Taner Akçam: 'Kürtlerin talepleri ile Ermenilerin 1878 ve sonrasında istediği haklar aynıdır'

ABD'de Biden yönetimi, 24 Nisan'da Ermeni soykırımını tanıma sinyalleri verirken, Clark Üniversitesi Tarih Bölümü Holokost ve Soykırım Çalışmaları Merkezi’nde öğretim görevlisi Taner Akçam'ın yeni yayımlanan 'Ermeni Soykırımı’nın Kısa Bir Tarihi' kitabı da soykırıma dair yeni bir makro perspektif sunuyor.

Dersimiz Tarih'in konuğu olan Akçam, kitabın bugüne kadar soykırım konusunda söylenenlerin bir özeti olduğunu belirtti. Akçam, 1850'lerden itibaren başlayan sürecin nasıl anlaşılması gerektiğine dair kitapta bir perspektif sunduğunu ve Ermeni Soykırımı'nın 1878-1923 dönemini kapsayan bir süreç olarak alınması gerektiğini ifade etti.

Akçam, "Ermeni Soykırımı’nı 1878 Berlin Antlaşması ile başlatıp 1923 Lozan Antlaşması’yla tamamlanmış bir süreç olarak kavramak gerekir" yorumunu yaptı. 

Akçam'ın açıklamalarının satır başları şöyle:

"Ermenilerin imha edilmesine yönelik ilk karar 1 Aralık 1914'te alınmıştır ve Bitlis, Van illerine ilişkindir. Karara ilişkin Osmanlı belgesini de açıklıyorum. Ermenilerin ülke sathında imha edilmesine ilişkin İttihat ve Terakki kararının Mart 1915 başında olduğunu söylüyorum. Bunlar oldukça yeni bilgilerdir.

Kürtlerin bugün istedikleri ile Ermenilerin 1878 ve sonrasında istediği haklar aynıdır. İki önemli boyutu var. Biri sosyal reforma, ikincisi politik eşitliğe ilişkin boyutları vardır. Kürtlerin en büyük talebi Türklerle eşit koşullarda bir arada yaşamak. 1880'lerde, Müslüman topluluk Hıristiyanlarla bir arada yaşamak istemiyordu. 

Hıristiyanların en büyük problemi, eşit ve eşdeğer yaşamak ve devlet organlarında Hıristiyan olarak temsil edilmekti. Bugün Kürtler de eşit ve eşdeğer koşullarda Türklerle yaşamak istiyor. Bugün, Türklerin çoğunluğu Kürtlerle eşit ve eşdeğer koşullarda bir arada yaşamak istemiyor. 

Türklerde bu yönde yoğun bir istek olsaydı, Kürt sorununun çözümünde büyük bir adım atılırdı. Şu anda Kürtlerin iki temel problemi olduğunu söyleyebilirim. Birincisi, kanunlardaki eşitsizlik, ikincisi kültürel olarak dillerini de kullanamıyor olmalarıyla paralel biçimde, Batı'daki Türk çoğunluğun açık biçimde Kürtlerle bir arada eşit biçimde yaşamak istediklerine dair eğilim içine girmemiş olmalarıdır."