Can Teoman
Ara 28 2017

26 ülkeden et ithal ediyoruz

Bugünlerde moda oldu; Cumhurbaşkanı‘nın gittiği her yurtdışı gezisinde bir et anlaşması gündeme geliyor. Örneğin Erdoğan Eylül’den bu yana Polonya, Bosna, Sırbistan’a gitti, hepsinden et alım anlaşmaları imzalanarak dönüldü. Hatta açlıkla pençeleştiğini düşündüğümüzden yıllardır Kurban bağışı yaptığımız Sudan’dan bile, ‘Kilosu 4 dolara size en iyi eti veririz’ teklifi yaptı.

Deyim yerindeyse, Cumhurbaşkanı bugünlerde nereye gitse yanında etle dönüyor. Nedir bu et aşkı merak edip biraz araştırınca karşımıza şaşırtıcı sonuçlar çıktı. Mesela, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin 29 Kasım’da Meclis’te CHP’nin soru önergesine karşı ‘Ticari sır’ diye açıklamadığı bilgilere ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) yayınladığı rapordan ulaştık.

Türkiye’nin canlı ve karkas olarak et ve hayvan ithal ettiği ülke sayısının 26’ya çıktığını, bunlardan 11’inden doğrudan karkas, yani kesilmiş et ithal edildiğini öğrendik. 2018’de Türk halkının et iştahı artmasa bile ithalatın aynı hızla devam edeceğini ve ucuz et sorununun kısa vadede çözülecek bir problem olmadığını anladık.

Ayrıca artık ne kadar fark ediyor bilinmez, Türkiye’ye ihracat yapan yabancı firmaların, tüm dünyadan domuz da dahil et toplayan uluslar arası şirketler olduğunu gördük.

Biraz daha açalım ve öncelikle sorunun temeline bakalım. TÜİK verilerine göre Türkiye’de et üretimi önemli bir daralma içinde. TÜİK’in son açıkladığı Eylül sonu verilerine göre Türkiye’de yıllıklandırılmış kırmızı et üretimi bir önceki 4 çeyreğe göre yüzde 14.4 düştü. 1 milyon 245 bin tondan, 1 milyon 65 bin tona indi.

Bu da 80 milyonluk nüfusa bölündüğünde içeride üretilen kişibaşı kırmızı et miktarının yıllık 12.5 kilogram olduğunu gösteriyor. Oysa eski Tarım Bakanı Tarım Faruk Çelik, daha geçen yıl 2015 sonu et üretiminin 14.7 kilograma çıkmasıyla övünüyordu.

Tabii ülkemizde yaşayan milyonlarca göçmen ve 30 milyon turist bu rakama dahil değil. Onların tükettiği etler toplamın içinde var, ama kişibaşı et tüketimi hesaplarken bunları dahil edemediğimizi de hatırlatalım. Yani aslında kişi başı et üretimiz bu yüzden daha da düşük.

USDA’nın bu düşüşle ilgili önemli tespitleri var. Özetle şunları  söylüyor:

‘Türkiye’de kullanılan yemin yüzde 60-70’lik bölümü  ithal. Dövizdeki artış nedeniyle yem fiyatları da artıyor. Ayrıca akaryakıt fiyatındaki artış da maliyetleri yükseltiyor. Bu yüzden hayvanlar iyi beslenmeden kesime yollanıyor. Kesilen hayvan sayısı artsa bile et üretimi düşüyor.’

Yani Türkiye’de bir üretim eksikliği var ve ana sebep kurlardaki yükseliş. Buna karşın çarpıcı şekilde Türkiye’deki et üreticilerinin fiyatları reel olarak düşüyor. Ulusal Et Konseyi rakamlarına göre karkas dana ve kuzu etinin toptan fiyatı son bir yılda sırasıyla yüzde 5 ve yüzde 12.90 arttı.

Yıllık TÜFE’nin yüzde 12.98,  ÜFE’nin ise yüzde 17.30 olduğu düşünüldüğünde özellikle dana etinin fiyatında önemli bir reel düşüş var. Üretimdeki düşüşe göre fiyatların artmamasının nedeni ise kuşkusuz ithalat.

Piyasayı özetledikten sonra ithalat kısmına gelelim. Türkiye iki şekilde et ithalatı gerçekleştiriyor. Bunlardan birincisi canlı hayvan ithalatı. 2015 ve 2016’da hangi ülkeden ne kadar kasaplık hayvan ithal edildiği tabloda yer alıyor.

Kaynak: USDA-TÜİK
Kaynak: USDA-TÜİK

Görüldüğü üzere 2016 yılında kasaplık hayvan ithalatı yüzde 177’lik artışla 426 bine çıkmış durumda. 2017 verileri açıklanmadığı için bu yıl hangi ülkeden ne kadar canlı hayvan aldığımızı bilmiyoruz.

Ancak Hükümet Temmuz ayında Gümrük Vergilerini düşürerek, Et ve Süt Kurumu’na  (ESK) yıl sonuna kadar 500 bin büyükbaş hayvan, 475 bin küçükbaş alma izni çıkardı. Yani bu yıl canlı hayvan ithalatı 2 kattan fazla artıyor. Zaten , TÜİK’in dolar bazındaki toplam canlı hayvan ithalat rakamları  bir ipucu veriyor.

et rakamlar

 

Öte yandan artan ithalata rağmen Türkiye’deki canlı hayvan sayısında, önemli bir artış olmaması, özellikle de sığır sayısında 2015-2016’da düşüş görülmesi gelen hayvanların çoğunun hızla kesime gönderildiğini anlatıyor.

et rakamlar

Et ithalatında ikinci bölümünü ise doğrudan karkas alımı oluşturuyor.  Yani bugünlerde özellikle BİM ve A-101 marketlerinde görmeye başladığımız etler.

Dünya Yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın, Tarım Bakanı Eşref Fakıbaba’nın Bakanlar Kurulu’na yaptığı sunumdan aktardığı bilgilere göre Türkiye 3 Temmuz 2016 ile 20 Temmuz 2017 tarihleri arasında 41 bin ton karkas et ithalatı yaptı. 20 Temmuz–31 Aralık 2017 tarihleri arasında 66 bin ton karkas et ithalatı yapacak. İthalat 2018’de de sürecek. ESK’ya 1 Ocak-31 Mayıs 2018 döneminde 51 bin ton karkas et ithal edilmesi planlandı.

Tabii bunlar ESK’nbın ithal ettiği rakamlar. Ayrıca ithal karkasta vergi oranı bu yıl özel sektör için de yüzde 135’ten yüzde 40’a indirildi ve bu 2018 sonuna kadar sürecek. Zaten bu yüzden, ESK’nın resmi ithalatı olmadığı halde Gürcistan ve Irak, Gümrük Bakanı Bülent Tüfenkçi’nin verdiği bilgilere göre karkas ithalatında üst sıralarda yer alıyor. Bu iki ülkeden de eti özel sektör alıyor.

ESK ise Tarım Bakanlığı’nın  raporlarına göre Belçika, Fransa, Polonya, Romanya, Letonya, İspanya ve Macaristan’dan karkas et getirtiyor. Bunlara son olarak Cumhurbaşkanı’nın ziyaret ettiği Bosna Hersek ve Sırbistan’ın da eklenmesi gerekiyor. Böylece karkas et alımında bilinen ülke sayısı 11’e yükseliyor.

Tabii özellikle ESK’nın Avrupa’dan yaptığı karkas et ithalatında, Türkiye’ye satış yapan firmalar konusu ayrı bir durum. Bu firmaların içeriği Bülent Tüfenkçi tarafından ticari sır olarak değerlendirilmişti. Ancak USDA’nın raporu ise bize bu konuda ışık tutuyor ve ESK’nın et ithalatı yaptığı firmaların listesini veriyor. İşin ilginç yanı, Bülent Tüfenkçi’nin ‘sır’ dediği bu bilgileri USDA’nın da Türkiye’den, Tarım Bakanlığı sitesinden bulmuş olması. Veteriner hizmetleri/ithalat adresi tıklanıp karkas ithalatı yapılan ülkelere ait dosyalar açıldığında şirket listeleri ortaya çıkıyor. ESK şu firmalardan karkas eti alımı yapıyor.

Türkiye’ye karkas et satan firmalar
Türkiye’ye karkas et satan firmalar

Bu firmaların önemli bir bölümünün uluslar arası alanda sığır, manda, domuz, ve beyaz et alıcısı olduğunu belirtmekte fayda var. Yani Türkiye’ye sattıkları sığır etleri illa faaliyet gösterdikleri ülkeden alınıyor diye bir garanti yok. Tabii bu da kamuoyundaki ‘ithal et helal mi?’ sorusunun cevabı açısından belirsizlik yaratıyor.

Haberdeki verileri özetlersek, Türkiye’nin kırmızı et üretiminin talebe yetişemediğini, devletin fiyatların artmaması için 15 ülkeden canlı hayvan, 11 ülkeden de karkas et aldığını görüyoruz.  Bazı ülkelerden hem canlı hayvan hem de karkas aldığımızı düşünüp sadeleştirirsek, Türkiye 22 ülkenin et pazarı-müşterisi konumunda.

Ve sayı giderek artıyor. Anlaşılıyor ki, Cumhurbaşkanı’nın son dönemdeki ziyaretlerinde hep et ithalatı konusunun gündeme gelmesi boşuna değil. Hükümet, yaklaşan seçim öncesinde vatandaşın refah ölçüsü olarak gördüğü kırmızı et fiyatını düşük tutmak için ithalatta gaza basıyor. Bunu gören ülkeler de bu karlı pazara girmek için balıklama atlıyor.

İçerideki üretici ne oluyor diye sorulacak olursa sayıları 1.1 milyonu bulan üreticilere sübvansiyonlar artırılıyor, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne borçları erteleniyor ve düşük faizli yeni krediler dağıtılarak durum idare edilmeye çalışılıyor. Yine de Türkiye’nin et sorununa kalıcı bir çare bulunamıyor.