TANAP’ta, Tünelde, Kandil’de seçim acelesi

AKP-MHP’nin Cumhur İttifakı içindeki derin çatlak, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Kayseri konuşması ile su yüzüne çıkınca, arkası çorap söküğü gibi geldi.

Seçime 10 gün kala, iktidar cephesinde bozulmaya başlayan moraller, yükselen endişe ve panik havası, hataları ve falsoları beraberinde getirmeye başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ittifakı toparlama, AKP ve MHP vekil adaylarını birbirleri aleyhine çalışmamaya davet eden açıklamaları da fayda etmedi. AKP cenahı, MHP’nin ittifak kampanyasına hiçbir katkısının olmadığını, kendilerinin sırtından TBMM’ye girme hesabı yapıldığını savunurken, MHP’de ise AKP’nin kampanyayı tamamen Erdoğan ve AKP üzerine kurgulaması, Cumhur İttifakı’nı geri plana itmesi tepki çekiyor.

Geride durmayı tercih eden Büyük Birlik Partisi (BBP) içinse ufukta sadece Genel Başkan Mustafa Destici’yi TBMM’ye gönderme dışında bir kazanım zor görünüyor.

6 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı Manifestosu’nu ilk ilan eden Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı, Cumhur İttifakı çatı adayı Tayyip Erdoğan, 24 Mayıs’ta da CHP’nin önünü keserek AKP Seçim Beyannamesini açıklamıştı.

Ancak, gerek açıklanan beyanname ve manifestodaki heyecan yaratmayan vaat ve söylemler gerekse meydanlarda AKP mitinglerine yansıyan coşkusuzluk,  bir de üzerine Muharrem İnce ve SP dalgasıyla ricat konumuna bürününce, Erdoğan ve AKP sözcüleri adeta “paralize” oldu, moralman dağıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İnce’ye karşı siyasi stratejiyle birlikte geliştirdiği söylemler, İnce’nin mizah zekâsı, hazır cevaplığı ile bumerang misali kendisine “eksi” yazmaya başlayınca, hatalar da çoğaldı.

Son olarak Muharrem İnce’nin Diyarbakır mitingiyle ilgili olarak dile getirdiği “Ben 35 bin kişi topladım, İnce 10 bin kişi, istihbaratın bana verdiği bilgiye göre de katılanların tamamına yakını HDP’liydi” sözleri, Erdoğan’ı zora düşürdü.

İnce, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) “Muharrem’i İzleme Teşkilatı-MİT” haline getirildiğini, Erdoğan’ın söylediği sözlerin bunu açığa çıkardığını belirterek, “Meydandakilerin hangi partili olduğunu nereden biliyorsunuz, milleti fişliyor musunuz” sorusunu sordu ve Diyarbakır meydanındakilerin  AKP’li seçmenler olduğunu iddia etti.

Erdoğan’ın İnce’ye taktığı “Gariban ve Çırak” lâkapları, İnce tarafından Erdoğan’ı hırpalayan kavramlara dönüştürüldü.

2002’deki AKP seçim Kampanyasında kendilerini “Türkiye’nin mağdurları, mazlumları, garibanları, zencileri vb.” olarak tanımlayıp, “Elit, seçkinci, vesayetçi” devlete karşı bayrak açan Erdoğan ile İnce 24 Haziran kampanyalarında, Erdoğan’ın söylemleri sayesinde yer değiştirdi.

Erdoğan’ın verdiği pası gole çeviren İnce “2002’de Erdoğan garibandı doğru, ama şimdi o artık Saraylı. Ben milletin gariban çocuğu. O Beyaz Türk, ben bu ülkenin zencisi. O kilosu 4500 TL’lik beyaz çay içiyor, bıldırcınla, Saray bahçesinde Fransız uzmanların yetiştirdiği taze hurmayla besleniyor. Ben sizin içtiğiniz siyah çayı içiyorum” sözlerini her meydanda yineliyor ve büyük sempati topluyor.

İnce ve Millet İttifakı’nı oluşturan diğer muhalefet partilerinin, emekliye, kadınlara, gençlere, çiftçiye, esnafa, işçiye, memura yönelik vaatlerini “Bol keseden atıyorlar, kaynak nerede?” diye çürütmeye çalışan Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım,  bu çıkışın toplumda karşılık bulmadığını görünce, seçime kısa süre kala peş peşe yeni akçeli vaatler sırlamaya başladı.

İnce’nin öğretmen, polis, hemşire, askeri personele 3600 ek gösterge vaadini sahiplenen AKP, alelacele torba yasaya ilave ettiği bir maddeyle, muhalefetin emekliye iki maaş ikramiye vaadine alternatif olarak dini bayramlarda 1000’er TL ikramiyeyi yürürlüğe koydu.

Muhalefetin vaatlerine “kaynak nerede” diyen Başbakan Yıldırım, 2018 bütçesinde kaynağı ve karşılığı olmayan emekliye bayram ikramiyesinin faturasını 27 milyar TL olarak açıklayıp, kendi tezini çürüttü, kendi kendini tekzip etti.

Seçim beyannamesinin en büyük projesini “Millet Bahçeleri” olarak açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan,  her ile “yeşil ve Millet Bahçesi” vaadinin karşılık bulmadığını görünce, 7 Haziran’da Hatay Mitingi’nde yeni “Çılgın Projesini” açıkladı.

AKP seçim beyannamesinde yer almayan ve ilk kez Hataylılara açıkladığını belirttiği proje “Çayı, Keki, devletten bedava karşılanacak, her il ve ilçede açılacak Millet Kıraathaneleri” idi.

Ancak kıraathane projesi, İnce ve diğer muhalefet partilerinin Erdoğan ve AKP’ye en çok yüklendikleri bir “negatif algıya” dönüştü.

İnce “Ben fabrika, marka, gençlere iş, kuantum, robot koordinatörlüğü, eğitim, her yıl yurt dışında 10 bin doktora, her mahalleye bir kreş diyorum, o kıraathane diyor. Kek bedava diyor, sizleri kekleyecek. Meğer  kek ustasıymış” diyerek, namluyu Erdoğan’a çevirdi. Erdoğan sıkıştıkça kıraathanelerin menüsüne ilaveler yapmaya başladı. Son olarak Eskişehir mitinginde menüye, kek dışında “tatar böreği ve çorba” eklendi.

Arzulanan ivme bir türlü sağlanamayınca, 4 Haziran’da Mevlüt Çavuşoğlu-Mike Pompeo buluşmasıyla, ABD’den Menbiç desteği geldi. Yetmedi. Uzun süredir seçim öncesi yapılacağı konuşulan Kandil hamlesi başladı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın operasyon-harekât merkezindeki görüntüleri medyaya servis edildi. Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, terör bitene kadar Irak’ta kalınacağını ilan etti.

Ancak Şubat-Mart’ta gözlenen oylar üzerindeki “Afrin etkisi” benzeri  bir yansıma, Milliyetçi-Şoven rüzgâr yaratılamadı.

Çünkü seçim anketlerinin çoğunda, parti ve Cumhurbaşkanı adayı tercihlerinin yanında sorulan “öncelikli sorun sizce nedir?” sorusunun yanıtında yüzde 50-60, bazılarında 70’e varan düzeyde “ekonomik sıkıntı, enflasyon, işsizlik, eğitim” ilk sıralarda. Terör gerilere düşmüş durumda.

Bu sonuçlar, iktidar cephesini yeni hamle arayışlarına yöneltti. Erdoğan, 2015’te temeli atılan ve 2019 sonunda Edirne’den Avrupa’ya ulaşacak Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’nin açılışını, proje tamamlanmadan 12 Haziran’da Eskişehir’de yaptı.

Azerbaycan doğal gazını Avrupa’ya taşıyacak boru hattı için tören düzenlendi ancak gaz yok. Vanalar sembolik açıldı. 16 Milyar metreküp kapasiteli hattan Avrupa’ya ilk sevkiyat 2021’de başlayacak.

 

tanap

 

Bir gün öncesinde, İzmir Milletvekili adayı olan Başbakan Binali Yıldırım İzmir Sabuncubeli Tüneli’nin açılışını canlı yayınlanan seçim programında yaptı. Program bittikten sonra, henüz tamamlanmayan tünel yeniden ulaşıma kapandı.

TANAP’la, tünelle, Kandil ve Menbiç’le, Kıraathanelerle yaratılamayan heyecanın üzerine Cumhur İttifakı’nda derinleşen çatlaklar da eklenince, iktidar cephesinde mora sıkıntı büyümüş durumda.

 

tünel

 

Millet İttifakı ise seçim yaklaşırken safları sıklaştırıyor. Partilerarası görüşmeler dışında birlikte görülmeyen CHP+SP+İYİ Parti, artık ekranlarda birlikte görülüyor.

12 Haziran akşamı Cem TV’de yayınlanan programa birlikte katılan CHP İstanbul Milletvekili, Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak ile SP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili adayı Birol Aydın, ittifakın 24 Haziran sonrasında da süreceği mesajını verdiler.

Millet İttifakı’nın daha en başta “ilkeler” üzerine kurulduğunu ve kamuoyuna açıklandığını kaydeden Toprak ve Aydın, aynı ilkeler üzerinde devletin restorasyonu, parlamenter sisteme geçiş, yeni anayasa, Kürt sorunu vb. çözüm işbirliğinin, seçim sonrası aynen sürdürüleceğini belirttiler.

Önümüzdeki hafta, Millet İttifakı’nı oluşturan partiler arasında kurulan komisyonun çalışmalarını tamamlamasıyla, 24 Haziran öncesinde Kılıçdaroğlu, Karamollaoğlu, Akşener ve Uysal’ın birlikte 25 Haziran’dan itibaren uzlaşılan yol haritasını, atılması amaçlanan anayasal, yasal adımları, demokratikleşme planının aşamalarını, kamuoyuna birlikte deklare etmeleri planlanıyor.

Cumhur İttifakı’nın 24 Haziran’da sona ereceğini açıklayan eski MHP’li, AKP Ankara Milletvekili Adayı Tuğrul Türkeş’in, ittifakın ömrünün “seçimlik” olduğunu ilan etmesine karşın, Millet İttifakı’ndaki  ilkeler uzlaşısının sürdürülmesi tavrı, iktidar cephesinin “dört benzemez-şer ittifakı” diye nitelendirdiği siyasi rakiplerinin dağılması beklentisini, boşa çıkartmış durumda.

Son düzlüğe girilirken, Erdoğan ve Cumhur İttifakı açısından yeni bir rüzgâr ihtiyacı had safhaya ulaşmış bulunuyor.

Bu noktada en büyük kaygı ise 7 Haziran-1 Kasım 2015 arası sürece benzer bir planın seçime bir kaç gün kala devreye sokulması.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar