Vartan Estukyan
Haz 06 2018

Türkiyeli Ermeniler seçim güvenliği konusunda endişeli

Türkiye toplumu uzun bir süredir, yaklaşan genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin heyecanını yaşıyor. Hemen her gün parti başkanları ve cumhurbaşkanı adayları, yaptıkları mitinglerle halkın karşısına çıkıyor.

Son olarak tutuklu bulunan HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş da eşi Başak Demirtaş’ın telefonu aracılığıyla bir seçim konuşması yaptı ve ilk kez kendi sesiyle halka hitap etti.

Tıpkı geçen genel seçimlerde olduğu gibi bu seçimde de üç parti, listelerinde Ermeni milletvekili adayı gösterdi. Geçen dönem Meclis’te yer alan AK Parti Milletvekili Markar Esayan, bu yıl da aynı partiden İstanbul 2. Bölge Milletvekili Adayı olarak gösterildi.

HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, bu yıl partinin Diyarbakır aday listesinde kendisine yer buldu.

Bu seçimlerde Ermeni milletvekili konusunda en büyük sürpriz, geçen dönem CHP’den İstanbul 2. bölgeden milletvekili seçilen Selina Doğan’ın listede yer almaması oldu.

Meral Akşener başkanlığında seçime ilk kez katılacak olan İYİ Parti’nin kurucuları arasında yer alan Elmas Giragos ise, İstanbul 3. Bölge 8. sıradan aday gösterildi. Yaklaşan seçimleri, partilerin ve cumhurbaşkanı adaylarının vaatlerini İstanbullu Ermenilerle konuştuk.

Yerevan Devlet Üniversitesi’nde Ermeni Dili ve Edebiyatı bölümündeki eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönen Sevan Değirmenciyan, bir süre Pangaltı Mıhitaryan Lisesi’nde Ermenice dersi verdi, şimdilerde ise Hrant Dink Vakfı’nın ev sahipliğinde Ermenice özel ders veriyor.

İstanbul Ermeni toplumunda muhalif bir profile sahip olan Değirmenciyan, gelecek seçimler için umutlu değil:

“Bugün itibariyle, 25 Haziran sabahına uyanacağımız Türkiye’ye karşı beslediğim endişe artmakta.”

AK Parti hükümetinin kendini tükettiğini düşünen Değirmenciyan, “Öyle ki, propaganda yaparken dahi savruk bir tablo ortaya koyuyorlar” diyor.

Uzman eğitimci, iki seçimin de ayrı ayrı ele alınması gerektiğine vurgu yaparak, cumhurbaşkanlığı sisteminin ilk seçimde sekteye uğrayabileceği ihtimaline değiniyor:

“Öncelikle tek bir seçimmiş yanılgısından kurtulup iki ayrı seçime odaklanmamız gerekir. Öngörüm, cumhurbaşkanı ve parlamento seçimlerinin farklı sonuçlar doğuracağı yönünde. Belki de sorunsuz ve ivedi çözüm odaklı olarak tanıtılan cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi daha ilk seçimde tıkanma yaşayıp çok daha vahim sonuçlar doğuracak. Hal böyleyken acaba yeni bir 7 Haziran faciası yaşar mıyız diye düşünmeden edemiyorum doğrusu.”

Değirmenciyan, 16 yıldır iktidarda olan AK Parti’nin ‘her ne kadar yıpranmış olsa da güç odaklarını kolay kolay terk etmeyeceğini’ düşünüyor:

“Kendi demokrasi tanımı olan sandığı dahi tanımayacaktır kanımca.”

Seçim vaatleri hakkında da değerlendirmelerde bulunan Sevan Değirmenciyan, vaatleri, ‘yıpranmış bir ülkeyi ‘eski, mutlu’ günlerine döndürmek’ olarak nitelendiriyor:

“Bu tabii ki başlı başına yeterli olamaz. Vaatler, ülkenin fabrika ayarlarına dönmesi yönünde olmamalı. Demokratik, çoğulcu, çevreci, doğal kaynakların tüketilmemesi, aksine yok edilenin yeniden inşası, Avrupa Birliği hedefinin yeniden canlandırılması, adaletin yeniden tesisi, güçler ayrılığının oluşturulması, yerel yönetimlerin kuvvetlenmesi, toplumda kadının yerinin ön plana çıkarılıp eril dilden arınılması, sanata ve sanatçıya verilen önemin arttırılması, tarihi eserlere saygının artması, kurumsallaşan cehaletin önüne bir an önce geçip, nicelik değil niteliğin önemine vurgunun yapılması, tekçi anlayıştan kurtuluşun gerçekleşmesi, Türkiye halklarının anadilde eğitim, vakıflar, patriklik seçimi, tüzel kişilik ve benzer sorunlarının çözümü aklıma gelen başlıca konular...”

Sevan Değirmenciyan
Sevan Değirmenciyan

 

24 Haziran’da yapılacak olan genel seçimlerin belki de en sürpriz ismi, merkez sağ parti olan İYİ Parti’nin kurucuları arasındaki Elmas Giragos. İstanbul üçüncü bölgeden milletvekili adayı gösterilen Giragos, daha önce de MHP’nin ilçe teşkilatlarında aktif rol üstleniyordu.

2014’te Agos’a verdiği söyleşide “Kiliseye giderim, Allah’ımı bilirim, MHP’liyim” diyen Giragos’un seçilip seçilemeyeceği belirsizliğini korusa da, Sevan Değirmenciyan’a göre ‘Türkiye’deki farklı kesimlerden ve halklardan milletvekili adayları göstermeleri tabii ki sevindirici’:

“Sesleri en az duyulan kesimlerin temsiliyeti gerekli. Yanlış bilmiyorsam HDP, AKP ve İYİ Parti listelerinde Ermeni milletvekili adayları var.”

Değirmenciyan, geçen dönem Selina Doğan’ın başarılı bir performans sergilemesine rağmen CHP’nin bu seçimde Ermeni vekil aday göstermemesine ise tepkili:

“Tabii ki iktidara öykünen bir parti için bu çok üzücü… Parti içindeki muhaliflerin Ermeni bir vekilden duydukları rahatsızlık su yüzüne çıkmış belki de…”

AK Parti’nin Ermeni milletvekili adayı Markar Esayan ile ilgili sorduğumuz soruya ise Değirmenciyan, şu yanıtı veriyor:

“Desteklemediğin bir futbol takımında eğer bir Ermeni oynuyorsa gönlün ister istemez oraya kayabilir…

Fakat konu demokrasi ve insan hakları olunca aynı içgüdüyle davranamıyor insan.

Adalet sistemini altüst eden, hapishaneleri gazetecilerle dolduran, özgür basının sesini kısan, insan hakları söz konusu olduğunda başını kuma gören, 70 bin ancak kalmış Ermeni cemaatinin yönetim merkezi olan patrikhaneyi seçimlere izin vermeyip fiili bir kayyumla yöneten iktidar partisi isterse 10 tane Ermeni’yi milletvekili adayı göstersin, ne yazar?

Gönlümüz tabii ki demokrasi ve özgürlüklerden yana olacaktır…”

Cumhurbaşkanı adaylarının eşit şartlarda seçime hazırlanamadıklarını da vurgulayan eğitimci, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın tutuksuz yargılanabilecekken hapiste olduğunu hatırlatıyor:

“Şu aşamada dahi çoğu parti ve cumhurbaşkanı adayı seçim çalışmalarını diğerleriyle eşit şartlarda yürütemiyor. Cumhurbaşkanı ve iktidar partisi devletin imkânlarını hoyratça kullanmakta, seçim kanunundaki son değişiklikler basına adaylara eşit şartlar sunmadıklarından dolayı YSK tarafından verilebilecek cezaların önünü de kesmiş.”

Değirmenciyan, sandık güvenliğinin sağlanması konusunda da endişeli:

“Referandumda yaşanan mühürsüz oy pusulası vakası veya 7 Haziran seçim sonuçlarının beğenilmemesi neticesinde 1 Kasım’da tekrarlatılması, önümüzdeki seçimlerin sonuçlarını gölgelemeye yeterli sanırım. Sandık güvenliğine gelmeden bile seçimin adil olacağını düşünmek için sebep yok. Seçim günü ne olur, seçim sonucuna göre bugünlerde dillendirilen Kandil’e operasyon yapılıp savaş politikaları sonucunda olası ikinci tur ertelenir ve iptal edilebilir mi? Sanırım hep beraber yaşayıp göreceğiz.”

Uzun süre Kapalıçarşı’da kuyumculuk yapan Hraç Arslanyan, mevcut hükümetin ve cumhurbaşkanının vaatlerini, ‘aslında 16 yıldır yapılması gerekirdi’ diye yorumluyor ve ekliyor:

“Bir kısmı ise genç cumhuriyet kurulduğundan beri yapılmalıydı, örneğin toplumsal barışı ve morali tekrar sağlamak.”

Hraç Arslanyan
Hraç Arslanyan

Halihazırda güçlü bir cumhurbaşkanı olduğunu belirten Hraç Arslanyan, “Muhalefet, özellikle de basının eli kolu bağlı gözüküyor” diyor.

İstanbul Kuyumcular Odası Yönetim Kurulu Üyesi olan Arslanyan’ın seçimlere dair en büyük endişesi ise sandıkların taşınması ve damgasız zarfların geçerli sayılması. Arslanyan, adil seçim çağrısını ise şu sözlerle ifade ediyor:

“Trafoya kedi kaçması artık demode oldu ama yaratıcı bir coğrafyadayız, yine de umarım adil bir seçim yaşarız.”

İstanbul Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde yüksek lisans eğitimine devam eden Narod Avcı, HDP’nin barajı geçmesinin önemine değiniyor:

“Barajın durumuna göre birçok şeyin değişeceğine inanıyorum, eğer aşamaz ise yüzde 9-12 arası bir grubun temsiliyet hakkı gider ama şayet aşarsa, mecliste daha fazla insanın temsil edilmesi (sadece HDP seçmeni değil) mümkün olur.”

Narod Avcı
Narod Avcı

Avcı, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ise AK Parti’nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP’nin adayı Muharrem İnce arasında geçeceği kanaatinde.

Narod Avcı, 16 Nisan 2017’deki referandumun tartışılan sonuçlarını hatırlatarak, 24 Haziran’daki seçimlerde de benzeri bir durumun yaşanması halinde seçimin ne kadar adil yapıldığı konusunda şüphe duyacağını ifade ediyor.

Partilerin seçim vaatlerine de değinen Avcı, vaatlerin yanı sıra kullanılan dilin de önemine değindi:

“Vaatler elbette çok önemli ama bence bir o kadar önemli olan, siyasilerin bu vaatleri sunarken kullandıkları dil. Bununla birlikte tabii ki vaatler yeterli değil çünkü iyileştirilmesi gereken çok fazla problemimiz var. Ekolojiden kadın haklarına, LGBTİ bireylerin haklarından işçi cinayetlerine o kadar çok sorun var ki, bunlara yönelik ortada bir vaat varsa, partilerin bünyesinde daha önce yapılmış çalışmalar benim için vaatlerin samimiyetini belirliyor.”

Üç partinin Ermeni milletvekili adayı göstermesinin önemine vurgu yapan Avcı, partilerin sadece Ermeni değil, diğer azınlıklardan da aday göstermesi gerektiğini hatırlatıyor. Avcı, diğer azınlıklardan vekillerin Meclis’te yer almasının önemini ise şöyle özetliyor:

“Temsiliyet hakkı elbette çok önemli ve eğer vekiller toplumun meclise taşıyamayacağı sorunları dillendirip, çözüm odaklı çalışmalar yapıyorsa, sayılarının artması, birçok partiden aday gösterilmeleri elbette çok anlamlı. Özellikle Ermeni, Yahudi, Rum, Süryani, Keldani vekillerin mecliste yer almasının, Müslüman olmayan azınlıkların sorunlarının doğrudan partilerin bünyesinde ve mecliste konuşuluyor olmasının Türkiye’de yaşayan biz diğer halklar için çok değerli olduğunu düşünüyorum.”

Türkiye’deki Ermeni toplumunun tanınan isimlerinden editör Sevan Ataoğlu ise, seçimlerden önceki son 15 günün önemine değiniyor:

“Eğer son 15 günde siyasi ve ekonomik manipülasyonlar yaşanmazsa cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalacağını, HDP’nin barajı aşacağını, Cumhur İttifakı’nın ise çatırdayacağını düşünüyorum.”

Sevan Ataoğlu
Sevan Ataoğlu

Demirtaş’ın görüşlerini benimsediğini ifade eden Ataoğlu, HDP’nin cumhurbaşkanı adayının vaat ve değerlendirmelerde bulunmasının engellenmesini, vatandaşlık hakkının ihlali olarak değerlendiriyor:

“Daha önceki seçimlerden edindiğim tecrübeye göre gelecek seçimlerin adil geçeceğini düşünmüyorum.”