Nis 15 2019

F-35 krizi sürerken ABD'den Yunanistan hamlesi - Alexis Papahelas

Doğu Akdeniz jeopolitik peyzajındaki önemli gelişmelerin ışığında, bugünlerde en çok ihtiyacımız olan şey ihtiyat ve daha çok ihtiyat.

Yunanistan ve Kıbrıs bugüne kadar kartlarını iyi oynadılar, ancak bundan sonra aşırıya kaçmamaları gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'den gelen mesajlar güçlü ve olumlu.

ABD Kongresi’nin etkili üyeleri tarafından gerçekleştirilen girişimlerin -özellikle Kongre’nin dış politika oluşturma konusundaki etkisini arttırmaya çalıştığı bir dönemde- önemli bir etkisi ve tarihi önemi var. Bununla birlikte, bunların henüz ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından kabul edilmemiş kanun taslakları olduğunu aklımızda tutmalıyız.

F-35 savaş uçaklarının teslimine ilişkin Washington ile Ankara arasındaki soğukluk, bir uzlaşma sağlanamadığı sürece iki NATO müttefiki arasındaki bağların aşırı ısınmasına neden olabilir. Bu arada, etkili çevrelerde zemin bulmaya başlayan algı, Yunanistan'ın (ve kısmen Kıbrıs'ın) ön saflara alınabileceği ve bu şekilde Amerika'nın çıkarları için Türkiye'nin ikame edilebileceği yönünde.

Başka bir deyişle, yetkililer ABD'nin İncirlik'ten Yunanistan'daki bir üsse geçip geçemeyeceğini açıkça tartışıyor. Bu arada, Yunan-Amerikan askeri işbirliği konusunda, çoğunlukla gizli de olsa pek çok konuda ilerleme kaydedildi. Yakında sorulacak olan soru ise, Atina'nın bu bölümü oynamak için gereken şeylere sahip olup olmadığı ve karşılığında ne talep etmesi gerektiği.

Washington hamleler yapıyor. Örneğin, ABD askeri gemileri ilk defa düzenli olarak On İki Ada çevresinde yelken açarken, Yunanistan ile ortak tatbikata katılan ABD uçakları, Türkiye'nin Yunanistan hava sahasına itiraz ettiği bölgelerde uçuyor. Bununla birlikte, Atina, F-16 üretiminin büyük bir bölümünün Yunanistan'a devredilmesi ve modern ekipman tedarikine dahil olmak gibi diğer iddialı hedeflerin peşinden gidebilir ve gitmeye de mecburdur.

Ancak, geniş çerçevede gelecek ile ilgili herhangi bir sonuca varamıyoruz. Washington’daki Doğu Akdeniz uzmanları dahi, işlerin nasıl gelişeceği hakkında net bir fikre sahip değiller. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan siyasi ve jeopolitik düzeyde ne kadar baskı hissederse durum o kadar tehlikeli hale gelecektir.

Şu ana kadar çok da kötü idare etmedik, çünkü Atina’nın tutumu iç gelişmelerden ya da çatışmalardan etkilenmedi ve de tutarlıydı. Yeni nesil diaspora liderleri oyunu nasıl oynayacağını ve sonuçları nasıl elde edeceğini biliyor.

Ancak mevcut hükümetin, Panos Kammenos'un Savunma Bakanlığı ve koalisyon ortaklığından ayrılmasından ve SYRIZA çekirdeğinin seçimlerdeki üstünlüğünün şüpheli hale gelmesinden sonra, ekstra bir adım atması oldukça zor. Bir sonraki hükümet tarihi kararlar almak zorunda kalacak. Oraya varana kadar, bolca sağduyu tavsiye ediyoruz.

Ekathimerini'deki çevirinin orijinali için tıklayın

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar