Evrim Kurdoğlu
Haz 12 2018

Süryani toplumunun seçtiği isim HDP’den aday

24 Haziran'daki seçimlerde aday lisesinin çeşitliliğiyle adından en çok söz ettiren partisi HDP oldu. Hak ihlaline uğrayan kesimlerden adaylara yer veren HDP'nin Mardin milletvekili adayı Tuma Çelik de Süryani halkının ortak bir kararla belirlediği ilk isim.

Süryaniler ilk defa 2011 yılında mecise giren Süryani milletvekili Erol Dora ile kendilerinden bahsettirmişlerdi. Yüz yıllardır aynı topraklar da yaşamalarına rağmen dinlerinden, dillerinden ancak bu seçimle haberdar olmuştuk.

Onların da Türkiye'deki diğer azınlıklar gibi en sorunları kimliksizleştirilmiş olmaları. Üstekilk hristiyan bir azınlık olarak Lozan anlaşması ile azınlık kategorisinde olmalarına rağmen 2013'e kadar azınlık haklarından yararlandırılmadılar.

1915'te yaşanan soykırım ardından devletin artan baskısı ile Ermenilerle aynı kaderi paylaşıp geleceği sürgünde aramaya başladılar. Bugün Türkiye'deki sayıları sadece 25 bin olsa da yurt dışında seçimlerde oy kullanabilecek 200 bin Süryani var.  Oylarını verdikleri partiden tek bir beklentileri o da bir gün kendi topraklarına dönebilecekleri koşulları sağlaması.

Bir zamanlar o Süryanilerden biri olan Tuma Çelik bugün halkına bu koşulları sağlamak için meclis kapısını zorluyor. Midyat'taki köyünden ayrılırken dokuz yaşında olan Çelik hem Türkiye'de hem de yurt dışında yaşayan Süryanilerin sorunlarını meclise taşımak istiyor. ''Erol Dora bireysel bir adaydı ama ben Süryanilerin seçtiği bir adayım''

Tuma Çelik, Erol Dora'ya yaptığı vekillik için teşekkür ederken kendisini bekleyen  sorumluluklarını daha fazla olduğunu düşünüyor.

''Erol Dora TBMM'ye giren ilk Süryani milletvekili. Elinden gelen herşeyi de yaptı. Bu anlamda biz ona çok teşekkür ediyoruz. Ama o bireysel bir milletvekiliydi. Benim gibi bir temsiliyeti yoktu. Erol Dora bir Süryanidir ama Süryani gruplarının, kurumlarının ortak bir adayı değildi. Bu sefer artık farklı. Benim sorumlulukların daha fazla çünkü ben sadece HDP bir vekili değilim. Aynı zamanda Süryani halkını temsil ediyorum. Dolayısıyla Süryanilerin taleplerini daha fazla dikkate almak zorundayım.''

Bu sorumlukların en başında ise Süryaniler için güvenli ve demokratik bir ortamı tesis etmek geliyor. Zaten Süryaniler için zor olan Türkiye 15 Temmuz sonrasında OHAL ile birlikte daha da zor olmuş. Demokratik koşulların ortadan kalkmasıyla oluşan baskı ortamı Süryanileri herkesten daha fazla etkiliyor. Çelik'in ifadesiyle geçmiş yılların Süryanilerde bıraktığı travma onları daha da kırılgan yapıyor.

''Bölgede ciidi bir güvenlik sorunu var. Biliyorsunuz Süryanilerin de ağırlıklı yaşadığı yerler Mardin, Şırnak, Batman gibi şehirler. Devletin de buralara ağır bir müdahalesi var. Ne zaman ne olacağı hiç belli olmadığı için güvenlik kaygısı var. Süryaniler 1915'te de bir soykırım yaşadıkları için daha kırılganlar. Ne yazık ki bizim hafızalarımızda hala soykırım anıları var. O yüzden demokrasinin, barışın azalması bizim için hemen ilk hedeflerin bizler olacağı bilgisini aklımıza getiriyor.''

Süryanileri Türkiye'deki diğer azınlıklarla aynı paydada buluşturan ise kimlik sorunu. Anadili Türkçe olmadığı için baskı gören çocuklar arasında bugün de Süryaniler hala yerlerini koruyorlar. Diğer azınlık çocuklarının kaderini onlarla birlikte yaşayan bir diğer sorunu ise dinlerini rahatça öğrenip yaşaması.

İktidarın her fırsatta el koymaya çalıştığı manastır toprakları, ortodoks hristiyan olan Süryanileri dinlerini yaşaması konusunda da  baskılıyor. Tuma Çelik'in mecliste gündeme getireceği en önemli sorunlardan biri de Süryani kimliğinin hem yasal hem pratik olarak uygulanması olacak.

''Hala en büyük sorunumuz kimlik sorunu. Bu sadece Süryanilere yönelik bir sorun değil. Türkiye'de bir çok halkın kimlik sorunu var. 2013'te mahkemenin aldığı bir kararla Süryaniler 1923'te imzalanan Lozan anlaşmasına göre azınlık olduğumuzu kabul ettiler ama o haklar 90 yıldır kullanılmadığı için o haklardan mahrumuz. Hala anadilde eğitim hakkımız yok.

Okula gidene kadar Türkçe bilmeyen Süryani çocuklar üzerinde dün olduğu gibi bugün de baskılar devam ediyor. Bu anlamda Kürtlerle aynı mücadeleyi veriyoruz. Onlar anayasal olarak güvence altında değiller. Bizim kağıt üstünde anadil hakkımız olsa da Süryanice eğitim veren okul yok. Bir diğer sorun da manastırların topraklarına iktidarın el koyması. Bu da kiliselerimiz üzerinde baskı getiriyor. Bu şekilde topraklarımız işgal edilmekle birlikte inanç özgürlüğümüz de zedeleniyor. İnsanlarımızın kiliseye ilişkilerinde göz dağı veriliyor.''

Yapılan bir çok ankette bıçak sırtında çıkan HDP'in barajı aşıp aşamayacağı tartışmalarına ise Çelik bir HDP'li olarak katılsa da sebeplerini şöyle açıklıyor.

''Biz normal koşullarda yüzde 14 oy alma alabiliyoruz. Şu sebeplerden dolayı bizim zaten belli bir kitlemiz var, CHP'nin aday listesi, Saadet Partisi ile olan ittifakı geçmişte bize oy vermeyen Alevi kesimi bize yönlendirdi. Diğer bir nokta ise Türkiye'de bazı şeylerin aşılmasının HDP ile olacağını artık herkes biliyor. Şu anki iktidarı devirebilmenin tek yolu HDP'nin barajı aşmasından geçiyor. Bütün bunları birleştirdiğimiz de yüzde 14 çok doğal bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor.''

AKP iktidarının bu oy potansiyelini fark edip engellemek için her türlü yolu denediğini söyleyen Çelik seçim çalışmalarının engellendiğini belirtiyor.

''Ancak iktidarın da değişik biçimlerde bunu engellenme çabası var. Mesela Mardin'de köylerde daha önce bize oy vermiş olan insanlar bizim ziyaretlerimiz öncesinde karakola çağırılıp tehdit ediliyorlar. Bölgede silahlı insanlar dolaşıyor. Bunlar sivil giyimliler ve insanları korkutuyorlar. Ayrıca sadece Mardin'de 143 sandığın yeri değiştirildi. Bu sandıkların yerleri neden değiştiriliyor.

Bir köyde güvenlik nedeniyle sandiğı 20 km ileriye taşıdılar. Madem güvenlik yoksa insanlar bu 20km nasıl gidecekler? Ciddi bir şekilde insanların oy kullanması engelleniyor. Tüm bu verilerden hareket edince iktidarın ne kadar ve ne şekilde oylara müdehale edeceğini bilmediğimiz için HDP'nin barajı aşması bıçak sırtında bir durumda.''