Fed kararı sonrası Türkiye gibi gelişen ülkeleri ne bekliyor?

Fed faizi artırıp, genişlemeci para politikası dönemini sonlandırdı. Peki Türkiye gibi gelişen ülkeleri ne bekliyor? Ekonomist Mahfi Eğilmez, BBC Türkçe için yazdı. 

"ABD Merkez Bankası Fed'in Açık Piyasa İşlemleri Komitesi (FOMC) faizi 0,25 puan artırma kararı aldı. Bu karar öncesinde piyasada Fed'in faiz artırımı yapacağına ilişkin beklentiler yüzde 100 düzeyine çıkmıştı.

Fed, bu kararıyla bir kez daha Merkez Bankası'nın sürprize yer vermeden karar alarak beklenti yönetimini olumlu yönde kullanması gereğinin dersini vermiş oldu.

Özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın Fed karşıtı bazı açıklamalarının yarattığı tereddütler de bu yolla aşılmış oldu.

Gelinen aşamada ABD ekonomisi ve Fed hedefleri açısından durum şöyle görünüyor:

  1. Faiz 1,75 - 2,00 aralığından 2,00 - 2,25 aralığına yükselmiş oldu.
  2. Yılsonuna kadar bir kez daha faiz artırımı yapılması neredeyse kesinleşmiş görünüyor.
  3. Enflasyon, ulaştığı yüzde 2,1 oranıyla, uzun vadeli hedefin (yüzde 2,0) üzerine çıkmış bulunuyor.
  4. ABD ekonomisi büyüme oranında yüzde 2,5 düzeyini aşarak potansiyel büyüme oranını geçmiş görünüyor.
  5. İstihdam ciddi toparlanma sergiliyor, işsizlik eldeki son veriye göre yüzde 3,9 oranına gerilemiş bulunuyor. Bu oran, ABD için doğal işsizlik oranı olarak kabul edilen düzey olan yüzde 4 oranının altındaki bir düzeye işaret ediyor.
  6. Fed'in bilanço küçültme operasyonu planlandığı gibi devam ediyor.

Fed Açık Piyasa İşlemleri Komitesi üyelerinin ekonomik göstergelere ve gelişmelere ilişkin ortalama tahminleri de şöyle açıklandı (parantez içindeki oranlar üyelerin önceki ortalama tahminlerini gösteriyor.

Fed'in açıkladığı makroekonomik tahminler

 

2018

2019

2020

2021

Uzun dönem

Büyüme (%)

3,1 (2,8)

2,5 (2,4)

2,0 (2,0)

1,8

1,8

İşsizlik (%)

3,7 (3,6)

3,5 (3,5)

3,5 (3,5)

3,7

4,5

Enflasyon (%)

2,1 (2,1)

2,0 (2,1)

2,1 (2,1)

2,1

2,0

Faiz oranı (%)

2,4

3,1

3,4

3,4

3,0

 

 

Görüleceği gibi Fed Açık Piyasa İşlemleri Komitesi üyelerinin tahminleri ABD ekonomisinin artık krizden uzaklaştığını ortaya koyuyor.

2018 yılı için büyüme beklentisi (yüzde 3,1) potansiyel büyüme oranının da üstünde bulunuyor.

İşsizlik oranının önümüzdeki iki yılda yüzde 3,5 oranında kalması bu iki yılda ABD ekonomisinde işsizlik oranının doğal işsizlik oranının bile altında kalacağı beklentisini ifade ediyor ki bu da istihdam açısından çok güçlü bir gelişme beklentisini ortaya koyuyor.

Enflasyonun beklentinin üzerine çıkma olasılığı da tahminler içinde.

Dolayısıyla bu görünüm faiz artırımlarının enflasyonist baskıyı engellemeye yönelecek şekilde ayarlanacağını gösteriyor.

Bu çerçevede üyelerin 2018 yılının kalan bölümü için bir kez daha faiz artırımı öngörmeleri normal kabul edilmeli.

Üyelerin çoğu, 2019 yılı için de 3 kez faiz artırımı yapılması gerektiği görüşündeler.

Bir yandan bu yıl için bir kez daha ve gelecek yıl için üç kez faiz artırımı konusunun üyelerce öngörülmesi, bir yandan da bilanço küçültme operasyonuna artan miktarlarda devam edilmesi piyasalarda likidite sıkılaşmasının artmasına yol açacak.

Fed, 2013 yılı ilkbaharında o zamanki Başkan Ben Bernanke'nin açıkladığı plana uygun olarak yoluna devam ediyor.

Bir yandan dağıttığı paraları geri çekiyor, bir yandan da faizi artırarak para politikasını sıkılaştırıyor.

Plana uygun olarak 2017 yılının son 3 ayında piyasadan toplam 30 milyar dolar çekildi.

2018 yılında 420, 2019 ve 2020 yıllarında 600'er, 2021 yılında da 400 milyar dolar daha çekilecek.

Böylece Fed, bilançosunu, küresel kriz sonrasında ulaştığı 4,5 trilyon dolar düzeyinden 2,5 trilyon dolar dolayına düşürmüş olacak.

Bernanke, 2013 yılının ilkbaharında likidite bolluğunun sonunun yakında geleceğini açıkladığında bu konuyu ciddiye alarak uzun vadeli önlemlere girişen ekonomiler bugün daha rahat konumdalar.

Türkiye, kırılgan beşli arasında kabul edildiği halde, bu konuda faiz artırımı gibi kısa vadeli önlemlerle yetinip daha köklü önlemler almayan ekonomilerin başındaydı.

O nedenle de son üç yıldır en fazla değer yitiren para TL oldu.

Fed'in piyasalara dağıttığı dolarları geri çekmesinin yarattığı likidite daralmasının yanı sıra faizi de artırması dünyadaki fonların ABD'ye yönlenmesine yol açıyor.

Kriz sırasında ABD ekonomisinde risk yüksek faiz düşüktü ve fonları yönetenler bu fonları riski yüksek faizi de yüksek ekonomilere yöneltmeyi tercih ediyorlardı.

Geldiğimiz aşamada ABD ekonomisinde riskler düştü, faizler de yükselmeye devam ediyor.

Bu durumda fon yöneticilerinin yönettikleri fonları yatırmak için ABD ekonomisini tercih etmeleri doğal bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor."