'Ezidiler Kürtler arası çelişki ve çatışmanın kurbanı mı oluyor?' - Fehim Taştekin

Irak merkezi hükümeti ile Irak Kürdistan Bölgesi arasında 9 Ekim’de imzalanan Şengal Anlaşması kapsamında YBŞ  (Şengal Asayiş Birlikleri) ve YJŞ’nin (Şengal Kadın Birlikleri) bölgeden ayrıldığı açıklandı.

Şengal Anlaşması gereği YBŞ birlikleri yerlerini Irak Federal Polisine devretmeye başlamıştı. Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı'ndan yapılan açıklamada "Tüm silahlı yapılar, Sincar'ı terk etti" ifadelerine yer verildi. 

Eziler’in bu anlaşmayı “Şengal’in kaderi bize sorulmadan kararlaştırıldı” olarak yorumladığını ifade eden Fehim Taştekin, BBC Türkçe için 3 Ağustos 2014 KDP’nin bölgeden ayrılışı ve İŞİD katliamından bu yana Şengal’de değişen siyasi ve askeri dönüm noktalarını kaleme aldı. 

ABD ve Türkiye’nin Şengal’de hesaplarının nasıl birleştiğini maddeleyen Taştekin, bunları şöyle sıralıyor:

"Şengal'in ikinci bir Kandil'e dönüştürmesine izin vermeyeceğini" açıklayan Türkiye'nin hem Bağdat hem Erbil üzerinde kurduğu baskıların etkili olduğunu düşünülüyor. Ankara anlaşmadan memnun ve gelişmeleri yakından izliyor. Türkiye, hava saldırılarının yanı sıra PKK'nin geçişlerini önlemek için Ovaköy'den alternatif sınır kapısı açıp Tel Afer'e kadar 'emniyet koridoru' oluşturma planıyla Bağdat'ı sıkıştırıyordu.

Amerikan yönetimi birkaç nedenle bu anlaşmayı destekliyor: Haşdi Şabi'yi bitirmek, İran'ın etkisini sınırlamak ve Tanaf'tan Şengal'e kadar bütün Suriye-Irak sınırını kontrol altına almak. Bir nevi Sünni üçgenini aslına döndürmeye odaklı bir tür bir hedef Ankara'nın koridor planıyla da belli açılardan örtüşüyor. Bu çakışmada tek sorun ABD'nin Suriye tarafında YPG'ye desteğini sürdürmesi. Washington, Suriye'de Türkiye'yi dizginlemek için diğer alanlarda PKK'ye karşı askeri hareketleri destekliyor. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joey Hood, 19 Ağustos'ta ABD-Irak Stratejik Anlaşma müzakereleri ile ilgili bilgi verirken PKK'nin Şengal'deki varlığı hakkında Irak ve Türkiye'nin birlikte çalıştığını görmek istediklerini söylemişti. 

Peşmerge'yi Şengal'e döndüremeyen KDP'nin önceliği ise PKK'nin bölgeden uzaklaştırılması. PKK girdiği yerde KDP'nin sosyal-siyasal nüfuz alanlarını daraltıyor. PKK'nin tehdit olarak algılanması Türkiye ile işbirliğini kolaylaştırıyor. 

Bağdat ise Kürtler arası çelişkiyi merkezin kontrolün tesisi için fırsat olarak değerlendiriyor. Ayrıca fiili durum devam ederse kuzeyde onlarca askeri üs ve nokta kurmuş olan Türkiye'nin masaya koyduğu koridor için harekete geçeceğinden korkuyor. Şengal'e Irak güçlerinin girmesi olası Türk müdahalesinin önlenmesi anlamına geliyor.”

Peki Eziler tüm bu olup bitenle ilgili ne düşünüyor? Onların talepleri neler ve Bağdat Ezidilerin taleplerini görmezden gelebilir mi?

Kürt gazeteci Sıddık Şükrü YBŞ'nin merkez güçleri karşısındaki tepkisizliğini "Aralarında zımni bir anlaşma var sanki" diye yorumluyor. Şükrü anlaşmaya karşı çıkan Ezidi heyetinin Bağdat'ta fevkalade sıcak karşılandığını ama kaygıları giderecek nasıl bir yol izleneceğinin henüz bilinmediğini belirtiyor: 

"Ezidiler ister Arap ister Kürt olsun Sünni güçlerin kendilerini koruyacaklarına inanmıyorlar. KDP'ye güven kalmadı. Asayiş ve idare açısından kendi kendilerini idare ediyorlar. Fiilen özerklik var. Şimdi idari ve savunma açısından özerk statü istiyorlar. Irak hükümeti muhtemelen YBŞ'ye müdahale etmeyecek ama nasıl bir statü vereceği belli değil. Özerk idareye de bir süre dokunmazlar. Zaten Musul Valiliği'nin Şengal'de idari faaliyeti yok. Ama bundan sonra olabilir." 

PKK Nisan 2018'de Bağdat'a heyet gönderip Şengal'le ilgili karşılıklı anlayışı tesis eden zımni bir mutabakat sağlamıştı.

Şükrü, Bağdat'ı bu mutabakatın aksine harekete geçiren üç temel faktöre değiniyor: Türkiye'nin tehditleri, ABD'nin baskısı ve KDP'nin talebi.

Şükrü oluşan dengeyi şöyle açıklıyor: 

"Irak gücü gitmeseydi Türkiye gidecekti. Bunun için hazırlıkları vardı. (Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı) Hakan Fidan bu mesajı Bağdat'a iletti. Evet Ezidilerle ilgili dünyada ciddi bir duyarlılık oluştu. Ama Türkiye tepkileri umursamıyor. Afrin ve Serê Kaniye'de umursamadığı gibi.

Belki doğrudan kendi askerlerini alana sokarak bunu yapmayacaktı. Peşmerge, Roj Peşmergesi ve (Başika üssünde eğitilen Sünni gücü) Haşd el Vatani ile yapacaktı. Kendisi bu hareketi planlayıp, organize edip havadan bombardıman desteği verecekti. ABD'ye de 'Şengal'in ikinci Kandil olmasına izin vermeyeceğiz' diyerek bu planı kabul ettirdi. Türkiye bu hatta girip Rojava'ya buradan yürümek istiyordu. Bağdat işte bu temelde hareket etti. Irak ordusu oraya gittikten sonra Türkiye bu adımı atamaz."

Şükrü, KDP'nin altı yılda neden güven tesis edemediğine dair şunları söylüyor: 

"Bunun için Şengal'i DAİŞ'ten (IŞİD) kurtarması ve yaraları sarması gerekirdi. Ama Ezidilerin imdadına giden PKK'ye terörist diyerek karşı çıktı. Roj Peşmergeleri'ni bölgeye sokmaya kalkıştı. Türkiye'nin hava saldırılarında insanlar şehit düştü. İstihbaratı kim veriyor? KDP. Bu kaygıları daha da artırdı. KDP, Ezidilere yakınlaşmak yerine üzerlerinde baskıya artırdı. Gözdağı verdi. Kendinden başka bir gücü kabul etmiyor. Onlar da KDP'yi kabul etmiyor. Kaygılılar, o yüzden kendileri örgütlendiler. Bu saatten sonra KDP kaybetmiştir. Kaybettiği için de Bağdat'a gidip ittifak kurdu. Şengal'e dönemeyeceklerini, dönseler de marjinal kalacaklarını biliyorlar. Kontrol altına alamadığı bir yerin kendisi dışındaki Kürtlerin değil Irak'ın elinde olmasını istedi. Türkiye de memnun."

Şükrü'nün Kürtler arası iç çelişkilere dair öngörüsü şöyle: 

"KDP uzun süredir Ezidiler içinde örgütleniyordu. İnsanlar ekonomik olarak muhtaçtılar. Devlet yok, hükümet yok. Bu sayede KDP örgütlenebildi. KYB dahil diğer partiler de vardı ama bunlar pasifti. Ezidiler şimdi KDP ve PKK çizgisinde bölünmüş durumdalar. Eski Peşmergeler, şeyhler, mirler KDP'ye yakın. KDP onlara yardım ediyor. Yeni nesiller KDP'ye inanmıyor. O yüzden PKK hızla gelişti. Bu mesele sadece Şengal'le sınırlı değil. PKK'nin ovada gelişmesi KDP için tehlikeli. Türkiye operasyon yaptıkça PKK ovaya iniyor. Bu durumda KDP hem alan hem de kitle kaybediyor. Kürdistan'daki insanların PKK'yle ilgili algısı da zamanla değişti. Bu yüzden KDP korkuyor. Halk KDP'nin Türkiye ile birlikte hareket etmesinden rahatsız. Kürtler Afrin ve Serê Kaniye'nin işgalini kabul etmedi. Türk devletine karşı tepki, KDP'ye de yöneliyor. Şimdi Şengal'de çatışma çıkarsa PKK buna karşılık verir. Türkiye saldırırsa zaten savaşa girer. Çünkü Şengal'i kırmızı çizgiye dönüştürmüş durumdalar."

Sosyolog Azad Barış ise Ezidilerin özerklik istemesinin altında yatan nedenlerdeki tarihsel devamlılığına dikkat çekiyor. 

Barış, "Kürtlerin tarihi, toplumsal ve dinsel meselelere dayalı ev içi meselesi çözülmüş değil" diyor ve ekliyor:

"Sünni Kürtler, Ezidileri iblisin takipçileri, İslam'dan sapmış bir tarikatın mensupları olarak gördükleri için onlara karşı her şeyi mubah sayıyorlar. Erbil'de sadece Ezidilerin gidip alışveriş yaptığı bir pazar var; onlardan başka kimse adım atmıyor. Çünkü Ezidilerin ürünlerini haram sayıyorlar."

Barış bir Ezidi olarak Erbil-Bağdat ortak planına itirazını "73'üncü fermandan sonra bile Ezidileri hala görmeyen, kaygılarını hesaba katmayan hegemonik bir plan uygulanıyor. KDP kendini Şengal'in sahibi olarak görüyor, burayı PKK'ye kaptırmak istemiyor. Bağdat'la anlaşma bunun bir sonucu. Ezidiler Kürtler arası çelişki ve çatışmanın kurbanı oluyor" sözleriyle dile getiriyor.

Barış, Ezidilerin ne istediğini şöyle anlatıyor: 

"Vatikan benzeri inanç temelli bir özerklik istiyorlar. Elbette istedikleri bir devlet değil. Bağdat'a gidenler Ezidileri görmeyen bir anlaşmanın hayata geçemeyeceğini söylediler. 'Bir Şengal vilayeti kuralım, Musul'a bağlı kalmasın, valisini seçimle belirleyelim, emniyet müdürü, polisi, bürokratı bizden olsun' dediler.

Daha sonra Sinunê'de toplanarak, KDP'nin ruhani meclise seçtirdiği yeni Baba Şeyh Ali İlyas'a bir çağrı yaptılar. Anlaşmayı yok saydıklarını belirtip 'Sözcümüz ol' dediler. Yanıt yok tabii. Ezidiler içinde yaygın olan duygu şudur: Bu plan 73'üncü fermanın tamamlanmasıdır. Bizi satanlar tekrar kurtarıcı meleğimiz olduklarını söylemesinler."

Kasım Şeşo'nun da Ezidilerin iç işlerine karışılmasını protesto ederek KDP'den ayrıldığını belirten Barış, farklı saflarda yer alan Ezidilerin 2017'deki çatışmadan ders alarak bir daha karşı karşıya gelmeyeceğine inanıyor. Barış Irak hükümetinin de planın tatbikinde dikkatli olacağını öngörüyor: 

"Arap aşiretleri 2014'ten sonra yaşananlardan utanç duyuyor. Merkezi hükümetin bu utançla Ezidilerin üzerine gideceğini düşünmüyorum. YBŞ'ye maaş ödüyorlardı. Bu yapıyı biliyorlar. Merkezi hükümetin Ezidilere karşı olumsuz bir tutumu yok. Normalde Ezidilerin kendilerini yönetmesine karşı çıkmayabilirlerdi. Ama anlaşmanın arkasında Türkiye ve ABD'nin dayatmaları var."

IŞİD sonrası dönem Ezidiler için "fermanın" artçı etkileriyle dolu. Bu yüzden Şengal'den uzaklarda sığınmacı çadırlarına mahkum olmuş Ezidiler "aziz" bildikleri topraklarına dönemiyor. Yeni bir ferman görmeden güven içinde yaşama umutları, Kürtler arası iç hesaplaşmalar ve bölgesel güçlerin planlarını aşamıyor.

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz