Merkez Bankası'ndan iki yıl sonra gelen faiz artırımı kurdaki yükselişi durdurabilir mi?

Dolar ve Euro/TL'de tüm zamanların rekorunun kırılmasının ardından Merkez Bankası, tam iki yıl sonra ilk kez politika faizini 200 baz puan artırarak yüzde 10.25 seviyesine yükseltti.

Merkez, Eylül 2018'den bu yana faiz indirimi veya sabit tutma politikasını benimsiyordu.

Dolar/TL'de 7,70 seviyeleri görülürken, Euro/TL'de ise 9.00 lira bandına ulaşılmıştı.

Merkez'in faiz artırımı kararı sonrası kurda çok sert değişikler gözleniyor. Türk lirası uzun zaman sonra ilk defa yabancı para cinsine karşı değer kazanmaya başladı. 

Saat 14.10 itibarıyla dolar/TL 7,60 seviyelerine kadar gerilerken, Euro/TL'de de 8,88 seviyeleri görüldü.

Piyasa beklentisi faizlerde değişikliğe gidilmeyeceği, ancak ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin artırılabileceği yönündeydi.

Ağustos ayında son kur şokundan sonra piyasada Merkez Bankası'ndan ciddi şekilde bir faiz artırımı beklentisi oluşurken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hamdolsun, daha da inşallah düşecek (faiz). Çünkü bütün arzumuz, isteğimiz bu ülkede yatırımcı çok daha rahat, güçlü bir şekilde yatırımlarını yapabilsin" diye konuşmuştu.

Ekonomistler kararı sürpriz olarak değerlendirirken, faiz artırımına rağmen kurdaki yükselişin uzun vadede önlenemeyeceği görüşünü dile getiriyorlar.

Uğur Gürses ise, "İhale ile piyasada yüzde 11'lerde oluşturduğu repo faizini resmi olarak yüzde 10.25 olarak belirlemesi 'sıkılaşma' mı oldu şimdi?" sorusunu gündeme getirdi.

Gürses, "Aynı likidite devam ederse (repo*10.25 + O/N * 11.75) üzerinden, ortalama fonlama faizi değişmez: yüzde 10.60 civarında kalır. Fiili olanı resmi hale getirdi Merkez Bankası. Kur politikası da para politikası da "arka kapı" yöntemleri ile yürütülür oldu. Çok yazık" diye yazdı.

CHP'li Aykut Erdoğdu ve İyi Parti Genel İdare Kurulu üyesi Ümit Özlale, Merkez Bankası'nın açıkladığı faiz kararını Barış Soydan'a değerlendirdi.

Merkez Bankası’nın kararını T24’ten Barış Soydan'a değerlendiren, aynı zamanda ekonomist kimliği de bulunan CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, alınan kararın piyasanın beklentisinin dışında olduğunu, düşen dolar kurundan bazı kesimlere bir fırsat yaratıldığını söyledi.

“Zamanında faiz artırmadılar, Türkiye’nin 100 milyar doları gitti” diyen Erdoğdu, Merkez Bankası’nın daha önce doların 7 lirayı bulmaması için milyarlarca dolar sattığını hatırlatarak, “Geldiğmiz noktada şu an 7.70, 30 dakikada 7.60’a indirdiler. 30 dakika sonra da ne olacağını bilmiyoruz. İktidar sahiplerinin Türkiye ve yurt dışında yüz milyarlarca doları olduğunu biliyoruz. Bu ülkenin ekonomik kaderi, bunların spekülatif karlarına emanet edilemez“ ifadesini kullandı.

Erdoğdu, kurdaki yükselişin önlenemeyeceğini çünkü kimsenin iktidara güvenmediğini ifade etti. 

İyi Parti Genel İdare Kurulu üyesi Ümit Özlale de MB kararının doğru olduğunu ancak bunun burada sınırlı kalmayacağını söyledi. Merkez Bankası’nın yılsonu enflasyon beklentisinin 11,5 olduğunu hatırlatan Özlale, “Yıl sonu enflasyon beklentisi bu olan bir ekonomide sizin faizleri hala bu beklentinin altına koyduğunuz bir para politiası tekrar kur üzerinde bir baskı yaratacaktır. İtibarlı bir program açıklamadığınız sürece hem yerli hem yabancı yatırımcıda güven tesis edecek bir program açıklamadığınız sürece Türkiye ekonomisinin eksi reel faizlerle günü idare etme lüksü yok” diye konuştu. 

Merkez Bankası’nın kararının sürpriz olarak niteleyen Ümit Özlale, “Merkez Bankası'nın örtülü faiz artışlarına gittiği bir döneme girdiğimizi söyleyebiliriz “ dedi. 

İYİ Partili Lütfü Türkkan da, faiz artırıyor diye Merkez Bankası Başkanı'nın görevden alındığı zamana atıf yapan bir paylaşım yaptı.

Mevcut durumda bir hafta vadeli repo ihalelerinin faizi yüzde 10.25 seviyesine, Merkez Bankası'nın borç verme faizi yüzde 11.75, geç likidite penceresi (GLP) faizi yüzde 13.25 seviyesine yükseldi.

Merkez Bankası'nın internet sitesinde yer alan karar metninde, küresel ekonomide üçüncü çeyrekte kısmi toparlanma sinyalleri gözlenmekle beraber toparlanmaya ilişkin belirsizliklerin yüksek bir seyir izlediği belirtildi.

İktisadi faaliyette kademeli normalleşme adımları ve güçlü kredi ivmesinin desteğiyle üçüncü çeyrekte belirgin bir toparlanma gözlendiği belirtilen karar metninde, "Salgın hastalığa bağlı gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerinin sınırlandırılması amacıyla yakın dönemde uygulamaya konulan parasal ve mali tedbirler, ekonominin üretim potansiyelini destekleyerek finansal istikrara ve iktisadi faaliyetteki toparlanma sürecine katkıda bulunmuştur" dendi.

Karar metninin devamı şu şekilde:

"Son dönemde ticari kredilerde gözlenen normalleşme eğilimi bireysel kredilerde de başlamıştır. Ertelenmiş talebe ve salgın tedbirleri kapsamında uygulanan likidite ve kredi politikalarına bağlı olarak ithalatta gözlenen canlanmanın, bu politika tedbirlerinin kademeli olarak azaltılmasıyla dengelenmesi beklenmektedir. Turizm gelirlerinde salgın hastalığa bağlı olarak gözlenen düşüşe rağmen seyahat kısıtlamalarının hafifletilmesiyle kısmi bir iyileşme başlamıştır. Mal ihracatındaki toparlanma, emtia fiyatlarının görece düşük seviyeleri ve reel kur düzeyi önümüzdeki dönemde cari işlemler dengesini destekleyecektir.

Enflasyon üzerinde etkili olan salgına bağlı arz yönlü unsurların, normalleşme sürecinde kademeli olarak ortadan kalkacağı ve talep yönlü dezenflasyonist etkilerin daha belirgin hale geleceği öngörülmüştü. Ancak, güçlü kredi ivmesiyle ekonomide sağlanan hızlı toparlanma ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler neticesinde enflasyon öngörülenden daha yüksek bir seyir izlemiştir. Enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve enflasyon görünümüne yönelik risklerin sınırlanması amacıyla Ağustos ayından itibaren atılan sıkılaştırma adımlarının güçlendirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda Kurul, dezenflasyon sürecini yeniden tesis etmek ve fiyat istikrarını desteklemek amacıyla politika faizinin 200 baz puan yükseltilmesine karar vermiştir.

Kurul, enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığının, ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığını değerlendirmektedir. Enflasyondaki düşüşün hedeflenen patika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, parasal duruş ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirlenecektir. Merkez Bankası fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir."