Avrupa’da Ezidi kadın intiharları: IŞİD esareti, 'kirlenmişlik' duygusu ve dışlanma intihara sürüklüyor

Savaşın şiddeti, dışlanma ve iki kültür arasına kalma, Ezidi kadınlarda büyük travmalara neden oluyor. Bu ağır yük, kadınların birçoğunu intihara sürükleyebiliyor. Gelen intihar haberleri nedeniyle gözler bir kez daha Ezidi kadınlara yöneldi. Peki, kadınlar neden intihar ediyor?

İlk olarak Ezidi bir kadının penceresinden Avrupa’daki hayata bakıyoruz.  Mecbure Dündar 13 yaşından bu yana Almanya’da yaşanan Ezidi bir kadın. Geldiği toprakları çok özlediğini ifade ederek, Avrupa’ya hiçbir zaman ait olamadığını söylüyor.

İlk geldiği yıllarda adapte olmada büyük sorunlar yaşadığını belirten Dündar, “Bedenim burada ama ruhum orada. Çok özlüyorum. Buranın havasını sevmedim. Burayı sevemedim. Burada her şey var, ama insanın beyni ruhu orada. Biz oraya aitiz. Artık sadece tatil için memleketime gidiyorum. Çünkü burada beni bekleyen bir hayat var. Mecburen dönüyorum. Döndüğümde de ağlayarak dönüyorum” diyor.

Avrupa’da Ezidi aileler arasında son yıllarda iletişim kopukluğunun yaşanmakta olduğunu anlatan Dündar şöyle devam ediyor:

“Aileler arasında çok ciddi problemler de yaşanıyor. Bazen şiddet oluyor. Eskiden iletişimimiz daha iyiydi. Ama yeni nesil için böyle değil. Herkes kendi dünyasında ve yalnız. Çaresiz buluyorlar kendilerini. Saygı ve sevgi göremiyorlar. Soğuk bir hava var aileler arasında. Bu nedenle intiharlar da yaşanabiliyor. Yalnız hissettikleri için bunu yapıyorlar. Ama birbirimize ulaşmalı, dokunmalıyız. Burada en büyük ilaç bu olacaktır.”

 

Sabriye Sevgat Almanya’da Ezidi Kadın Meclisi’nde çalışma yürüten Ezidi bir kadın. Sevgat, Ezidi toplumunun 1960’larda bu yana Almanya’da yaşamakta olduğunu ifade ederek, her toplumda olduğu gibi Ezidilikte de erkeklerin kendine göre kadınları yönlendirdiklerini anlatıyor.

Kadınların Avrupa’da iki kültür arasında sıkışmış olduğunu anlatan Sevgat, bu sıkışma duygusunun büyük bir çelişkiyi de beraberinde getirdiği ekliyor.

Kadınların bir taraftan çağdaş ve güçlü göründüğünü belirten Sevgat, “Eve geldiğinde başka bir kişilik oluyorsun. Başka bir ülkede yaşıyorsun, başka bir kültürde yaşıyorsun. Bizim toplumumuz açık bir toplum değil. Bazı durumlar tabu olarak kalıyor. Örneğin evlilik öncesi birliktelik çok ciddi bir tabu. Böyle bir şey yaşandığında ailenin ismi kirleniyor” diye ifade ediyor.

Sevgat da son dönemlerde özellikle Almanya’da Ezidi kadınlar arasında intiharların yaşanmakta olduğunu söylüyor:

“İntiharlar her yaş grubundaki ve her sosyal kesimdeki kadınlar arasında yaşanabiliyor. Bir sınırlaması da yok. Beş yıl önce daha çok gençler arasında yaygın olarak görülüyordu. Bir ara durdu. Ama son bir yıldır yine başladı. Şimdi çoğunlukla savaş sonrası Avrupa’ya gelen kadınlar arasında intiharların yaşandığını biliyoruz. Fakat uzun yıllardır burada olan kadınlar da intihar ediyor.”

Sevgat IŞİD esaretinden kurtulan kadınların uğradıkları cinsel saldırı sonrasında ‘kirlenmiş’ diye suçlandığına dikkat çekerek, “Bu katliamlar yaşanırken biz Ezidi kadınlar büyük bir direniş sergiledik. IŞİD tarafında kaçırılan bütün kadınlar kirlenmiş deniyordu. Biz bu söze karşı isyana kalktık. Çoğu Ezidi kadın gömleklerini yırttı ve ‘Eğer o kadınlar kirlenmişse biz de kirlenmişiz’ dedi. Kadın direnişine erkek gücü karşı koyamadı. Biz radikal olarak erkeklere karşı çıktık. Bu nedenle Ezidi toplumu IŞİD’ten kurtulan kadınlara çok büyük değer veriyor” diye ifade ediyor.

IŞİD esaretinden sonra Almanya’ya gelen kadınlarla ilgili birçok çalışmada yer alan Gül Güzel ise intiharların daha çok savaş travmasını atlatamayan kadınlar arasında yayıldığına dikkat çekiyor.

Güzel’e göre Ezidi toplumunda savaş travması yaşayan kadınlar dışlanıyor. Bir kadının cinsel saldırıya uğramasının, onun dışlanması için yeterli bir sebep olduğunu ekleyen Güzel sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Cinsel saldırıya maruz kalmaları, kendi toplumlarında sıkça yüzlerine vuruluyor. Kadınlar burada tamamen yalnızlaşıyorlar. Kendileri burada ama ruhları kendi topraklarında. Ezidi kadınlar dışardan gelen insanlara pek güvenmiyor ve yaşadıkları çoğu şey onlarla kalıyor. Teke tek görüştüğümüz insanlarla ancak konuşabiliyoruz. Yaşadıklarını ancak böyle anlatabiliyorlar” diyor.

 

Güzel, aynı zamanda kadınların savaş sırasında yaşadıkları olayları da atlatamadığının altını çizerek, “Birçok kadın ağır işkenceler yaşamış.  Gözlerinin önünde çocukları öldürülmüş. Buraya gelen birçok kadın psikolojik desteği kabul etmiyor. Bu çok ağır bir yük. Bu durum da intiharları tetikleyen önemli bir neden” sözleriyle soruna dikkat çekiyor.

Sosyolog Fle Jiyan’a göre ise Avrupa’da yaşanan intiharların en büyük nedeni, kadınların yeni bir hayata adapte olamaması. Jiyan; IŞİD esaretinden kurtulan kadınların cinsel saldırıya maruz kalmalarından dolayı kendilerini suçlu hissettiklerine dikkat çekiyor.

Kadınların ruhsal ve bedensel olarak kendilerinden uzaklaşmış olduğuna dikkat çeken Jiyan, “Bu yüzden kendi dini ritüelleriyle temizleniyorlar. Bu yöntem onları çok rahatlatıyor. Ritüellerle arınma yöntemi daha çok Şengal ve çevresinde yapılıyor. Ama Avrupa’da da buna benzer bir yöntem geliştirebilirler” diyor.

Kadınların savaştan önce bir hayatlarının var olduğunu söyleyen Jiyan şu çözümü öneriyor:

“Bu esaret, onların hayatlarını tamamen değiştiriyor. Avrupa’ya gelince tekrardan yeni bir hayatın içine giriyorlar. Bana kalırsa iyileşmeleri için eski hayatlarına dönmeleri daha iyi. Bence intiharların esas sebebi eski hayatlarına dönememeleri ve yeni bir hayata zorlanmaları. Şengal’e yakın kalsalar daha çabuk iyileşirler diye düşünüyorum. Ancak oraya değil de Avrupa’ya geliyorlar, burada yeni bir hayat var. Bu insanlar hem travmalarını atlatmaya çalışıyor hem de yeni bir hayata adapte olmaya çalışıyor. Buraya gelmesinler de demek istemiyorum. Yeni bir hayata alışabilirler ama travmalarını burada atlatamazlar.”