Eyl 06 2018

'Din yazarı' da dahil AKP medyasında 'Esad-Esed' polemiği

Yedi yıldır devam eden Suriye'deki iç savaşta, Rusya'nın desteğiyle de olsa savaşı kazanmış görünüyor.

İdlib'e gerçekleşecek rejim harekatıyla sürecin tamamlanması beklenirken, AKP medyası, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile dostken 'Esad' olan, düşman ilan edildiğinde 'Esed'e dönüşen Beşar Esad ile 'barış'ı tartışıyor.

Tartışmaya, AKP'nin tartışmalı politikalarını köşesinde yazdığı yazılar aracılığıyla dini açıdan meşrulaştırma misyonu üstlenen Hayrettin Karaman da katıldı.

Ancak, bu konudaki ilk yazıyı 4 Eylül'de, Sabah Gazetesi'ndeki köşesinde Mehmet Barlas yazdı. Barlas, AKP dış politikasında büyük bir kırılmaya denk gelse de, Türkiye'nin Beşar Esad'ın anayasa reformunu ve seçimleri yapmasını amaçlayan çalışmalarını desteklemesi gerektiğini yazdı.

Bu çıkışa cevap kabilinden bir yazı ile karşılık veren Hayrettin Karaman, Erdoğan'ın 'düşman' çizgisine sadakatini, "Hayrettin Karaman Esed ile Barışmak mı?" sorusundaki 'Esed' hitabı ile ortaya koyarken, barışmanın dini açıdan da hoşgörülmeyeceğini ima etti.

"Esed’in cinayetlerinin baş sorumlusu önce ABD, sonra Rusya ve diğer destekçileridir" diye yazan Karaman, Suriye halkının Esad'a karşı ayaklanmasını şu satırlarla övdü:

"...Suriye halkı yıllarca çektiği zulümden, baskıdan, bir Nusayrî azınlığın yönetime silahla el koyup bir daha bırakmamasından, ülkede servetin adil dağıtılmayıp yöneticiler ve destekçileri arasında paylaşılmasından… bıkıp usandığı, “artık yeter” demenin zamanı geldiğine karar verdiği için sokağa çıktı.

Sokağa çıktı da ne yaptı? Silah yok, terör yok, vurup kırma ve yağmalama yok… Bütün istedikleri adil bir seçimle halkın istediği kişilerin yönetime gelmesi ve zulmün sona ermesinden ibaret.

Buna karşı Esed’in ve ipini ellerinde tutanların yaptıkları silahsız insanları tutuklamak, işkence yapmak ve topluluklara ateş açarak öldürmek ve yaralamak oldu."

"Hukuk, ahlak, din ikincisini emrettiği için" Türkiye'nin Suriye halkının yanında olduğunu savunan Karaman, 'Esad ile barışılsın' çağrılarına şu satırlarla tepki gösterdi:

"Şu oldu, bu oldu, sonunda öyle bir noktaya geldik ki, bazı aklı başında kimseler bile “Türkiye’nin Suriye politikasını değiştirmesinin zamanı gelmiştir, Esed yönetimindeki Suriye ile doğrudan görüşmeler yaparak ilişkileri, bütün taraflar bakımından olabilecek en az zararla normalleştirmesi gerekiyor, aksi halde Türkiye de, muhalifler de daha büyük zararla ve daha çetin problemlerle karşılaşacaklardır” demeye başladılar.

Gemiyi kurtarabilmek için zalim kaptanla anlaşma noktasına geldik mi?"

Karar Gazetesi köşe yazarı Akif Beki ise, meseleye farklı bir bakış açısı getirdi ve "Bakalım Esad bizimle barışır mıymış!" diye sordu.

Barlas'ın yazısına atıfta bulunan Beki, çıkışını kinayeli bir biçimde 'ezberbozan' olarak tanımladıktan sonra, "Tersinden sonuç çıkartmaya can atacak Esadcıları bilmem söylemeye gerek var mı? Esad’dan bile önce Esad’ın zaferini ilan etmiş, zaten galibiyet cakası satmaya başlamışlardı" yorumunu yaptı ve ekledi:

"Esad’ın zaferi artık iktidar taraftarlarınca da kabul görüp teslim edildiğine göre... Esadcıların ‘yani bakalım Esad barışmaya yanaşacak mı’ tafrasını düşünün siz...

Ankara sanki sıraya girmiş dünden hazır da, top Esad’da. Acaba zatıalileri lütfedip Ankara’yla da barışacak mı, uzattığımız eli kanlı elleriyle sıkmaya hazır mı, bizi de dostları arasına tekrar kabul edecek mi?

Birilerinin ‘Ee barışın şartlarını kazanan taraf belirler, kuralları kimin koyacağı belli’ dediklerini duyar gibi değil misiniz?

Ankara’nın Şam rejimiyle barışıp barışmayacağına karar verme hakkı Esad’a geçti kafasına gün doğdu. Üste çıkmanın tadını çıkaradursun da İdlib tutuşuyor.

Rusya havadan, Esad güçleri karadan saldırıyı başlattı. Ateşkes gözlem üslerimizin etrafı ateş altında. Dört milyona yakın sivili barındıran İdlib’i, ‘terör yuvası’ olduğu gerekçesiyle vuruyorlar.

Yeni, tüyler ürpertecek, barbar bir katliam daha kapıda. Lafın gelişi değil, fiziken kapımızda.

Bazı haberlere göre anlaştılar, Şam rejimi YPG’yi de yanına aldı, İdlib üstüne birlikte yürüyorlar.

Yanlış anlaşılmasın, Esad’la masaya oturmayı anlarım. Kuru hamasetle, ateşli sloganlarla, esip savurmakla dış politika yürümez. Daha önce de kaç kez yazdım, şartlar Ankara’yı oraya sürükleyebilir. Ama Esad’ın şartlarında oturulmasını bekleyenleri anlayamam."