Emre Alkin: Fed gevşeyebilir ama biz gevşemeyelim

Yeni bir işlem haftasına başlarken yine gündemde birçok konu var.  Açıkçası sakin geçirdiğimiz bir haftayı hatırlamaya çalışıyorum ama başaramıyorum. 

Geçen haftaya önce Suudi Arabistan'daki saldırılarla başladık, sonra da Fed'in faiz kararıyla devam ettik. Bu hafta da New York'taki Birleşmiş Milletler Zirvesi var. Yakından takip ediyoruz. 

Geçen hafta Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yapılan saldırıların yan etkilerini piyasaların şimdilik üzerinden attığını görüyorum. Bizim de ithal ettiğimiz Brent Tipi Ham Petrolün varil fiyatı korkulduğu gibi geçen yılın Ekim ayındaki 80 Dolar seviyesine doğru bir yürüyüşe başlamadan geriye doğru geldi. ABD'nin İran Ulusal Bankası'na olan yaptırımları haricinde başka yaptırımlar, hatta bir askeri müdahale söz konusu olmazsa, Birleşmiş Milletler Zirvesi devam ederken sular fazla ısınmayacak demektir. Elbette, şu anki konjonktürde beş dakika sonra ne olacağını kestirmek zor.

Diğer taraftan Fed'in faizleri 25 baz puan indirmesinden hemen sonra Trump'ın yaptığı sert açıklamaların biraz yumuşadığına şahitlik ettik. "Powell'in yeri sağlam ama daha fazla indirmeliydi" şeklinde bir açıklama ortalığın sakinleştiğini gösteriyor. Büyük ihtimalle Trump ya da ekibi, sadece Amerikalının parası olmayan, gerçekte uluslararası bir değiş-tokuş, değer saklama aracı olan Doların faizleri düşürerek değer kaybetmesinin imkansız olduğunu kavradılar. Böyle ümit ediyorum. 

"Tekrar gevşersek fırsatı kaçırırız..."

Daha önceki raporlarımda bahsettiğim gibi, Fed'in faiz düşürmesi orta vadede risklerin arttığına dair algıyı artıracak bir gelişme. Bu sebeple ellerindeki aktifleri satma konusunda tereddütte olan yatırımcılar, bu gelişmeyle kanaatlerini güçlendirebilirler. Bu durumda daha az para bağlanarak yapılan işlemler volatiliteyi artırdığı gibi, satışlardan elde ettiği likiditeyi dolarda değerlendirmek isteyenler sebebiyle parite hızla düşebilir. 

Bu durumu tersine çevirecek tek gelişme Fed'in tekrar parasal genişlemeye geçiş yapması olur. Ancak bunun da birçok komplikasyon yapacağı konusunda endişelerim var. Küresel olarak paranın bollaşması, gelişen ülkeler kadar AB gibi sorunlu olan bölgelerde bir gevşeme yaratabilir. Halbuki hem Türkiye'nin hem de diğer ülkelerin yapacağı çok ev ödevi var. Yeni bir para bolluğu, yapısal değişiklik adına atılan adımların tekrar ertelenmesine sebep olabilir. Süreci yakından takip etmekte fayda olduğunu düşünüyorum.

Bu yazı Prof. Dr. Emre Alkin'in kişisel blogundan alınmıştır