Figen Gunes
Ara 30 2017

Ermenisiz şehrin Ermeni sanatçısı: Yervant Bostancı

Diyarbakır- Bir zamanlar Güneydoğu Anadolu’nun tarihi metropolü olan Diyarbakır, zengin çeşitlilikte topluluklarıyla bir şehirde farklı etnik topluluklar arayanlara birçok renk sunuyordu. 

Ancak bugün kentin çok kültürlü tarihi kesimi büyük oranda yıkıma uğradı ve sadece orada yaşayanların anılarında kaldı.

Etnik olarak Ermeni olan udi Yervant Bostancı bunlardan biri. 1976’da Diyarbakır’da düğünlerde enstrüman çalarak sanatına mütevazi bir başlangıç yaptı. Ardından 1992’ye kadar İstanbul’da şansını denedi ama Ermenice şarkı söylediği için tehdit edildiğinden dolayı Birleşik Devletler’e gitti.

 

ermeni udi yetvart bostancı

 

Bugün kendi ismiyle yayınlanmış çok sayıda albüme sahip uluslararası bir sanatçı olarak Diyarbakır’da. Kentin her yanına sinen savaş sonrası ağırlığa rağmen Diyarbakır’da kalmak istiyor.

Bostancı, Cemil Paşa Konağı’nın arkasındaki eski Diyarbakır evinin siyah bazalt taş duvarlarına bakarak yüksek sesle Ahmed Arif’in “Terketmedi sevdan beni, aç kaldım, susuz kaldım” dizelerini okuyor. 

Eski kapı tokmaklarına dokunuyor, avludaki havuzun kenarına oturup gözleri dolarak “Ben Sur’un Gavur Mahallesi’nden gelmeyim ama artık oradan geriye hiçbir şey kalmamış” diyor.

Birleşik Devletler’de geçirdiği 21 yılın ardından 2013’te geri döndüğünde Türkiye’nin güneydoğusundaki çatışmalar durmuş, hükümet ile PKK liderleri arasındaki görüşmeler insanlara umut vermişti. 

Ama Bostancı’nın ülkeye dönmesinden kısa süre sonra doğduğu yerin yakınındaki sert çatışmalar başladı.

Dengesiz ve siyaseten bölünmüş atmosferin sanatının üzerindeki etkisini “ABD’de 50’den fazla beste yaptım ama buraya yerleştiğimden beri üretmekte sıkıntı çekiyorum. Burada bir tek şiir bile yazmadım” diye anlatıyor. 

Şehirdeki çatışmalar sırasında, yaklaşık bir yıl boyunca zamanının çoğunu evde geçirmiş. “Dört duvar arasına sıkıştırıldığımız zorlu günlerde ruhumuzu müzikle arındırabiliriz” diyor ve derin düşüncelere dalıyor.

Üretememesine neden olan etkenlerden biri de bugünün Diyarbakır’ındaki Ermeni toplumunun eksikliği. 

Etnik azınlıktan ailelerin şehirden ayrılmasının ardından canlılık da yavaş yavaş azalmış. 
“Ermeni toplumunun son üyeleri de 1976’da ayrıldı. Sadece bir avuç insan kaldı.

Kilisemiz Surp Giragos tek sosyalleşme alanımızdı ama o da bugün kapalı bir şekilde restore edilmeyi bekliyor. Bestelerim için Los Angeles’ta eski toprak Ermenilerle çok zaman geçirdim. Onlar zengin sözlü tarih kaynakları ama hiçbiri kalmadı” diyor üzüntü içinde.

Bostancı, şehre döndükten sonraki ilk günlerinde Orta Doğu’nun en büyük Ermeni kilisesi olan Surp Giragos’ta sosyal etkinliklerin düzenlenmesine yardımcı olmuş: 

“İlk günlerde aralarında Müslümanlaştırılmış Ermenilerin de olduğu 15-20 kişi geldi. Onların hikayelerini dinledim. Ama sonra her şey karıştı ve savaş başladı. Yanımda Diyarbakır’da toplanmış şarkılara ilişkin kitaplar var ama o şarkıları yeniden yapabilmem için ihtiyacım olan hikayelerle köprüyü kurabilecek kimse kalmadı.”

ABD’deki müziği ve ünü nedeniyle eski Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Bostancı’yı ülkesine geri dönmeye davet etmişti. Duvarları Sur fotoğraflarıyla dolu olan Los Angeles’taki stüdyosunu bırakarak Diyarbakır Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’na katıldı. Koronun tarihindeki ilk Ermeni olan Bostancı Türkçe, Kürtçe ve Ermenice şarkılar söylüyor.