May 16 2018

Türkiye’de muhalefet birleşip Erdoğan’a meydan okuyabilir mi?

2019 sonu yerine 24 Haziran 2018: Recep Tayyip Erdoğan’ın, MHP’li siyasi ortağı Devlet Bahçeli’nin teklif ettiği, Türkiye’deki “cumhurbaşkanlığı ve meclis erken seçimleri” tarihi. Bulunduğu pozisyonu koruyarak iktidarda kalmak isteyen görevdeki cumhurbaşkanının bu seçimlere ihtiyacı var.

Erdoğan’ın uğraşması gereken ve partisini ve liderliğini hem yurtiçinde hem de yurtdışında zayıflatan birçok mesele var. Türkiye’nin Suriye’deki askeri müdahalesi bir çıkmaza girdi, ufukta ne geri çekilmeye dair ne de bir zafere dair belirti var. Daha önceleri AKP’nin elindeki kuvvetli kartı olan ekonomi, beklenmedik bir şekilde güçsüzleşerek partinin Aşil topuğu haline geldi –Türk lirası dramatik bir şekilde değer kaybederken, toplumun alım gücü gitgide azalıyor.

Son olarak, hukuk sisteminin güvenilirliğinin yıpranmasından, Erdoğan’ı destekleyenler bile şikayet ediyor. Yeni yapılan bir anket Türk vatandaşlarının % 97’sinin hukuk sistemine güvenmediğini ortaya koydu.

Erdoğan’ın iktidarda olduğu 16 yıl içerisinde, ilk defa bu seçimler siyasi açıdan bir anlam taşıyor olabilir.  Fakat seçimlerin OHAL durumu altında yapılıyor olması çok önemli bir gerçek, ve ister istemez özgür ve adil bir seçim için ideal olmayan şartlara işaret ediyor.

Türkiye kısa süre önce, uluslararası endekslerde “özgür olmayan” kategorisine indirgendi. Hükümet medyayı daha sıkı kontrolü altına aldıkça, muhalafet kampanyaları da daha fazla baskı altına giriyor. Bu durum, ülkenin basın özgürlüğü oranlarınının 180 ulusluk bir listede 157. sıraya indirgenmesine yol açtı.

Erdoğan, tüm karizması ve elinin altındaki devlet olanaklarıyla rakiplerini engelleyip, son 16 yıldır tek gerçek aday olmanın keyfini surdü. Ancak muhalefet partileri erken seçim çağrısıyla yeniden canlanmış gibi görünüyor. Türk lidere meydan okuyacak adaylar çıkarıyorlar.

CHP’den 15 milletvekilinin beklenmedik bir şekilde İyi Parti’ye transferi kartların tekrar dağıtılmasına sebep oldu. Bu iki parti, eğer HDP’yle beraber hareket ederse, Erdoğan’ın AKP’sini zorlayabilir.

Deneyimli bir kadın siyasetçi olan Meral Akşener liderliğinde merkezdeki İyi Parti’nin, şimdi tam hız savaşa katılma şansı ve AKP’nin Meclis’te büyük çoğunluk kazanmasını azaltma olasılığı var.

Türkiye için zorlu zamanlar olan 1990’ların ortasında İçişleri Bakanı olarak görev yapan Akşener, Erdoğan’la ciddi bir dövüşe girmeye hazır gözüküyor. Millyetçi geçmişine rağmen ılımlı tutumuyla, kendisini pragmatik bir seçenek olarak konumlandırdı ve Erdoğan tarafından politik spekrtrum içerisinde merkezde yaratılan boşluğu doldurdu.

Kapsayıcı bir söylemle Akşener, hem laik ve islam-yanlısı milliyetçilerle hem de orta muhafazakar, sosyal demokrat ve bazı Kürtlerle konuşabiliyor. Hatırısayılır seviyede Türk vatandaşına göre Akşener, eski cumhurbaşkanı ve Erdoğan’ın uzun sureli yoldaşı olan Abdullah Gül’de olmayan kararlılığa sahip. Gül, Genelkurmay Başkanı’ndan gelen baskı söylentileri sebebiyle adaylıktan çekilmişti.

Ana muhalefet partisi CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu geri çekilerek, mecliste Erdoğan’a karşı sesi çıkan bir milletvekili olan Muharrem İnce’yi aday gösterdi. Akşener gibi İnce de, laik seçmen tabana ulaşabildiği gibi, kararlılığa ve bir savaşçının içgüdülerine sahip. Ayrıca toplumu ayağa kaldırabiliyor, ama aşırı laik millyetçiliği sebebiyle Kürtler ve muhafazakarları kaybetme riski var.

İnce’nin iki aşamalı bir stratejiye ihtiyacı var: İlk aşamada, seçimin ikinci turuna geçebilmek için, muhalefet oylarının en büyük dilimini alması gerekli. İkinci aşamada ise, muhalefeti Erdoğan’a karşı birleştirebilmesi için kapsayıcı ve esnek olması gerekiyor. Bunu yapabilmesi için Kürtleri ve ılımlı muhafazarkarları, politikalarıyla haklarından mahrum edildiklerine ikna etmesi gerekli.

Erdoğan’ın artan milliyetçiliği Kürtleri hükümetten uzaklaştırdı, ve Kürtler tüm oyların % 10’undan fazlasını oluşturuyor. Eğer ilk turda net bir galip olmazsa, ikinci turun kazananını Kürt oyları belirleyecek.

Kürt yanlısı solcu parti HDP’nin tutuklu lideri Selahattin Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki bir başka aday. İkinci tura geçmesi neredeyse imkansız olsa da, Demirtaş ve partisi seçimlerde kritik bir rol oynuyor. Eğer HDP % 10’luk barajı geçemezse Erdoğan’ın AKP’si, meclisteki baskın rolünü devam ettirecek büyük çoğunluğu elde etmiş olacak.

Seçimin ilk turunda her partinin destekçisi kendi adayı için oy kullanacak. Herhangi bir tanesinin cumhurbaşkanlığı için gereken % 50 + 1’lik çoğunluğa ulaşması pek mümkün değil, tabii hiç seçim hilesi olmaması kaydıyla.

İki ana muhalefet adayı İnce ve Akşener, eğer diğer daha çok oy kazanırsa, ona tam destek vereceklerini açıkça belirtti. Şeffaf bir uzlaşma, dikkatle yürütülen bir kampanya ve stratejik liderlikle muhalefet partileri, ikinci turda Erdoğan karşıtı bir koalisyon için bir araya gelebilir.

Din istismarından farklı gruplar ve bireylerin birlikte varolmasına ve bölgesel sorunlara barışçıl çözüm önerilerine kadar geniş bir sorunlar silsilesini ele almak durumundalar.

Yokuş aşağı giden ekonomiyle, sosyal kutuplaşma ve uluslararası izolasyonla ilgili ikna edici bir söylem, bir sonraki kazanan için iyi bir zemin oluşturabilir aslında.

Sağlam ama ılımlı ve esnek bir söylemle muhalefet adayları Alevi azınlığı, Kürt azınlığı, Türk milliyetçileri, sosyal demokratları ve ılımlı muhafazakarları, pragmatik bir rasayonellik ve karizmatik liderlikle bir araya getireblirler.

Yine de eğer muhalefet bunu yapmayı başaramazsa ve Erdoğan bir seçimi daha kazanırsa, Türkiye’de liberal demokrasi umudu uzun bir süre rafa kalkacak.

http://theconversation.com/can-turkeys-opposition-unite-and-challenge-power-hungry-erdogan-95461