uygar gültekin
Ara 13 2017

Laik devlet sessizliğini koruyor: Ermeniler Patriği’ni seçemiyor

Türkiye’de hükümetlerin süregelen geleneklerinden birisi gayrimüslimlerin din işlerine karışmaktır. Gayrimüslimlerin dini hayatlarını sürdürebilmesi Lozan’la güvence altına alınmış haklardan biri. Şimdilerde Ermeni toplumu patrik seçmeye çalışıyor. Normal şartlarda 10 Aralık'ta Ermeni toplumu patrik seçimini yapıyor olmalıydı. Ancak devlet geçmişte olduğu gibi yine seçim sürecinin tam göbeğinde. Halen seçimin yapılması için gerekli adımları atmış değil. Ermeni toplumu patrik seçemiyor.

Türkiye'de Ermeni Patrikhanesi, hâlihazırda ibadete açık kırk iki kilisesi, yüzlerce ibadete kapalı, yıkık kilisesi ve onlarca kentte cemaati olan bir patrikhane.

Onlarca din görevlisinin çalıştığı, yüzlerce dini tören düzenleyen, düğün, cenaze ve vaftizlerle Ermeni cemaatinin en hayati damarı.

Karekin Bekçiyan
Karekin Bekçiyan: Ermeni Patrikhanesini seçime götürmekle görevli. Patrik adayı.

Türkiye’deki Ermeni toplumunun nasıl patrik seçimi yapacağına ilişkin hali hazırda bir yasal düzenleme yok. Zaten Ermeni patrikhanesinin tüzel bir kişiliği de yok. Yasal düzenleme olmadığı için gelenekler esas alınarak seçim yapılabiliyor.

Geleneklere göre, görev yapan patriğin istifa etmesi veya ölümü üzerine yeni patrik seçimi yapılabiliyor. Seçim kararı Ermeni Patrikhanesi’nin Ruhani Meclisi tarafından alınıyor.

Ruhaniler kendi aralarında bir seçim yaparak seçim sürecine kadar işleri yürütmek için bir din adamını görevlendiriyor. Bununla birlikte sivillerden oluşan bir heyet seçiliyor ve bu heyet seçimlerle ilgili çalışmaları yürütüyor. Seçim tarihini belirliyor.

Ermeni toplumunda patrik seçimi iki aşamada yapılıyor. Önce cemaat mensupları delegeleri seçiyor, delegeler ise yeni patriği seçiyor. Yani en yüksek rütbeli din görevlisinin kim olacağına siviller karar veriyor.

Cumhuriyet dönemi boyunca yapılan dört patrik seçimi var. Bu seçimlerin tamamına, İstanbul Valiliği eliyle müdahale edilmiş, ya seçim tarihleri ya da seçim kuralları değiştirilmiş. Laik devlet, Ermeni kilisesinin usul ve esaslarını, Ermeni kilisesinden daha iyi bildiğini her seferinde hatırlatmış.

Ermeni toplumu şimdilerde yine patrik seçimi yapmaya çalışıyor. Yine işler karışmış durumda. Türkiye Ermenileri Patriği Mesrop Mutafyan, 1998 yılında yine devletin sıkça müdahale ettiği bir seçim süreci sonrasında patrik seçildi.

2008 yılında ise rahatsızlandı ve görevlerini yerine getiremez duruma geldi. Geleneklerde olamayan ve daha önce karşılaşılmayan bir durumla karşı karşıya kalındı. Patrik ölmüş veya istifa etmiş değil.

Ermeni Patrikhanesi, patrik görevini yürütemediği için seçim yapmak talebiyle İstanbul Valiliği'ne başvuruda bulundu. Ancak Valilik, kilise geleneklerini referansla ‘Patrik ölmedi’,  ‘Patrik makamı boş değil’ gibi gerekçelerle seçim yapılmasına izin vermedi.

Patrik seçimi yapmak isteyen Ermeni toplumuna “Patrik genel vekili” seçin diye yeni bir uygulama önerdi. Ermeni Patrikhanesi, Ermeni toplumunun sivil temsilcilerinin tepkilerine rağmen bu öneriyi kabul ederek Patrik Genel Vekili seçti.

Aram Ateşyan
Aram Ateşyan: Yaklaşık 8 yıldır Patrik Genel Vekili olarak görev yapıyordu. Seçim yapılması için vekillik görevine son verildi. Patrik adayı.

Ancak Ermeni toplumunda tartışmalar bitmedi. Patrik seçimi yapılması yönünde talepler sık sık dile getirildi. Patrikhane önünde, kilise kapılarında eylemler  yapıldı.  

Valiliğin patrik seçim yapılmasına izin vermeyen uygulaması için yargı süreçleri başlatıldı. Ancak sonuç alınamadı. Ancak Patrikhane uzun yıllar bu taleplere kulaklarını kapattı. Tepkilerin artması üzerine Patrikhane, Patrik makamının boş olduğuna dair karar alarak seçim sürecini başlattı.

Daha önce yapıldığı gibi, geleneklere uygun olarak, 15 Mart 2017’de seçim sürecini yürütmek için ruhani temsilci seçimi yapıldı. Ancak seçim sonucu açıklanır açıklanmaz, ardan saatler dahi geçmemişken, Valilik seçimi ‘uygun bulmadığına’ dair Patrikhaneye bir yazı iletti.

Seçim süreci bu yazıyla sekteye uğradı. Ermeni toplumu yine uzun ve tartışmalı bir dönemin içine girdi. Hükümet seçim için referandum sonrasının beklenmesi gerektiğini resmi olmayan yollarla Ermeni toplumu temsilcilerine iletti.

Referandum sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Nisan dolayısıyla yayınladığı mesajında “Patrik seçiminin en kısa sürede yapılamasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.

Mesajın ardından, Ermeni toplumu yine yoğun tartışmalardan sonra, patrik seçim sürecinin kaldığı yerden devam etmesine karar verildi. Seçim sürecini yürütecek olan sivil heyet (Müteşebbis Heyet)  seçimi yapıldı, heyet çalışmalarına başladı. Seçim tarihi olarak 10 ve 13 Aralık seçim tarihleri olarak belirlendi. İstanbul Valiliğine başvuru yapıldı.

Daha önce yapılan seçimlerde, seçimin nasıl yapılacağına dair İçişleri Bakanlığı'ndan ‘Seçim talimatnamesi’ gönderilmiş ve seçimler buna göre yapılmıştı. Kimlerin aday olacağı, kimlerin oy kullanabileceği, seçimin ne zaman yapılacağı bu talimatnameye göre yapıldı.

Bu talimatname, 1961 seçiminde, Ermeni Patrikhanesi’nde seçim sürecinin tıkanması üzerine, bir kereye mahsus olmak üzere çıkartılmış ancak sonraki seçimlerde de uygulanır oldu.

Valilik başvurusunun ardından halen seçim talimatnamesi yayınlanmış değil.

İstanbul Valiliği, yine resmi olmayan yollardan, ‘seçim sürecini yürütecek olan sivil heyetin beğenilmediği’ mesajları iletiyor. Ancak resmi olarak yapılan yazışmalara, resmi yollardan verilen bir yanıt yok.

Ermeni toplumu, sivil ve ruhani temsilcileri aracılığıyla görüşmelerini sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya mektuplar yazılıyor, Valilikle görüşülmeye çalışıyor. Ankara’da temaslarda bulunuyor. Ancak henüz bir atılabilmiş değil.

Türkiye’de yaşayan en büyük Hıristiyan toplumlarından biri olan Ermeniler, kendi ruhani temsilcisini halen seçemiyor. Neden seçim yapılamadığı konusunda bir netlik de söz konusu değil.

Hiçbir resmi yazı bildirilmiş değil. Yasak da yok. Seçime izin de verilmiyor. Bundan sonra ne olacağı konusunda ise belirsizlik hakim.

Ruhani kurul
Ruhaniler Genel Meclisi: Ermeni Patrikhanesinin en yüksek karar organı.

Ermeni toplumunu seçim sürecine hazırlayacak olan sivil heyetin basın sözcüsü avukat Sebu Aslangil, yaşanan tıkanmanın temelinde yazılı bir mevzuatın olmadığına bağlıyor.

Sebu Aslangil
Sebu Aslangil

Aslangil, 1998 Patrik seçim sürecinde de seçim sürecini yürüten heyetin içinde yer alıyordu. Seçim süreçleri ve devlet müdahaleleri konusunda deneyimli bir isim. Aslangil, devletin şimdiye kadar hiçbir seçimin zamanında yaptırmadığına ve her seferinde kendi belirdiği tarihlerde yaptırdığını hatırlatıyor:

Devlete yazı yazılmasının bir zorunluluğu yok. Aslında yapılan başvuru bir izin başvurusu değil. Böyle bir başvuruya gerek de yok zaten. Ancak bir alışkanlık halini almış. Her seçim öncesinde devlete yazı yazılmış.

Aslında bu yazının amacı, seçimin yapılacağı yerleri, seçim tarihini bildirmek, devletin takvimiyle çakışmasını önlemek amacını taşıyor. Ama devlet, Ermeni toplumunun belirlediği tarihlerin hiçbirinde seçim yaptırmamıştır.

Aslangil, bu işin yazılı bir hukukunun olmadığını ve fili bir uygulamayla karşı karşıya kalındığını belirtiyor:

Devlet aslında herhangi bir kanunu ihlal etmiyor. Çünkü ortada bir kanun yok. Devlet tam olarak vatandaşın talebini karşılamamak gibi bir tavır içinde. Bu konu daha önce mahkemelere de taşındı. İdare Mahkemeleri başından saldı. Tam anlamıyla sorunu başından saldı. Konuya ilişkin Anayasa Mahkemesine yapılan bir başvuru da var. Onun da bir yandan sonuçlanmasını bekliyoruz.

Hazır 'Lozan ayarı' demişken, hazır dini özgülüklerden bahsetmişken, Anayasal güvenceler olmadığında, inanç hürriyetinin keyfiliğe bağlandığını ve yıllar geçse de bu keyfiliğin ortadan kalkmasının mümkün olmadığı görülüyor.