere Türk vatandaşlığı verileceğini açıklamıştı. Her ne kadar bunun ince eleyip sık dokunarak yapılacağını söylese de, iç siyasette özellikle Erdoğan’ın muhafazakar destekçilerini arttırmaya çalıştığı şüphelerini getiren bu girişim çok tartışma yarattı.

Gareth Jenkins’e göre Erdoğan aslında Suriyelilere oylarını arttırmak için vatandaşlık verilmesinin istiyordu, ama vatandaşlık fikri AKP seçmeni arasında o kadar hoşnutsuzlukla karşılandı ki seçmenini kaybetme riskini ortaya çıkardı. Jenkins şöyle diyor:

“Ben bu endişenin kısmen doğru olduğunu düşünüyorum. Erdoğan rejiminin, daha önce Aleviler ya da Kürtlerin egemen olduğu Doğu Anadolu'daki Sünni Arap mültecileri yerleştirdiği örnekler var. Aynı zamanda kuzey Suriye’de kontrol ettiği bölgelerde de aynı şeyi yapıyor. Ancak bu demografik mühendislik henüz Türkiye'nin büyük bir bölümünde gerçekleşmedi. ”

AKP'nin sandıkta alacağı oyun Erdoğan’ı 24 Haziran seçimlerinin galibi yapma olasılığının yüksekliğine  rağmen, Cumhurbaşkanı fazla risk almayacak. Türkiye'ye girmeye çalışan Suriyeliler için işler gittikçe daha da zorlaşıyor.

Önceden Suriyelilerin, Türk-Suriye sınırını geçerek ülkeyi birkaç günlüğüne ziyaret etmelerine izin verilirdi. Şimdi sınır tamamen kapalı. Suriye'ye zorla geri gönderme hakkında haberler hiç de az değil. Yine de, Suriyelilerin kitlesel sürgünlerine başlamaya yönelik somut bir plan bulunmamakla birlikte, AKP artık muhalif partilere uyum sağlıyor ve savaş bittikten sonra mültecilerin Suriye'ye dönmeleri konusunda ısrar ediyor.

Bu arada Suriyeli mültecilerin endişeyle beklemekten başka yapabilecekleri hiçbir şey yok.

“Türkiye'de varlığımızda açık bir şekilde surat asan Türkleri gördüğümüz oldu. Muhalefet partileri, kiraların yükseldiğini, Suriyelilerin yerlilerin işlerini aldıklarını ve bir güvenlik tehdidi oluşturduklarını iddia ederek kazanç elde etmeye çalışıyorlar. Muhalefet partilerinin çoğunluğu, seçimleri kazanmaları halinde önümüzdeki sene sonuna kadar Suriyeli mültecileri göndereceklerini açıkladı.

Şu an internet üzerinden öğretmen olarak çalışıyorum, ancak Suriye'ye geri dönmem gerekirse bu çok zor olacak. Suriye'deki üniversitede yeniden iş bulsam bile maaşım 200 doları aşmayacaktır. Eğer Erdoğan seçimleri kaybederse, Suriye'ye geri dönmek zorunda kalabiliriz ki bu bana dünyanın sonu gibi geliyor.”

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN