Emre Alkin: Evlilik meselesinde buna özenen varsa aklını başına toplasın

Açıkçası 1945-1965 arası kuşağın gençlere verdikleri öğütlerin ne kadar geçersiz olduğunu anlamamaları en önemli sorunlarımızdan. Evlenme konusundaki ısrarcılık da bunlardan biri.

Her şeyden önce günümüz şartlarında bir kadın ve bir erkek yuvayı geçindirmek için çalışmak zorundalar. "Beyim çalışır ben de evde otururum" demek mümkün değil. Buna özenen varsa bence aklını başına toplasın. Herkes çalışmak zorunda.

Çocuk sahibi olmak için ise "çok çalışmak" zorunda. Eğitim masrafları vs dediğimizde ortaya muazzam bir masraf çıkıyor. Bu kadar yüksek işsizlik varken planlanan ne varsa "bıçak sırtında" demektir. TÜİK tarafından açıklanan en son işsizlik yüzde 13.4. Bu oran gençlerde yüzde 25.3 civarında. Peki bu gençler nasıl evlenecekler ? Evlenmek için acele etmemeleri doğal değil mi ?

Elbette doğal. Ancak kendi düzenlerini bir zamanlar kurmuş olan 1945-1964 doğumlular bedava öğüt vermeye devam ediyorlar. Evlenmeden hayata devam etmek isteyenleri "ahlaksız yaşam" talep etmekle suçluyorlar. İnsan kendi gördüğünden başka bir şey olmadığını düşünürse, ancak bu kadar yorum yapabilir. 

Aynı eğilim eski sanayicilerde var. "Gençler neden bizde çalışmak istemiyorlar ?" diye sürekli şikayetteler. Bir de habire "bana presin önünde çalışacak insan lazım" diyenler var. Demek ki hala anlamamışlar. Önümüzdeki on yılda işyerlerinde yapay zekanın daha fazla egemen olacağını öngören gençler, gelecekte kariyer imkânı bulamayacakları işlerde çalışmak istemiyorlar. Bu da meslek edinme konusundaki taleplerinde büyük değişim yaratıyor. Spor, sosyal medya fenomenliği, kendi işine sahip olma gibi eğilimlerin yavaş yavaş arttığını görüyoruz. Öte yandan Uluslararası Çalışma Örgütü’nün istihdam tarifinin günümüz gerçekleriyle fazla uyuşmadığı da anlaşılıyor. Bugün birçok kişi 18 yaşın altında olmasına rağmen teknolojinin olanaklarını kullanarak gelir elde etme imkânına sahip oldular. Tüm bu gelişmeler istihdam ve işsizliğin ölçülmesiyle ilgili yeni yaklaşımlara gereksinim duyduğumuzu gösteriyor. Maalesef gençlerin ne istediğini ve ne durumda olduklarını bilmeden, büyükler ahkam kesmeye devam ediyorlar. 

"Gençler herkesten akıllı...."

Tamam madem "gençler evlensin" diyorlar, o zaman en başta bu hayat pahalılığını ve işsizliğini azaltmakla başlayalım.  Ancak, yaşadığımız gerçeklerden hareketle işsizlik oranlarının kısa vadede tek haneye düşmesini beklemek hayalperestlik. İnşaata dayalı modelde ısrar etmeye devam edersek tek haneli işsizlik için 2023 yılını beklemek zorunda kalacağız. Bunun da bir garantisi olmadığını belirtmek istiyorum. 

Yani bina dikmek, kanal açmak haricinde bir gelecek vaat veremeyen, kadınların çalışması önünde engeller oluşturan bir yaklaşım ortadayken, gençlere "evlenin" denildiği zaman inandırıcılık ortadan tamamen kalkıyor.
Ayrıca insanların birbirine tahammülü kalmadığı, en başta siyasetçilerin gerdiği bu hayatta, geçinme endişesi içinde yaşayan bireylerin müşterek bir hayat sürmelerini beklemek de en hafif ifadeyle "hayalperestlik" oluyor. Ayrıca, ailelerin sürekli olarak evlenen çiftlerin hayatlarının içinde olmaları, maddi yardım yaptıkları için gençlerin üzerinde baskı kurmaları da azımsanmayacak olumsuzlukla arasında. 

Türkiye'de erkeklerin görevi doğdukları günden itibaren "evdekilere bakmak", kadınların ise "evlenip çocuk doğurmak" şeklinde tarif edilirken, gençler bu anlayışa karşı sessiz bir devrim gerçekleştiriyor. Büyükler bu durumu hala "ahlak dışı yaşam" diye tarif etseler de, durum bu değil. Geçen hafta canlı yayına beraber çıktığım bir uzman "bugünkü kazancımla hayatta evlenemezdim" dedi. Erkek veya kadının işini kaybetmesi yuvanın ahengini bozuyor artık. Boşanmaların arkasındaki en önemli gerçeklerden biri de bu işte. Gençler tüm bu detayları dikkatle izliyor ve ona göre davranıyorlar. 

Özetle, "Elalem" denilen tehlikeli grubun baskısına rağmen, özgürlüklerini ilan etmeye başladılar. Bu gelişmenin suçlusunu popüler kültür, televizyon dizileri veya sosyal medyada yani dışarda değil, kendimizde aramamız gerekiyor. 


Bu yazı, Emre Alkin'in kişisel blogundan alınmıştır.